Doğallık, dürüstlükten geçer. Kendine, çevrene. Bedenin bir karbon kağıdı gibi olmalı. Özellikle de yüzün. Çünkü doğallığın tek bir anlamı vardır: düşüncelerini davranışlara dönüştürmek. Oysa bugün kimse doğal değil. Herkes sahte. Herkes yalancı. Ve hepsinin ölmesini istiyorum.
“Eğer” dedi kendisine, ”sadece zevk ve acı varsa. Her şey sadece onlardan ibaretse tek bir çözüm kalıyor geriye: acıdan zevk almak. Böylece hayat sadece zevk olacak.”
Kitapta bulunan hikayelerde Sait Faik’in iç dünyasıyla dış dünyasındaki çatışmalarla oluşturulan gerçek ve hayalleriyle harmanlanmış bolca izler taşıyor. Bazı zamanlar, tabiri caizse bir deliyle sohbet etmek gibi mutlu edip tebessüm ettiriyor, bazı zamanlarsa bu delinin normal insandan duyulmayacak sözler düşünceler ve hissiyatlar barındırıyor. Bazı hikayeler kısa dahi olsa bir kitaba denk gelebilecek konusu olabiliyor. Bazı zamanlar bitse bile hikayelerden çıkamıyorsunuz. Sait Faik’in sizi tüm benliğiyle kendi hayal dünyası ve gerçek dünyasında dolaştırıp duruyor, zaman zaman şaşırtıyor, güldürüyor veyahut düşündürüyor. Normale gelen insanlarla sohbet etmekten öteye götürüp biriyle hayallere dalıyorsunuz.