"Toplum, maskeleri erken yaşta ödüllendirir." - YouTube'da bir videodan.
Alıntı
YouTube değişik bir platform. Bildiri geliyor herhangi bir kanaldan. Sürükleyip siliyorum başka bir bildiri geliyor videodan memnun olup olmadığıma dair. Yav arkadaş belki o anlık bir şeyle ilgileniyorum. Sevgilimmişsin gibi niye triplere giriyorsun?
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
Beyaz güller, sakin bir köşe ve kalbe dokunan bir Zweig klasiği... 🤍 Dünkü videodan sonra Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu’na bir de yakından bakalım istedim. Sayfaları çevirirken insanın içine işleyen, fedakarlığın ve karşılıksız aşkın sınırlarını zorlayan bir başyapıt. Henüz okumadıysanız, hafta sonu kahvenizin yanına kesinlikle eklemelisiniz. ✨ Stefan Zweig
Hıncım anca geçer arada yapmam gerek
Bardakları kırmak istiyorum. Camları yırtmak istiyorum. Perdeleri kesmek istiyorum. Camları kırmak istiyorum. Altta kalanın canı çıksın istiyorum. Poşeti yırtmak istiyorum. Masayı kırmak istiyorum. Evi dağıtmak istiyorum. Eee örtüleri yırtmak istiyorum. Paramparça olsun istiyorum. Ha masayı da şeyi de hepsini dağıtıcam. Yemekleri de atıvereceğim. Yerden halıdan yalayacağım. (Instagramda bi videodan alıntıdır)
Duygu ve Düşünce
Büyükçekmece'de bir genç üzerinde sigara yokmuş diye bıçaklanarak öldürülmüş. Haber videosuna baktım olay tahminimce Albatros sahili taraflarında kuvvetle muhtemel Atatürk mahallesinde oluyor. Şimdi mahallenin ne olduğu önemli değil. Birazdan saçma bir örnek vereceğim o yüzden şimdiden özür dilerim ama benim oturduğum mahallenin hemen yan aşağısı. Yani sahile inerken ki yer. Ben neredeyse sınırdayım. Muhtemelen burada benle aynı yerde oturanlarda vardır. Büyükçekmece hem gamsız hemde ruhsuz bir yer. Keza Beylikdüzü'de ağır vaka psikolojik olarak. Şimdi videodan yola çıkarak ben o çocuğun vurulduğu yeri nokta atışı gösteririm olayı canlı görmediğim halde. Zaten o taraflar kıç kadar yer. Özür dilerim geğirsen ses duyulur. Tamam, toplumun ahlâkı, anlayışı çürüdü ama ulan bu kadar da olmaz ama... Saçma örneğe geleyim. Geçen iş çıkışı otobüsten indim eve gidiyorum özür dilerim burnumu sümkürdüm peçeteye yoldan geçen adamın biri garip bir şey yapmışım gibi yüzüme baktı. Yani... Neyse... Allah rahmet eylesin inşallah âmin. Çocuk ilçenin ölü ruhundan kurtuldu. Üst mahalle de biz oturuyoruz yani Esenyurt'a hazırlık kursu gibi oldu artık buralar.
Ekranda Parlayan Hayatlar Gerçekte Karanlık Emeller
Saat gece yarısını çoktan geçti. Şehir elini eteğini çekmiş; dışarıdaki sessizliği yalnızca uzaktan gelen birkaç köpeğin huzursuz havlaması bölüyor. Odanın karanlığını yırtan yegâne şey avucumun içinden yüzüme vuran o soğuk mavi ışık. Başparmağım âdeta benden bağımsız, mekanik bir ritimle ekranı aşağıdan yukarıya kaydırıyor. Birbirinden ilgisiz hayatlar, saniyeler içinde gözlerimin önünden akıp gidiyor. Kimisi üç saniye çalıyor ömrümden kimisi beş kimisine ise hipnotize olmuşçasına sonuna kadar takılı kalıyorum. Depresif bir ruh hâlinden çıkıp ışıltılı bir yaşama nasıl geçileceğini heyecanla anlatan biri var; incelikli tüyolar veriyor. Hemen ardından bir başkası beliriyor; mutlaka okunması gereken o hayat değiştiren kitapları sıralıyor nefes nefese. Ben daha ne olduğunu anlamadan pürüzsüz bir cilde sahip olmanın beş altın kuralını anlatan bir başka yüz düşüyor ekrana. Aniden duraksıyorum. En son izlediğim videodan sadece beş içerik öncesini bile hatırlayamadığımı fark ediyorum. Başparmağımla akışı telaşla geri sararak o hatırlayamadığım içeriği bulmaya ve merakımı gidermeye çalışıyorum. İçimden bir ses "Kalk," diyor, "bırak artık." Ancak bu cılız isteği eyleme dökecek iradem felç olmuş gibi. Her yeni içerik, görünmez bir kanca gibi beni ekranda tutuyor. Sanki hayati bir şey arıyorum ama aslında hiç bir şey aramıyorum. Uykum var, göz kapaklarım ağırlaşıyor ama ekranın ışığı uykumu bastırıyor. Tüm enerjim çekilmiş, sadece başparmağım hareket ediyor. Gözlerimi bile kırpmadan, zihnim uyuşmuş hâlde akışı takip etmeyi sürdürüyorum. Size de tanıdık geldi mi bu durum? Muhtemelen evet. Çünkü bu sahne modern insanın hem kolektif bir vicdan rahatlatma seansı hem de gerçeklikten en büyük kaçış rampası. İşte bu "zombi” hâli, yani kendi irademizle girdiğimiz ancak algoritmaların