Rümeysa

Yabancı kalmıştın eyleme, yıllar yılı sürüklenmeyi yeğlemiştin; alışmıştın da buna: İçinde saklandığın, sakındığın, sakladığın yumuşak içeriği koruyarak, sert, katı, dikenli yanını, dış kabuğunu koymuştun ortaya hep. Ne farkederdi ki, diye: Herşey boş; olanaksız, zaten.
Edebiyat
Reklam
Şimdi, uzaklarda kalmış bir hayalin yankısıdır, yansısıdır, yanılsamasıdır diye, aldatıcı saydığın mutluluk da bambaşka bir anlam kazanacak:
Edebiyat
Ne çok dağıldın oysa, o günden öncesinden de bu yana, ne çok koptun ve parçalandın.
Edebiyat
Bütün benliğinle yöneldiğindi çünkü o: kendini tam olarak içine koymak istediğin tamlık bütünlük; parçalarını bağlayacak bağlam...
Edebiyat
Sonra, işte yıllar sonra(yarıyı çoktan aşmış ömür sonra) gelir: "İşte o benim" der "bendim o işte..."
Edebiyat