şu evrende siz tanrılardan
daha zavallısı var mı bilmem:
kurban vergileri
dua üfürükleriyle beslenir
haşmetli varlığınız zar zor.
size umut bağlayan budalalar,
çocuklar, dilenciler olmasa
yok olur giderdiniz çoktan.
ben de bir çocukken
ne yapacağımı bilmez olunca
çevirirdim güneşe doğru
görmediğimi gören gözlerimi;
yakarışımı dinleyecek
bir kulak varmış gibi yukarıda;
varmış gibi derdimle dertlenecek
benimkine benzer bir yürek yukarıda.
söz değil artık bu, olayın ta kendisi!
sarsılıyor yer
ta derinlerden,
sesler geliyor gök gürültüsü gibi.
kıvrım kıvrım sarıyor gökleri yıldırım,
bir hortum kaldırıyor tozu toprağı,
birbirine giriyor havanın bütün solukları,
rüzgârlar rüzgârlarla savaşıyor,
gökler denizlere karışıyor.
bu işte besbelli zeus'un
beni korkutmak için çıkardığı kasırga.
ey yüce anam benim,
ve ey sen
dünyaya ışık salarak dönen gökyüzü,
gör uğradığım haksız belaları!
sen tapın, yalvar, yaltaklan günün efendisine!
zeus hiç ama hiç umurumda değil benim.
elindeyken ne isterse yapsın, assın kessin:
uzun sürmeyecek çünkü göklerde saltanatı.