Halbuki bu muvakkat dünya sürgününde bütün muradım; nefsani bir debdebenin yahut sanal bir vitrinin sahte alkışları değil, sadece karanlıklarıma nur, ışığıma ışık olacak yahut hakikatimi bana safiyetle aksettirecek müstakim bir aynaya, yani fıtri bir tamamlayıcıya vasıl olmaktı.
Zira insan, tek başına noksan yaratılmış bir bilmecedir ve hilkatinin asıl gayesi, kendisini fıtrat üzere tamamlayacak nezih ruhu bulmaktır. Cenab-ı Hakk, Rûm Sûresi 21. ayet-i kerimesinde bu ilahi sırrı, Kaynaşmanız için size kendi nefislerinizden eşler yaratması ve aranıza sevgi ve merhamet koyması O’nun ayetlerindendir buyurarak beyan buyurmuş; ruhların birbirine ayna ve sekinet olmasını varlığının muazzam bir delili kılmıştır. Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam, Mümin müminin aynasıdır buyurarak kamil bir dostluğun ve eşliğin ancak birbirinin eksiğini sadakatle tamamlayan, hatasını vakarla düzelten ve ruhundaki ilahi ışığı hile katmadan yansıtan şeffaf bir ayna olmakla mümkün kılınacağını ihtar etmiştir. Ne hazindir ki, her satırında iffet maskesi takıp arka planda laubali çırpınışlarla can çekişen bu ahir zaman güruhunun ortasında; o Kur'an kokan, sinesindeki marifet nuruyla yolumu aydınlatacak ve fıtrat mizanında beni bütüne erdirecek tamamlayıcıyı ararken, yalan yüzlerin ve sahte fırçaların tuvalimi kirletmesinden gayrı bir şey görmedim. Yine de ümidim mizanadır; zira kalbi kalbimize nakşeden Zat, elbet ışığı ışığa, temiz ruhu da kendi aynasına layıkıyla raptedecektir.