Erkek kadından farklıdır. Kadın şimdiki zamana bağlıdır ve bir tek, anlık gereksinimleri bilir. Biz onun onurunun üstündeki onuru, onun en çılgın gurur tasavvurunun ötesindeki gururu biliriz. Bizim gözlerimiz yıldızları gözetleyelim diye uzak görüşlüyken, onun gözleri, ayağını bastığı sert topraktan, göğsünün üstündeki âşığının göğsünden, kollarının arasındaki gürbüz bebekten ötesini görmez. Ama yine de çağlar boyunca kimyamız böyle oluştuğundan, kadın düşlerimizde ve damarlarımızda sihir yaratır, bu yüzdendir ki âşıkların doğru biçimde söylediği gibi dünyanın tamamına bedel kadın, bizim için düşlerden, uzak görüntülerden ve yaşamın özsuyundan daha fazlasıdır.
İnsan en tuhafıydı yaratılanların; doymak bilmez, hoşnut kalmaz, Tanrı’yla ya da kendiyle asla barışık olmayan, günlerini huzursuzluk ve boş gayretlerle geçiren, geceleri kasıtlı ve yanlış arzuların nafile düşleriyle dolu.
Kuzey Sibiryalı köylülerin, tıpkı ayıların ve başka yabanıl hayvanların yaptığı gibi uzun kışlarda kış uykusuna yattıklarını okuduğumu anımsıyorum. Bazı bilim insanları, bu köylüler arasında araştırma yapmış ve bu “uzun uyku” dönemlerinde solunum ve sindirimin pratikte durduğunu ve kalbin uzman olmayan sıradan bir kişinin muayenesine meydan okuyacak ölçüde yavaş attığını saptamışlardı.