‘Sabanın toprakta bıraktığı izlere benzer kağıt üzerinde satırlar. Yaşamın her şeyi kapsaması gibi Yaşamak da hayatı olduğu gibi kucaklar.Doğumları ve ölümleri, mutsuzlukları ve umutlarıyla...’
Köy köy dolanıp halk şarkıları derleyen bir gezginin uğradığı bir köyde kitap kahramanımız olan Fugui ile rastlaşır ve başlar onun hayat hikayesini dinlemeye. Başlarda zenginlik içinde savurgan ve ahlaksız diyeceğimiz bir hayat sürerken bir anda her şeyin alt üst olduğu içinden çıkılmaz yollara girdiği hayatı yakar içimizi. Dönemin siyasi ve ekonomik yönünü de önümüze koyan, oldukça yalın ve güçlü bir anlatıma sahip bu kitap için okudum demek yerine yaşadım demeyi tercih ederim.
Okuduktan sonra kitabın adıyla çeliştiğini düşünsek de belki de ‘Yaşamak’ hayattan aldığımız her darbeye ya da hayatın bizden eksilttiği her şeye rağmen devam etmektir.