-spoiler- (tam olarak değil gibi ama bilemedim)
Bir kadın olarak henüz aklımı başımdan alacak bir aşk yaşamadığım için Nastenka'ya hak veremiyorum. Ama yaşadığım birkaç tane platonik ilişki sayesinde her zaman şöyle düşünmüşümdür: sizi seven sizi mutlu eder, sizin sevdiğiniz kişi değil. Gerçi hikaye ile pek alakası yokmuş bu sözü kitabın sonunda anladım ama o âna kadar da bu sözü düşündüğüm için yazmak istedim açıkçası.
Her neyse...
Ana karakterin hayalperestlikle alakalı söylediği her şey bana o kadar tanıdık geliyordu ki! Kendimi gördüm resmen. Durup düşündüm. Cidden elime hiçbir şey geçmiyordu. Bunu bırakacak düzeye gelmeme vesile oldu diyebilirim. Alıntılarımda yer verdiğim gibi sanırım hayalperestlikten istifa etmem gerekiyor.
Ah Nastenka! Acımasızlığın ve bencilliğine ayak uyduramayacağım daha fazla. Her zaman sana gelecek olanı umut ettiysen ana karakterimizin içinde kelebekler uçurmamalıydın. Yazık oldu. Şimdi o kısa ama bir o kadar da uzun ve acımasız dört günü nasıl unutalım?