"ama düşün: nedir ki ‘başarı’ — ne olabilirdi ki benim başarım, ben o koşullara boyun eğip, toplum içinde bana gösterilen yeri alsaydım? bir ikiyüzlülük, bir sahtelik, bir aldatmaca olurdu bu ‘başarı’ — ‘ben’im, ben olmadan, hatta benliğimi bir kenara atarak, kişiliğimi çiğneyerek elde ettiğim bir şey. karşılığında kim olduğumu verdiğim bir ‘kimlik’.."
"benden hep önceden konmuş kalıpların içine girmemi istediler. benden, ben olarak, belirli bir görevi üstlenmemi isteselerdi, sorun olmazdı — benim istediğim de zaten buydu. ama, benim o görevin kendisi durumuna girmemi istediler. benim bambaşka bir kişi olmamı bile değil; sanki kişiliksiz bir şey olmamı — sanki cansız, düşüncesiz bir şey, bir alet, bir makina...
dünya benden ben olmamı istemedi.
beni ben olarak tanımadı.
ben de sırtımı döndüm işte, bu dünyaya —
gerisini biliyorsun.."
"sahici olmak; sahiden anlaşılmak, tanınmaktı, istediğim.
ama beni tanımalarını en çok istediğim kişiler, beni en çok yanlış anlayan kişiler oldular."