toksik anne-babaların çocukları, bir sonraki şimşeğin eninde sonunda çakacağını çok iyi bilirler. bu korku çocuğun içine işler ve onunla birlikte giderek büyür. ne kadar başarılı olursa olsun, zamanında hasara uğramış her yetişkinin özünde aslında bu çaresiz ve korku dolu çocuk vardır.
merhametli ya da adaletli olma zorunlulukları yoktu. haklı olmaları bile gerekmiyordu. hatta düpedüz mantıksızca bile davranabiliyorlardı. akıllarına esince bir insanı sadece bir yankıya dönüştürebiliyor, bir başkasını da sonsuza dek yokuş yukarı kaya parçaları taşımaya mahküm edebiliyorlardı.
gerçek şu: korunmasız bir çocukken size yapılanlardan kesinlikle sorumlu değilsiniz! fakat hayatınızı iyiye götürecek kararlar vermekle ve geçmişiniz hakkında bir şeyler yapmakla yükümlüsünüz.
Anne ve baba olmak için hâlâ ciddi bir eğitim alma ve hazırlık yapma gereği görülmüyor. Bizim anne-babalarımız da genelde uyguladıklarını kendi anne-babalarından öğrenmiş oluyorlar. Ve tıpkı “Kızını dövmeyen dizini döver” atasözünde olduğu gibi büyüklerimizin nesilden nesile aktardığı çocuk yetiştirme yöntemleri, bilgelik maskesine bürünmüş fakat bir yandan da ciddi zararlar veren kulaktan dolma nasihatten başka bir şey değil. Toksik anne-babalar ne yapar? Toksik anne-babaların yetişkin çocukları, küçükken dövülmüş de olsalar, fazla yalnız bırakılmış da olsalar, cinsel tacize uğramış ya da aptal muamelesi görmüş de olsalar, fazla korunmuş ya da fazla suçlu hissettirilmiş de olsalar, hemen hemen aynı semptomlardan yakınıyorlar: Özsaygıları hasar gördüğü için kendi kendilerine zarar veren davranışlarda bulunuyorlar. Bir şekilde hemen hepsi kendini değersiz, yetersiz ve sevgiye laik olmayan kişiler olarak görüyorlar. Bu duyguların çoğu, bu kişilerin toksik anne-babalarının davranışlarından, bilerek veya bilmeyerek, kendilerini sorumlu tutmalarından kaynaklanıyor.
anne-babalarımız her birimizin içine zihinsel ve duygusal tohumlar ekiyorlar -biz büyüdükçe filizlenen tohumlar. bazı ailelerde bu tohumlar sevgi, saygı ve bağımsızlık kaynağı oluyor. maalesef birçok ailede, tohumların arasında korku, yaptırım ve suçluluk duyguları da bulunuyor.