Birileri ya da bazılarının demokrasi adı altında halkı manipüle ederek kendi istediklerini yaptırmaları, kendi düşmanlarını halkın düşmanı haline getirmeleri çok güzel işlenmiş. Kendi istedikleri şeyleri halka öyle bir yansıtıyorlar ki halk kendisinin istediğini zannediyor. Kitap boyunca bir ütopyanın sadece bir adamın manipülasyonlarıyla nasıl bir distopyaya dönüşebileceğini görüyoruz. Geçmişi, bugünü, kendi ülkemizin ya da başka ülkelerin tarihini yorumlarken anlam veremediğim noktalar konusunda bana farklı bir bakış açısı kazandırdı.
İnsanlar yönlendirilmiş bir haber bombardımanı altında gerçeği yalandan, eğriyi doğrudan ayırt etmekte güçlük çekiyor. Zaten büyük kitleler dünü unutur, yarını ise düşünmez, sadece anı yaşarlar. Bu "an" ise iktidarların ve medyanın manipülasyonları ile oluştuğu için genellikle yanlış yorumlanır.
Çünkü bunalan insanların, yalan bile olsa bir umuda sığınma ihtiyaçları, gerçeği söyleyenlerden nefret etmelerine yol açıyor. Aradan bir süre geçip haklı çıksan bile bir şey ifade etmiyor bu.