Tutkular doğaları gereği geçicidir; ne kadar şiddetliyseler o kadar kısa sürerler: Bu kesintili halleri onları kendi içlerinde değerlendirmemize izin vermez; bu durumun ender görülen istisnaları, tutkuların gayretin sürekliliği önündeki hakiki engeller gibi, akıl bozukluğunun sınırına varan bir sabitlik ve güç kazandığı örneklerdir. Tutku nöbetleri arasına giren fasılalarda büyük bir çalışma miktarına yetecek yer bulunur. Ama kesinlikle etkisi sürekli olan temel bir ruh hali vardır ki ona gevşeklik, cansızlık, tembellik, avarelik adı verilir. Sık sık çabaları yenilemek, bu doğal hale karşı mücadeleyi yenilemekten başka bir anlama gelmez ve yine de ona karşı nihai zafer kazanılamaz.
Hemen hemen tüm başarısızlıklarımızın, tüm mutsuzluklarımızın bir tek nedeni vardır, o da irademizin zayıflığıdır; çabadan, özellikle de sürekli çabadan dehşet duymamızdır. Edilgenliğimiz, düşüncesizliğimiz, çabuk dağılmamız, bunların hepsi, madde için ağırlık neyse, insan tabiatı için de aynı manaya gelen evrensel tembellik özünü ifade eden kelimelerdir.
Eksitasyonlar arttıkça doğum oranı düşer. Yazarlarımızın hemen hepsi içimizdeki en yüce ve en soylu yanları uyaracaklarına, aşağı, bayağı içgüdülerimize seslendiler: Bizi omurilik ve omurilik soğanına indirgenmiş gibi gördüler; bize bir düşünürler edebiyatı yerine bir kafasız kalmışlar edebiyatı sundular.
Siyaset dünyası mı bize onları temin edecek? Orada, aradaki zıtlığı iyice acı verici hale getiren birkaç müstesna insan dışında, bütün ömrünü büyük bir amaca adamış hiç kimseye rastlanmıyor: Düşünce ve duygu dağınıklığı öyle büyük ki, bu dünyada çoğunlukla erkek bedenine girmiş çocuk ruhlarından başka bir şey gorülmüyor.