Müslüman Kadın, Allah'ın çizdiği sınırlarda durup kalır, onları aşmaz, harama düşmez. Aksine devamlı şekilde Allah ve Resulünün (sav.) hükmünü arar, hayatındaki bütün işlerde o hükümlere itaat edip, onlara göre hareket eder.
Müslüman kadının devamlı bir Kur'an virdi , Kur'an için ayırdığı zamanı olmalıdır. O vakitte Kur'an'ın apaçık ayetlerine yönelip ağır ağır, anlayarak, düşünerek, manalarını aklının ve duygularının gözeneklerine akıtarak, kalbi onun tertemiz nurlarını içmeye çalışarak, gönlü parlak nuruyla aydınlanarak okumalıdır.
Kudüs'ü kurtarmak için Selahaddin Eyyubi'yi beklemek tembelliğin, vazgeçilmişliğin bir göstergesidir.
De ki: “Durmadan bir şeyler yapın; yaptıklarınızı Allah da, peygamberi de müminler de görecektir. Sonunda, gizliyi de açığı da bilenin huzuruna çıkarılacaksınız ve O size yapmış olduklarınızı haber verecektir.”
(Tevbe Suresi:105)
“Çünkü Kudüs varsa ümmet vardır. Kudüs varsa izzet ve şeref vardır. Eğer Kudüs yoksa da darmadağın olmuş bir ümmet vardır. Bu yüzden dirilme meselesinde Kudüs bizim için inanılmaz bir hedeftir.”