“Seni hiçbir dünya telaşına değişmedim ben. Evlerin ve kalabalığın ağırlığını sana üstün tutmadım. Yoksulluğun acısından hafif bilmedim acını. Yenilen herkesin boğuntusuydu kaybolduğum uzaklık, yüzün her bulutlandığında. Nereye gidersem gideyim seni yürüdüm hep. Sevincini bir barış, bir bayram sabahı gibi taşıdım içimde. Sesine güvendim, gözlerine en çok yakışan o sürekli yaz ikindisine.”
“Bu kadar derin bir teslimiyet, bu kadar mutlak bir çaresizlik ancak Kurban Bayramı'ndan bir gün önce eve getirilen masum koyunlarda görülür. Hani önüne yem ve tuz konur, arka bahçeye bağlanır. Kurban ne olacağını bilmez sadece bekler.”