.Elf.

.Elf.
@vindiell
zeynepzeynep ❀ stars, i can see it in your eyes... open.spotify.com/user/31hnwhadbf...
tavan seyretmek
tavan
Asgard
Adro
389 okur puanı
Temmuz 2023 tarihinde katıldı
"Sakın kimseye bir şey anlatmayın...
8/10
·198 syf.··
Beğendi
·
2025 54. kitabı
...Herkesi özlemeye başlıyorsunuz sonra." Bazı insanlar hayatlarımıza etki edemeyecek kadar yabancıyken bize, söyledikleri bir söz hayatımız boyunca bizimle kalır. Yolda karşılaştığımız bir yabancı, rastgele bir konuşmasına denk geldiğimiz bilirkişi, bir yazısını okuduğumuz yazar... Holden Caulfield ile tanışmak benim için yolda bir yabancıyla karşılaşmak gibiydi. Ve gece ilerlerken o yabancı bana hikayesini anlattı. Sonunda, sabah olduğundaysa yollarımızı bir daha karşılaşmamak üzere ayırdık fakat o ve hikayesi hep benimle kalacaktı. Salinger, en sevdiğim yazarlardan biri olan Murakami'nin de çok sevdiği bir eserlerin sahibi olduğu için oldukça merak ettiğimiz bir yazardı. Münzevi olması da ayrı ilgimi çekiyordu ve çevremdekiler abartı bulduklarını söyleseler de çavdar tarlasında çocuklar ile başladım yazarı okumaya. Yazım dili o kadar çok hoşuma gitti ki bir ara gerçekten Holden karşımda oturuyormuş gibi hissettim. Ve her nasılsa Salinger'ın inzivaya çekilip kendi halinde bir hayat yaşadığı yazdığı bu kitapta anlaşılıyordu. Kendi zihnine hapsolmuş birinin düşüncelerini dinlemek gibi hissettiriyordu bunu okumak. Ayrıca kitapta iyi kitapları tanımlayan çok güzel bir alıntı var; "Bir kitabı okuyup bitirdiğiniz zaman, bunu yazan keşke çok yakın bir arkadaşım olsaydı da, canım her istediğinde onu telefonla arayıp konuşabilseydim diyorsanız, o kitap bence gerçekten iyidir." Kitabı okurken yalnızca Salingerla değil Holdenla da arkadaş olmak istedim, sanırım bu kitabı benim için ekstra iyi yapıyor. Uzun lafın kısası, Holdenın düşünceleriyle boğuşması, kendi fikirlerinin arasında kaybolması ve geçmişindeki acılarıyla başa çıkması o kadar güzeldi ki. Kitabı herhalde kara komedi olarak tanımlayabilirim. Son olarak Holden, bir gün karşılaşırsak söz
Çavdar Tarlasında ÇocuklarJ. D. Salinger · Yapı Kredi Yayınları · 202171,1bin okunma
Reklam
8/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2025 3. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 25 Ocak 2025 15:50
"İnsanlar, herşeyi bildiklerine inanıyorlar. Hiç de bir şey bilmiyorken." Aldatmacalar üzerine kurulu bir dostluk, bir felaket, bu felaketi baştan yaratanlar ve kurbanlar... Cūyo ve Soīn uzun yıllardır yakın arkadaş olan, en azından yakın arkadaş gibi duran, birbirlerinden asla ayrılmayan bir ikilidir. Bir gün Soīn okulun arkasında ölü bulununca herkesin bu ikili hakkında şüpheleri gün yüzüne çıkar ve tüm gözler Cūyo'ya çevrilir. Kitabı okuma sürecimde hiasettiklerimden bahsetmek istiyorum aslında, bu hislerimden yaptığım genel çıkarımlardan aynı zamanda. Kitaba başlarken çok daha basit birşey bekliyordum elbette, uzunca bir süre ikilinin arkadaşlıkları hakkında ortaya atılan mobbing iddialarına hiç kulak asmayıp gerçekten iyi arkadaşlar olduğuna inandım inanmak istedim. Çünkü insanlar o zamana kadar sessiz kalıyorlar, iki arkadaşın gerçek dost olmadıklarına inanıyorlar ama herkes olaya taraflı bakıyor. Kimileri tamamiyle Soīn'ı melek bir kurban durumuna düşürerek Cūyo'yu kişisel nefretleriyle mahvetmeye çalışıyorlar. Kimileri ise Cūyo'ya kendilerini öyle kaptırmışlar ki dediği her şeye inanıyor ve Soīn'ı yüzsüzleştiriyorlar. İşte, kitapla ilgili en vurucu şey buydu. Her şey medyadan ibaretti. İnsanlar ellerinde kanıtlar olmadan, kendi, öznel duygularına yenilerek birilerini acımasızca yargılıyorlardı, çekinmeden. İnsanlar birbirlerinin gözlerini hızlıca boyayabiliyorlar ve bunun üzerinde medyanın da etkisinin ne kadar büyük olduğunu görüyoruz bu kitapla beraber. Kitapla ilgili en keskin şeylerden biri de etik çıkmazdı. Kendimi Cūyo'yu tamamen seviyor hâlde buldum ve etik olarak bir savaş verdim içimde kitap boyunca. Ve ben de kendi ön yargılarımın kurbanı olarak Soīn'a, ölmüş bir kıza asla ısınamadım. Aynı zamanda Cūyo'dan ve yaptıklarından nefret
Arkadaşı SuçlamakLee Kkoch-Nim · Athica Yayınları · 2023923 okunma
Patrochilles ve Mulan'ın dansı
8/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2024 91. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 04 Temmuz 2024 00:28
"Ne olduğumu hiç görmedin, Liu Futong. Tek gördüğün, görmek istediğindi: Onu yönlendirdiğin her ama uğruna acı çekmeye hazır, yaralı, küçük bir keşiş. Asla anlamadın, on bin yıl hüküm sürmesi için haykıracakları isim senin ismin değildi... Benim ismimdi." Hayatta kalma isteği, azamete kavuşmak, kendini kanıtlamak, arzulamak... Bu hisler bir insana en fazla ne yaptırabilir? Her şeyi! Ben bu kitapta öyle gördüm desem daha doğru olur gerçi. Cinsiyetlerini, kimliklerini kaybetmiş, hırsları sayesinde amaçları uğruna her şeyi yapabilecek karakterler... Bir kız çocuğu; doğduğundan beri görmezden gelinmiş, abisinin gölgesinde yaşamış. Haydutlar tarafından öldürülen babası ve yaşama isteğini kaybedip hayata gözlerini yummuş ağabeyi Zhu Chongba'yla yaşayabileceğinin farkına varmış bir kız çocuğu. Erkek kardeşinin ismini, kimliğini ve cinsiyetini çalar ardından keşiş olmak için bir manastıra girer. Kız -Zhu- artık hayatta kalmak için her şeyi yapabilecektir. Bir adam, hadım edilmiş bir general, Ouyang, intikamı için yanıp tutuşmakta ve doğru fırsatı kollamaktadır. Daha fazla ne söylersem spoiler olur, son birkaç genel özellikten sonra kendi düşüncelerime geçeceğim: - Kapağa ilk gördüğümde bayılmıştım, Türkiye'de de bu kapağın kullanılması çok iyi olmuş. Aynı zamanda kapak tasarımcısı Haşhaş savaşının da kapağını tasarlamış. (Ben ciltli kapakları daha çok beğeniyorum) -Kitap bol bol tarihten yararlanmış ve tarihe paralel gitmiş, elbette kurgu olduğu için bir süre sonra kitap paralliğe veda etti. Tamam, başlığın anlamına geçebiliriz, bence Ouyang ve Zhu; Mulan, Aşil ve Patroklus karakterlerinin karışımı gibiydi, kitabın kendisi de bana bu ikisini ve de Kralların MerhametiKralların Merhameti'ni hatırlattı, Haşhaş savaşından izler de görülmüyor değildi tabii ve yazarın kalemi oldukça
Güneş Olan KızShelley Parker-Chan · İthaki Yayınları · 2023189 okunma
Bu bir isyandır...
6/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2024 69. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2024 00:48
"Küçük nedenler, büyük sonuçlar." ... Ne diyeceğimi bilemiyorum. Çok sinirliyim. Şimdiye dek okuduğum en ilginç kurgulardan biriydi ve konusu doğaüstü derecede güzeldi bence. Ama çok kısaydı, yazar her şeyi 88 sayfada anlatınca cazibesi gözümde düştü hikayenin. Keşke filmi olsa. Keşke... Konusuna kısaca değineyim; 19 yaşında genç bir kız evliliği bir oyun gibi görür, evlenir ve hamile kalır. Kocasına karşı saygısını boşa geçirdiği vakitler yüzünden kaybeder ve bir gece kocasını başından vurur. Hapse atılır ve kızını mahkumken kendi doğurup intihar eder. Ablası da çocuğu alıp kendi çocuğuymuş gibi yetiştirmeye başlar. Şimdi diyeceksiniz ki bu ilginç bir konu değil ki! Evet her şey buradan sonra başlıyor. Kitabı okuyacağınızı sanmayarak kısaca değineceğim sonradan olanlara: Obsesiflik derecesine varan kızım farklı olsun isteğiyle delirmiş bir anne var karşımızda. Kızım zaten güzel, dans da ediyor diyor, daha fazla farklı olsun diye okuma yazma geç öğretiyor. İlgi çekmesi için düşük not almasına göz yumuyor. En sonunda bale okuluna Paris'e gönderiyor. En iyisi olmak için bale yaparken aç kalan bir kız. Bakışlarıyla insanları ürkütür ve muhteşem bir güzelliğe sahiptir. En sonunda kemik erimesinden bacakları kırılır ve bir daha dans edemez. Annesi-teyzesi- de ona gerçekleri açıklar ve artık mükemmel olmadığı için kızdan nefret eder, kız da kaderini annesininki gibi yapmaya and içer. Tiyatroya başlar, bir adamdan hamile kalır. Ve yıllar sonra, 19 yaşında kızını bırakıp intihar edecekken ortaokuldan beri görmediği hayatının aşkıyla tekrar karşı karşıya gelir. Tuhaf bir kavuşma yaşarlar. Ve bu olaydan sonra yazarımız Amelie Nothomb kendi ölümünü yazar, kızla arkadaş olur ve annesininki gibi cinayet fikrini kızım aklına sokar istemeden de olsa. Kız-Plectrude- da onu
Özel İsimler SözlüğüAmélie Nothomb · Doğan Kitap · 200526 okunma
Sorunlu anneler ve sorunlu çocukları
7/10
·346 syf.··
Beğendi
·
2024 63. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2024 23:34
"Korkulan biri olmak, sevilen biri olmaktan daha güvenli," Mi? Dizisini izlemeden kitabını da okuyayım diyerek başladığım bir kitap oldu. Yazarın Kayıp KızKayıp Kız kitabını veya filmini hepimiz duymuşuzdur diye düşünüyorum. Ben de bu kitapla bir başlangıç yapmış oldum. Konusundan kısaca bahsedecek olursam: Camille, bir gazetecidir ve yıllardır gitmediği kasabasına bir cinayet dizisini çözmek için gider. Ancak kasaba, Camille ve aile sorunları ile geçmişin karanlık sırlarını da su yüzüne çıkarır. Genel olarak bir gerilim kitabı olmadığını düşünsem de beğendiğim bir kitap oldu. Katili tahmin etmiştim zaten. Yazar kitabın potansiyelini de güzel yönlendirmişti. Özellikle o geçmiş sahneleri benim bile canımı yaktı. Annesi ile arasındakiler... Ve tabii ki sinir olduğum konular da var: Karakterler! Camille'in beni fazlasıyla deli eden çok davranışı vardı, John ile aradındakileri direkt örnek gösterebilirim buna. Richard eh işte bir karakterdi, bir sevdim bir sevemedim. Amma... Okurken sabır çektim, Adora da aynı biçimde. *𝙨𝙥𝙤𝙞𝙡𝙚𝙧* Camille ve yara izleri beni bile çok üzdü, Adora'nın gördüğü zamanki tepkisi... Sakinim... sakinim... (öyle miyim?) *𝙨𝙥𝙤𝙞𝙡𝙚𝙧 𝙨𝙤𝙣𝙪* Akıcı ve gerilim/polisiye tarzı bir kitap okumak istiyorsanız önerebileceğim bir kitap oldu. Ana hatlarıyla beğendim, katil bulma sürecini pek tahmin edemesem de katili buldum. Sıra dizisindee!! Kitapların gölgesi hep üzerinizde olsun!
Polisiye / Gerilim
Keskin ŞeylerGillian Flynn · Artemis Yayınları · 0318 okunma
Reklam