bir nintendo oyununun karşısına geçen bir çocuk bu aygıtla eğleniyor -zamanı aylak aylak geçiriyor- olabilir ama kesinlikle bu çocuğa oyun oynuyor denemez. burada eksik olan çok önemli bir unsur vardır: çocuğun kendi adına oyunun koşullarını tanımlama ve kontrol edebilme yeteneği. her tür oyun, kuralları katılımcıların ortak onayıyla değiştirildiğinde, biraz gevşediğinde ya da tamamen ortadan kalktığında farklı bir oyuna dönüşür. nintendo'nun kuralları bir totaliter rejim kadar kapsayıcı ve ödün vermez biçimde hükmeder oyuna.
eğer bir ihtiyaca karşılık geliyorsa, hurafeler çağından birçok âdet rasyonalite devrinde, biraz daha şık ambalajlarda belki ama, karşımıza çıkmaya devam edecek.
kısacası birbirinden bağımsız iki ayrı dünya var âdeta. biri uzmanların bir konu üzerinde yıllarca kafa patlatıp araştırmalar yaptığı ve bu araştırmaların sonuçlarını çoğu zaman meslektaşlarının bile zor anladığı bir dilde yayımladığı akademik dünya; diğeri de bu araştırma ve bulguları hiç kaale almadan hayatın temel sorunlarını kişisel gözlem ve tecrübeler üzerinden çözmeye çalışan "normal" insanların oluşturduğu bambaşka bir evren