çocuk küçüktür, ama büyük adam onun içindedir, beyin daracıktır, ama düşünceyi içine alır; göz bir noktadan öte bir şey değildir, ama fersah fersah uzamları kucaklar.
iyiliğe giden iki yol açar Tanrı; hemen her zaman böyledir: biri acı, biri de aşktır bu yolların. çetin yollardır bunlar; bu yollara giren kadınlar ayaklarını kanatırlar, ellerini parçalarlar, ama yolun dikenlerine günahın süslü giyimlerini de bırakırkar aynı zamanda, Tanrı önünde yüz kızartmayan çıplaklıkla erişirler amaca.
gün ışığını hiç görmemiş körlere, doğanın ezgilerini hiç işitmemiş sağırlara, ruhunun sesini hiçbir zaman duyuramamış dilsizlere acırsınız da utanç gibi bir yalana bahane bulur, zavallı kadınları deliye döndüren, iyiyi göremeyecek, Tanrı'nın sesini duyamayacak, aşkın ve inancın arı dilini konuşamayacak duruma getiren bu gönül körlüğüne, bu ruh sağırlığına, bu bilinçsiz dilsizliğine acımak istemezsiniz.
güzelliği anlatılmaz bir uzun yüz üzerine elle yapılmış izlenimi bırakacak kadar düzgün bir kıvrım oluşturulmuş kaşlar, altlarına da kara gözler koyun; eğildiler mi yanakların pembesine gölgeleri düşen uzun kirpiklerle perdeleyin bu gözleri; delikleri bir haz isteğiyle azıcık açılmış, ince, dik, ruhsal bir burun, dudakları süt gibi ak dişler üzerine büyük bir incelikle açılan kusursuz bir ağız çizin; cildini de hiçbir elin dokunmadığı şeftaliler üzerindeki şu kadifemsilikle renklendirin, bu sevimli başı bütünüyle elde etmiş olursunuz.