"İslam düşünce geleneğinde tefekkür, zikir, teşekkür, teemmül, itikaf, inzivaya çekilmek gibi uygulamalar, basit birer meditasyon tekniği değil, yolun ve yolda olmanın gerek şartlarıdır. Zira düşünmek demek, varlığın anlamını kavrayarak kendimizi bulmak için bir yolculuğa çıkmaktır. "Kendini bil" sözü, insanın büyük varlık dairesi içindeki yerini işaret eden bir çağrıdır. Bu çağrıya kulak veren Müslüman düşünürler, kadim Yunan bilgelerinin çağrısına bir cümle daha eklemiş ve "Kendini bilen Rabbini bilir." demişlerdir. Zira ben-bilgisi, insanı kendisinin ötesindeki bilgiye ulaştırdığı oranda anlamlı ve değerli bir bilgidir. Bu ise ancak düşünmenin ve tefekkür etmenin farklı boyutlarını kavramakla başlar."