"...denizden beş yüz ya da altı yüz metre yükseklikteki doğal bir düzlük ise, en rahat soluk aldığım yerdi. Bence mahzenlerde ya da cezaevi hücrelerinde düşünmüyordu insan, buralarda küfleniyordu."
"Kendi doğamın keyfini sürüyordum ben, hepimiz de biliriz ki, mutluluk buradadır, her ne kadar, kendimizi yatıştırmak için, bu zevkleri bazen bencillik adı altında mahkûm etme numarası yapsak da."
Denemelerde kendisine ilham olmuş kentlerden bahseder. Oran ile Cezayir şehirlerini karşılaştırır. Bununla birlikte diğer kentlere de değinir: Paris'in yürek için çoğu kez bir çöl olduğu, Mozart olmasa Salzburg dingin bir kent olabileceğini anlatır. Viyana'yı genç bir kıza benzetir, sessiz ve dingin.
Mitolojik unsurlarla uzun tabiat tasvirleri eserin büyük bir kısmını kaplıyor. Nereye varacağı pek kestirilmeyen bilinçaltı yansımaları, anlamı güçleştiriyor.
Kitabı beğenenler vardır illaki ama benim için hayal kırıklığı oldu.
YazAlbert Camus · Can Yayınları · 20152,522 okunma