İnsanların dikkatini kendilerine, sürekli saldırganlık ve vahşet üreten yüreklerindeki o karanlık bölgeye çekmeliydim. Çünkü kimse bu karanlık bölgeden söz etmeyi sevmiyordu. İyi, güzel, yararlı, mükemmel yaratıklar olduğumuzu duymak hoşumuza gidiyordu. Caniliğimize, acımasızlığımıza, bencilliğimize, dar kafalılığımıza, ölümseverliğimize kimse işaret etmiyordu. Sanki bu kadar katliam olmamış savaşlar vahşetler yaşanmamış gibi ne kadar yüce yaratıklar olduğumuz yalanı tekrarlanıp duruyordu.
Aşk ulaşamayacağın birini abartarak, onun kafandaki ideal kişi olduğunu sanarak tutkuyla bağlanmaktır. Aradaki engeller ne kadar artarsa bu yanılsama o kadar tutkulu olacaktır
"İnanç" dedi Esra duygusal ama ne söylediğinden emin bir sesle "bazen insanların gözlerini kör ediyor. Farklı olana hoşgörü gösterilmesini engelliyor. Kendinden olmayanların ölümünü, yok edilmesini doğal hatta gerekli bir olaymış gibi gösteriyor"