Tuğrul

Tuğrul
Çay içer,kitap okurum.

Tuğrul

, bir kitap okudu
10/10
·120 syf.·
2026 256. kitabı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Karanlığın Sınırındaki Varoluş Yürüyüşü
Puan vermedi
Zamanın ve mekânın hükmünü yitirdiği, adımların toprağa değil, doğrudan insan ruhunun en derin, en karanlık dehlizlerine basıldığı o tekinsiz eşiğe hoş geldiniz. Ömer F. Oyal, Katabasis ile bize sadece bir yolculuk hikayesi anlatmıyor; o, edebiyatın en kadim mitlerinden birini, yeraltına ve kendi karanlığına iniş yürüyüşünü modern bir anlatıyla yeniden doğuruyor. Bu roman, konforlu dünyalarından kopup bilmedikleri bir coşkunun ve dehşetin peşine düşen insanların, adım adım kendi sonlarına yürürken yazdıkları o sarsıcı senfonidir. ​Oyal’ın kalemi, bu eserde adeta bir cerrah neşteri gibi soğukkanlı ama bir o kadar da şairane bir ritme sahip. Kitabın kapağını açtığınız andan itibaren, kendinizi o klostrofobik, puslu ve tekinsiz atmosferin içinde, karakterlerle birlikte nefes nefese yürürken buluyorsunuz. Yazar, öyle bir dünya inşa ediyor ki, anlatılan şeyin fiziksel bir coğrafya mı yoksa insan zihninin labirentleri mi olduğunu ayırt etmek imkansızlaşıyor. "Katabasis", adının hakkını verircesine okuru yukarıdan aşağıya, ışıktan karanlığa doğru öyle bir hızla çekiyor ki, sayfalar ilerledikçe içinizde o dikey düşüşün yarattığı muazzam edebi basıncı hissediyorsunuz. Karakterlerin peşinden sürüklendiği o gizemli çağrı, aslında her insanın içindeki o bastırılamaz bilinmeyeni keşfetme ve kendi sınırlarını zorlama arzusunun bir yansımasıdır. ​Okurken nefesinizi kesen şey, yazarın felsefi derinliği edebi bir macera potasında eritişindeki o kusursuz ustalıktır. Adım adım yaklaşılan o kaçınılmaz son, bir felaketten ziyade insanın kendi gerçeğiyle çırılçıplak yüzleştiği bir arınma ayinine dönüşüyor. Ömer F. Oyal bize şunu fısıldar: Aşağıya inmek, her şeyi kaybetmeyi göze almaktır; ama insan, ancak her şeyini kaybettiğinde asıl çıplak ruhuyla baş başa kalabilir. Anlatıdaki bu felsefi
Duygu ve Düşünce
KatabasisR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 2025673 okunma
Varla Yok Arasındaki Puslu Labirent
10/10
·256 syf.··
2026 221. kitabı
Zamanın dairesel bir labirente dönüştüğü, gerçekle rüyanın, varlıkla yokluğun birbirinin kuyruğunu kovaladığı o tekinsiz taşra kasabasına hoş geldiniz. Hasan Ali Toptaş, Gölgesizler ile bize sadece kayıplarla dolu bir gizem anlatmıyor; o, kelimelerin kimyasını bozarak dilin sınırlarında dolaşıyor ve bizi kendi varlığımızı bile sorgulatacak muazzam bir edebi girdabın içine çekiyor. Bu roman, edebiyat tarihimizde eşine az rastlanır bir rüya tekniğiyle, silinen insanların ve geride kalan gölgelerin destanıdır. ​Toptaş’ın kalemi, bu eserde adeta bir berber usturası gibi keskin ama bir o kadar da tüy gibi hafiftir. Bir berber dükkanının aynasından yansıyan o puslu kasaba hayatında; berberin çırağı, muhtar, postacı ve ansızın ortadan kaybolan Güvercin, sıradan birer karakter olmaktan çıkıp varoluşun birer simgesine dönüşür. Yazar, öyle bir atmosfer inşa eder ki, sayfaları çevirdikçe kimin gerçekten yaşadığını, kimin sadece bir başkasının zihnindeki bir tasarımdan ibaret olduğunu ayırt edemez hale gelirsiniz. "Gölgesizler", adıyla müsemma bir şekilde, insanın modern dünyada ve kendi yalnızlığında nasıl silikleştiğini, nasıl birer gölgeye dönüştüğünü adeta ilmek ilmek işler. Roman boyunca akan o büyülü gerçekçi nehir, okuru bir gizemin peşinden koştururken aslında insanın kendi içsel boşluğuna doğru bir yolculuğa çıkarır. ​Okurken nefesinizi kesen şey, Toptaş’ın Türkçeyi bir enstrüman gibi kullanışındaki o muazzam ustalıktır. O, kelimeleri sadece yan yana dizmez; onlara ses, koku ve derin bir felsefi derinlik kazandırır. Kasabadaki o boğucu gizem, bir kadının aniden kayboluşuyla başlar ve bir köyün hafızasını yavaş yavaş yutarak genişler. Yazar bize şunu fısıldar: Asıl korkunç olan birinin gitmesi değil, geride bıraktığı o belirsiz boşluğun yaşayanları da yavaş yavaş yok
Duygu ve Düşünce
GölgesizlerHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 202014,1bin okunma
Kışım başladı. Artık hiçbir şey dinleyemiyorum.
Sayfa 324 - Timaş Yayınevi
Duygu ve Düşünce