d.

et in arcadia ego.
burjuvalar ve proleterler, ii
burjuvazi, yönetimi ele geçirdiği her yerde, tüm feodal, ataerkil ve kırsal ilişkilere son vermiştir. insanoğlunu “doğal efendileri”ne bağlı kılan çapraşık feodal bağları acımasızca kesip atmış, insanla insan arasında katkısız çıkardan, katı “nakit ödeme”den başka bir bağ bırakmamıştır. dinsel azgınlığın, soylu tutkuların, sığ duygusallığın en ulu coşkunluklarını bencil çıkarcılığın buzlu sularında boğmuştur. insanoğlunun kişisel değerini değişim değerine dönüştürmüş ve onca kazanılmış, geri alınmaz özgürlüğün yerine o tek, vicdansız özgürlüğü, serbest ticareti geçirmiştir. sözün kısası, dinsel ve siyasal aldatmacaların peçesi ardına gizlenen sömürünün yerine çırılçıplak, utanmasız, dolaysız, acımasız sömürüyü geçirmiştir.
Sayfa 52
Sosyoloji
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
burjuvalar ve proleterler, i
burjuvazi, gelişirken attığı her adıma uygun düşen siyasal bir ilerleme de sağlamıştır. feodal aristokrasinin egemenliği altında ezilen bir sınıf, ortaçağ komününde silahlı ve kendi kendini yöneten bir topluluk olan; kimi yerde bağımsız bir kent cumhuriyeti, kimi yerde monarşinin vergi ödemekle yükümlü "üçüncü tabaka"sını oluşturan; daha sonraları da manifaktür döneminde aristokrasiye karşı bir denge öğesi olarak yarı feodal ya da mutlak monarşiye hizmet eden ve aslında genel olarak büyük monarşilerin temel taşı olan burjuvazi, en sonunda, modern sanayi ve dünya pazarının oluşmasından bu yana modern temsilî devlette siyasal egemenliği tek başına ele geçirmiştir. modern devletin yürütme gücü, tüm burjuvazinin ortak işlerini yürüten bir kuruldan başka bir şey değildir.
Sayfa 51
Sosyoloji
avrupa'daki heyula
avrupa'ya bir heyula korku salıyor: komünizm heyulası. papa'sından çar'ına, metternich'inden guizot'suna, fransız radikallerinden alman polislerine, kocamış avrupa'nın tekmil güç odakları, bu heyulayı dualar ve tütsülerle kovmak için kutsal bir bağlaşmada el ele vermiş bulunuyorlar. iktidardaki hasımlarınca komünistlikle suçlanmamış tek bir muhalefet partisi olmadığı gibi, kendine yöneltilen komünistlik karalamasını, gerek kendinden daha ilerici karşıtlarına, gerek gerici partilere gerisingeri fırlatmamış tek bir muhalefet partisi de yoktur. bundan iki sonuç çıkmaktadır. birincisi, komünizm daha şimdiden avrupa’nın tüm devletlerince başlı başına bir güç olarak kabul edilmiş bulunmaktadır. ikincisi, komünistlerin, görüşlerini, amaçlarını, eğilimlerini açıktan açığa tüm dünyanın gözleri önüne sermelerinin, bu komünizm heyulası masalına doğrudan doğruya bir parti manifestosuyla yanıt vermelerinin zamanı gelip çatmıştır.
Sayfa 47
Sosyoloji
dünden bugüne manifesto
“mustafa suphi'nin, öldürülmesiyle yarım kalan çevirisinden başlayarak sosyalizmin bu tarihsel belge ve simgesini dilimize kazandırma yarışının ürünleri, hem de düşünce özgürlüğü savaşının birer parçası olarak görülmelidir. hiçbir yasa, hiçbir baskı manifesto'nun dilimize çevrilerek geniş kitlelerce okunmasını önleyememiştir.” demokrasi diyaloğa dayanan “çoğulcu” bir sistemdir. bir sistemin demokratik nitelik taşıyıp taşımadığının ölçüsü, düşünce açıklama özgürlüğüne sınır getirip getirmediğine bağlıdır. sınırlı düşünce açıklama özgürlüğü, eşitlik kuralına da aykırıdır. ancak her düşüncenin açıklanmasına eşit olarak sağlanırsa, diyalog kuralı da geçerli olabilir. belirli düşüncelerin açıklanmasına sınır konursa, demokrasi “kısmici” bir görüşle sistemleştirilmiş olur. bu durumda düşünce açıklama özgürlüğü bir hak olmaktan çıkar ve bir “ayrıcalık” durumuna gelir. bir ideolojinin ve sadece o doğrultudaki düşüncelerin açıklanması, hem eşitlik kuralına ve hem de demokratik yapının kişinin seçeneklerine göre değişip gelişebilmesi kuralına aykırıdır.
Sayfa 38
Sosyoloji