“Veda dediğin yavasça gelmeliydi, her zerremde hissetmeliydim, ta ki bu şehirde, ölmüş ve bedenleri parçalanmış insanlar, tahrip edilmiş binalar ve unutulmuş bir çocukluk dışında, bana ait hiçbir şeyin kalmadığını idrak edene kadar.
Belki de bana kalan sadece hayattaki ciddi ve önemli şeylerin tam önünde duran ve araba motorunun kapanmadan hemen önce yaptığı gibi titreyen, unutulup gidenlere yakılan ağıtların nüfuz ettigi bir torba dolusu canli insan etidir.”