Bu kitapta neyin gerçek neyin alegori olduğunu bırakıp atmosfere teslim olmak gerekiyor. Dil, kurgu, semboller… Hepsi iç içe. Okurken anlamaktan çok hissetmeye odaklandım. Tuhaf ama etkileyici bir metin.
Gerçeklikle kurgu arasında gidip gelen, masal gibi ama zihin açan bir kitap. Anar’ın dili başta zorladı ama alışınca akıp gidiyor. Okurken sanki eski bir hikâye dinliyormuş gibi hissettim, ama alt metni bayağı derin.
Adjustment Team bayağı kısa bir öykü ama bıraktığı his uzun sürüyor. Okurken sürekli “acaba gerçekten görünmeyen bir düzen mi var?” düşüncesi kafamı kurcaladı. Dick bunu öyle büyük sahnelerle falan yapmıyor; çok sıradan bir adamın başına gelen tuhaf bir durum üzerinden veriyor.
Sonradan çekilen The Adjustment Bureau filmi ister istemez geliyor akla. Film işi romantizme ve aksiyona biraz daha yaslıyor. Öykü ise daha kuru, daha fikir odaklı ve bence daha rahatsız edici. Çünkü olaydan çok ihtimalin kendisi tedirgin ediyor.
Dick’in en sevdiğim tarafı bu zaten: Koca metafizik meseleleri, sanki gündelik bir aksaklıkmış gibi anlatabiliyor. Bitince “iyi hikâyeydi” demekten çok, bir süre etrafa şüpheyle bakıyorsun.