Volkan YILDIZ

Volkan YILDIZ
@volkitap
Instagram:
Volkan YILDIZ
Volkan YILDIZ
25 okur puanı
Aralık 2017 tarihinde katıldı
"50'ler istikrar, güven ve huzur, 60'lar ise isyan, özgüven ve geleceğe dönük iyimserlik ve inanç ima ediyorsa, 70'ler ise bir önceki on yılın aksine cazibe sunmaktan çok uzak, kasvetli, huzursuz ve hatta tekinsiz bir on yıldır. Birçoklarına göre Hollywo­od'un beklenmedik altın çağı olan bu on yılın birçok kült filminin gücü yansıttığı bu kasvettir. Robert De Niro'nun çıkış filmi Arka Sokaklar (1973) ama asıl akabindeki Taksi Şoförü (1976) dönemin distopik ve tekinsiz (ve belediyesi 1976'da müflis) New York'unu ruhunu kararttığı paranoyak bir Vietnam gazisinde ele alır. Döne­min komplocu filmlerinin baş yönetmeni Alan Pakula'nın Başkanın Tüm Adamlan (1976), Parallax Esrarı (1974) ve Sidney Lumet'nin Şe­beke (1976), Çin Mahallesi (1974) gibi filmleri dönemin kasvetinin sinematografisidir. Ancak 70'ler dahi yirmi yıl sonra kendi kültünü yarattı. 90'lar bu tür bir retro sundu. 70'lerin melodileri tekrar kıy­mete bindi. Tabii 70'ler sadece Türkiye' de de değil "kurşun yılları" (Anni di piombo) olarak da adlandırıldığı İtalya başta olmak üzere 1968 hareketinin radikal nihilist şehir terörüne el verdiği ve çok sert bir devlet kontra-terörünü tetiklediği ülkelerde de yeterince kötü anılarla yüklüydü."
Sayfa 20
Reklam
"Bunların kafalarında neler oluyordu acaba? Hayatın gerçeğini, Şiilerin kayıp on ikinci imamının döneceğine inan­maları ve Yuhanna'nın vahyi evanjelistlerinin, İsrail'in Tevrat'ta belirtilen sınırlarıyla yeniden var olduğu anda, İsa'nın zuhur edeceğini düşünmeleri gibi, kıyamette ortaya çıkacak bir kurtarıcı figürü beklentisiyle çarpıtıyorlardı. En kötüsü ise şuydu: İllaki önce kıyametin kopması gerekiyordu. Kafirlerin bir şekilde yok olması gerekiyordu, mutlaka dünyanın bat­ması lazımdı. Sadece imanlıların hayatta kalıp mutluluğu yakalayacağı bir final savaşı olmazsa olmazdı, bazı imanlılar da bunun yeteri kadar çabuk gerçekleşmeyeceğini düşündükleri için, kıyametin kopmasına bir miktar yardımcı olmak istiyorlardı."
Sayfa 327·Kitabı okudu
"İlhak, yani bir başka devletin toprak bütünlüğüne ya da siyasal bağım­sızlığına karşı, herhangi bir biçimde kuvvet kullanma tehdidi ya da kuvvet kullanılması, 26 Haziran 1945 tarihli Birleşmiş Milletler Anlaşması'nın 2. Maddesi'nin 4. Fıkrası'na göre kesinlikle ... YASAKTI. ... Almanya mesela. İşgal edildi ancak ilhak edilmedi. Resmen işgal altında olmasına rağmen ABD'nin elli birinci eyaleti olmadı, Sovyetler bile kendilerinin yerine bir kuklayı oynatmayı tercih ettiler, Fransızlar ve İngilizler sömürgecilikten zaten ağızlarının pa­yını almışlardı, galip devletlerden hiçbiri Almanya'da sadece askeri varlı­ğıyla kalıcı olarak temsil edilmeyi istemiyordu. Maliyeti felaket yüksekti, yerleşim imkanı da yoktu, eh, o zaman bir an önce, hemen bugün çıkıp gitmek lazımdı."
Sayfa 309·Kitabı okudu
"1962 yılında Britanya'nın ve ABD'nin bakanlar kurulunda, İsviçre hükümetinde tek bir kadın yoktu. Britanya'da meclis üyelerinin, ABD'de senato üyelerinin yüz­ de 4'ünden azı, İsviçre Federal Meclisi üyelerinin yüzde birinden azı kadındı - İsviçre'de yirmi kantonun on yedisinde (babaannemin yaşadığı kanton dahil) kadınların oy verme hakkı bile bulunmuyor­du. Kuralların erkekler tarafından erkekler için belirlendiği anlamı­na geliyordu bu. Amerikalı ve Britanyalı kadınların ipotek kredisi alabilmek ve banka hesabı açabilmek için evli olmaları ve kocala­rından yazılı izin almaları gerekiyordu. İsviçreli kadınların eşlerin­den yazılı izin almadan işe girmeleri bile yasaktı. Dünya üstünde hiçbir yerde ev içi şiddete karşı sığınma evleri bulunmuyordu; bir erkeğin karısına tecavüz etmesi hiçbir yerde yasalara aykırı değildi. (1980'lerde evlilik içi tecavüzü yasaklamak için adımlar atıldığında California Meclis üyelerinden biri, "Karımıza da tecavüz edemeye­ceksek kime tecavüz edeceğiz?" diye itiraz etmişti.) Pratikte erkekler eşlerini dövebiliyorlardı, çünkü polis bunu suç olarak görmüyor­du; kızlarını taciz edebiliyorlardı, zira bu konu öyle bir tabuydu ki kimse polise bildirmiyordu."
Sayfa 168·Kitabı okudu
Kocatepe'de köylü bir kadının yerli turistlere büyük taarruzu anlatışı: "İşte aba, bizim köy aha şu tepenin arkasında, şu kıvrım­dan doğru geldik biz. Gazi Paşa, Yunan gavuruu kovmak için
Reklam