Sonra birden başını çevirip her şeyi göze almış karanlık bir bakışla, "Ölüyorum, işte o!" dedi ve sonra, bütün ateşini bu sözlerle anlatamamış gibi, "Ah, ne kadar ölüyorum, ne kadar mustaribim, bilseniz?" diye inledi.
"Ben bilakis o kadar bile mesut olmadım, sadece sevdim." diyordu. O sadece sevmişti, aşk kelimesinden belli belirsiz hissedilen en büyük manasına kadar sevmiş, ölümlere kadar sevmişti; fakat onu istemenin bile suç olduğunu görerek hayatta sevdikleri tarafından sevilenler de olduğunu düşününce ah ediyordu ve sonra, öyle sevip sevenler için bütün o felaketler bekleniyordu, değil mi?