Kime neye inanmalıyım,
Sözlere mi yoksa davranışlara mı
İkisine birden
Öyle yaptım
Ölçtüm, biçtim , baktım
Sonuç aynı
Ben ne yapsam sonuç hep aynı
Kırılmamak için binbir yolu seçiyorum binbir filtreden geçiriyorum
Tamam diyorum
Sonuç aynı
Ben ne yapsam sonuç hep aynı
Tanrıcılık fikri hiç bir zaman bana samimi gelmedi. Eğer bir yaratıcı varsa vardır, yoksa yoktur. Kötülükler ve iyilikler arasındaki secimi görünmez ve ıspatlanamaz bir varlığın üzerinden hayata sokulması bende vicdan eksikliği gibi bir duygu düşünce durumu oluşmasına sebeb. Genel ahlak kuralları arasında sıkışmış insanların 'karanlıkta yere tükürmeleri' kendi inanclarına şirk koşmaktan ibaret değil mi sizce de? Ve bunu 'ben' yaptım demek yerine 'şeytan, sınav dünyası, tövbesi var' gibi şahsiyeti felce uğratan şeyler üzerinden güzelleme yapmak bana aldatmacadan ibaret geliyor. 'Şunun rızası için' iyi şeyler yapmak ne yani 'onun rızası' olmasa susamış bir insansa su vermeyecek yada yardıma ihtiyacı olan birine yardım etmeyecek yada canlı veya cansız tebaya saygı ve sevgi ile davranmayacak kadar kötü bir insanmısın sen yani ? Lakin doğal veya doğası gereği olan şeylere bilgi ile erdemlik sağlayarakmı daha samimi ve içten biri oluna bilinir yada korku ve ceza ve ödül peşinde düşerek mi ? Ahlak adı altında ket vurduğunuz şeylerin hemen hemen hepsi doğamız gereği olan şeyler. Bunlara sağlıklı bir şekilde yani 'ETİK' nasıl adapte olabiliriz diye bir kuram oluşturulsa rahatsız olunan bir çok şeyi daha anlaşılabilinir bir hale getiririz diye inanmışımdır. Bunu bir yere bağlamayacagım ama insanı olan şeyleri gercek anlamda pasifize olmuş bir toplum oluşturmak istiyorsak 'ceza, ödül' sistemi bence bu iş için biçilmiş bir kaftan.
“İnsanlar iyilik yaparlarsa biz de iyilik yaparız; zulmederlerse biz de zulmederiz diyen zayıf karakterli kimseler olmayın. Bilakis iyilik yaptıklarında insanlara iyilik yapmayı, kötülük yaptıklarında ise onlara zulmetmemeyi içinize (bir ilke olarak) yerleştirin.”
Taş olsa çatlardı;
Ama taşlaşan insan, taşlaşan vicdan, taşlaşan Müslüman çatlamadı.. Vehn hastalığı ümmete cihad farizasını unutturdu, Koltuk şehveti alnı secdeli muktedirleri horul horul uyuttu, Müntesipleri usul usul susturdu...
En çok kime saygı duyuyorum biliyor musunuz? Acıların içinden geçip vicdanını kaybetmeyenlere. Zorlaşınca zalimleşmeyen, yanınca başkasını yakmayan, kırılınca kirlenmeyenlere.Gerçek güç, acıya rağmen insan kalabilmektir.