."Zikir"; lugat anlamı itibariyle "bir şeyi anmak, hatırlamak" demek. Peki insan neyi anar, hatırlar? Elbette unuttuğunu... Zikrin bir tarifi, "Allah'ı anmak ve unutmamak suretiyle gafletten ve nisyandan kurtulmak"tır. "Nisyân", "unutmak" demektir. Hatta bir rivâyete göre " insan" kelimesi de unutan anlamında bu kelimeden türemiştir.
Zikir Kur`ân-ı Kerim'de pek çok âyette geçer. Allah'ı hamd, tesbih ve tekbir ile övmek, nimetlerini anmak ve tefekkür etmek kulluğun gereklerini yerine getirmek, namaz kılmak, dua ve istiğfarda bulunmak, Allah'ın yaratışına bakıp ibret almak şeklinde birçok mânâsı vardır. Rabbimiz buyurur: "Unuttuğun zaman Allah'ı an." (Kehf, 18:24). "Allah'ı zikir ne büyüktür" (Ankebût,29:45). Kur'ân-ı Kerim'in isimlerinden birisi de ez-Zikr`dir.
Zikrin lugatte başkaca anlamları da var: dile gelen seyler; şöhret, şan ve şeref, yiğit adam. Araplar "zikrừ'l-matar", yani "yağmurun zikri" diye "sağanaklı, şiddetli yağmur"a derlermiş. Çünkü böyle bir yağmuru önemsememek, unutmak, farkına varmamak mümkün değildir. Demek ki zikir, unutulmayıp hatra gelen şeydir.