vivident

vivident
@vividentd
Ölmeden önce söylenen son sözlere gösterilen bu ilgiyi de anlamıyorum zaten. Çevremiz yaşayan ölülerle dolu, paketlenmiş, etiketlenmiş, bir kenara atılıp unutulmuş, hatırlandığı zaman da lanetle hatırlanmaya mahkûm edilmiş insanlar. Onların sosyal ölülere dönüşmeden evvel sarf ettikleri son sözlere ilgi gösterilse, o zaman bir anlamı olurdu belki bu merakın.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Çamaşır odasına geri dönüp bir milyon nevresim daha katladık. Turizm meslek lisesinde okursanız size çok iyi nevresim katlamasını öğretirler çünkü. Ne işimize yarayacak diye düşünmeyin, siz de katlayın. Kendiniz kadar düşünceli bir kocanız olur belki. Nevresim katlarken görüp aşık olmuştur size. İşte demiştir, nevresim katlayan bir kadın. Çok iyi ütü de yapar bu. En iyisi evleneyim bununla ben, çamaşır, bulaşık, bedava seks, canım sıkılırsa da boşarım, kız arkadaş yaparım kendime gencinden.
Ne zaman kendimi işe yaramaz bir pislik gibi hissetsem, bizim belediyenin arıtma tesisine giderim, boka dönen hayatımı orada arıtabilirmişim gibi. Atık kazanlarının ve havuzların arasında dolaşırım biraz, girdisine çıktısına göz atarım çevredeki alet edevatın, ‘Çağlar,’ derim kendime, ‘evlâdım, hayat pastasının lezzetli dilimleri başka yerlerde kalmış, bugün senin payına düşen yalnızlıktır, acıdır, çamurdur ve boktur. Buna alış artık. Alış oğlum. Alış ki daha fazla üzülme.”
Hayat
Sandalyeye oturup dirseklerimi mutfak masasına yasladım, ellerimi çenemin altında kenetleyip derin bir iç çektim. Düşündüm biraz. Sık sık yapanm bunu. Düşün oğlum derim kendime, bir parça düşün. İstanbul’da yirmi milyon insan, iki milyon araba ve bunların hepsinden daha fazla martı vardır. Martıların içinde bir martı, arabaların içinde bir araba, insanların içinde bir insan ararsın İstanbul’da, gerçekten sana hitap edebilecek, ruh sahibi bir şeyler ararsın, bulamazsın.
Akşamdan kalınan sabahlarda insanın dün gece yaşananları kare kare anımsadığı ama büyük fotoğrafı tam olarak göremediği alacakaranlık bir devre vardır. Beyninizin içini nöron amcıklaması geçirene dek kurcalamaya niyetlenmediğiniz sürece sorun çıkmaz, pek çok sevimsiz hatıra, o huzurlu alacakaranlıkta dolanmaya devam eder. Başıboş, bencil ve serserice dolanmaya devam eder o huzur bulmuş sevimsiz hatıralar beyninizin içinde. Ne hatırlanacak kadar berraktırlar ne de unutulacak kadar bulanık. Dünyanın kendisi gibidirler. Evet. Bizzat dünyanın kendisi gibidir o yan unutulmuş sevimsiz hatıralar. Aynca herkesin böylesi zihinsel bir alacakaranlığa da az çok ihtiyacı vardır. Alkoliklerin sabahtan içmeye başlamasının nedeni de içkiden çok, o huzurlu alacakaranlığa olan ihtiyaçtandır. Alkolikseniz ve bu konu ilginizi çektiyse bana Facebook'tan yazabilirsiniz, fotoğrafınızı beğenirsem cevaplarım, şu an vaktim yok.