bukowski

Puan vermedi·112 syf.··
2020 5. kitabı
Peyami Safa takma adıyla Server Bedi, Türk edebiyatının usta yazarlarından biridir. Her romanında insan ruhunun derinliklerinde sizi yolculuğa çıkarır. Tabiri caizse insanın kendi iç dünyasını size üçboyutlu gözlük taktırıp gösterir. Peyami Safa'nın yazmış olduğu Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, psikolojik roman türünde Türk edebiyatımızın önemli yapıtları arasında kendine yer bulmuştur. Kitabın içeriğinde genç yaşta hastalığa yakalanan biri ve çektiği aşk acısı ile birlikte gelen değişimleri anlatılıyor. Şimdi diyebilirsiniz ki her romanda böyle şeyler vardır. Ama unutmayın İstanbul da yaşamak var, İstanbul'u yaşamak var. İşte Peyami Safa bize İstanbul'u yaşatanlardan... Ayrıca bu eser bir yandan otobiyografidir de denilebilir. Peyami Safa'nın küçük yaşta "Kemik Veremi" hastalığına yakalanması ve romandaki karaktere isim vermemesi bu ihtimali güçlü kılıyor. Aşağıdaki vereceğim kitaptan bir alıntı da bu eserin otobiyografi özelliğini destekler niteliktedir. "Büyük bir hastalık geçirmeyenler, her şeyi anladıklarını iddia edemezler. İki hasta kadar birbirine yakın hiç kimse yoktur. Hasta olmayanlar bizi ne kadar az anlayacaklar!" Psikolojik tahlil ve güzel betimlemeler ile yazılmış bir roman. Hastane sahnelerindeki betimlemeler, hastanın kendine dönük psikolojisinin aktarımı o kadar muhteşem ki hastanenin kokusunu duyarak çektiği acıyı ta içinizde hissediyorsunuz. Bu kadar yoğun betimlemelerin olması, Peyami Safa'nın tasavvur gücü belki de bu anlatılanlar kendi başından geçtiği için bu denli yoğun bir sonuç ortaya çıkarmıştır. Son diyeceğim şu ki okuyun, okutun.. bir solukta kalıbının hakkını veren bir eser. Sevgiyle ve kitaplarla kalın, yorumumu okuduğunuz için teşekkürlerimi sunarım.
Dokuzuncu Hariciye KoğuşuPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 2022121bin okunma
Reklam
10/10
·120 syf.··
2020 39. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 28 Ağustos 2020 22:08
Merhabalar, nasılsınız ? Öncelikle Sergüzeşt kelime anlamı, macera serüvendir. Türk klasiklerinin efsane 100 temel eserlerindendir. İçerisinde aşk konusu ince bir şekilde işlenmiş, artık bu kadar hassasiyetle yazılan aşk romanları yok denecek kadarlar. Ayrıyeten aktarmalar mükemmel ötesiydi. Film gibi seyrediyorsunuz kitabı, gözünüzde canlandırarak. Kitabın konusu, küçük bir kızın (Dilber) memleketinden ayrılıp köle olarak satıldığı evde çektiklerini ve satıldığı diğer evde büyüyerek içine düştüğü aşkı anlatılıyor. Dediğim gibi aktarmalar gerçekten tam yerindeydi, sanki siz tam olarak olayların içinde gerçek bir seyirciymişcisine okuyorsunuz, yaşıyorsunuz kitabı. Bu arada ben de olan Elips Kitap Kasım 2007 baskısı. Şimdiden keyifli okumalar dilerim, kitaplarla ve sevgiyle kalın.
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Karbon Kitaplar Yayınları · 201756,4bin okunma
10/10
·516 syf.··
2020 19. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 06 Temmuz 2020 13:35
Merhabalar, nasılsınız ? Kitabı okuyalı 1 ay oluyor incelemesini de yapmıştım ama buraya yeni giriyorum kusuruma bakmayın. Şimdiden iyi okumalar. ''Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum.'' Yıllar geçse de hafızalardan silinmeyecek, derin anlamlar içeren bir söz ile başlıyor Masumiyet Müzesi. Eser 10 yıllık bir emek ve çalışmayı içinde barındırıyor. Kitap ile birlikte müze oluşturma fikri de önceden tasarlanmış, hatta Orhan Pamuk bunun için birçok müze gezmiş. Orhan Pamuk daha açık ve hissettirici olduğunu düşündüğü için yaşanılanları Kemal'in anlatımından bizlere sunuyor. Ayrıca kendisinin de dahil olduğu kısımlar bulunmakta. Konusundan bahsetmek gerekirse, Kemal yakın zaman içinde nişanlanacağı sevgilisi olan Sibel ileyken bir butikte rastlıyor Füsun'a. Yaş farkı, uzaktan akrabalıkları, ilişki meydana gelme olasılığı Kemal'i engelleyemiyor. Füsun'a sırılsıklam aşık oluyor. Füsun'lu geçen günler sonrasında, geriye sadece saplantıya dönüşmüş bir aşk kalıyor. Her görüşmede Füsun'u anımsatan bir eşyasını çalıyor Kemal, yıllar sonra Merhamet Apartmanı'ndaki daire müzelik eşyalar ile doluyor. Hiçbir zaman ümidini yitirmeyen Kemal, her geçen gün daha da yükselen bir aşkla seviyor Füsun'unu, kendi 'güzelini'... Okurken değişik duygular hissettim. Kendime sorular yönelttim, ki eminim kitabı okuyanlar arasında bu tek ben de olmamıştır. Bir aşk bu kadar acı verir mi Kemal, değer mi diye söylendirdi beni bu güzel ve anlamlı eser. Bu denli saplantıya dönüşen aşk hangi tarafı etkiler yoksa tek taraflı değil mi..? Bu eser asla sadece bir aşk hikayesi olarak anılamaz. Kitabın sonunda ki şu cümleyi okuduktan sonra gözyaşlarım akmaya başladı... ''Herkes bilsin, çok mutlu bir hayat yaşadım.'' aslında cümlenin altında yatan çaresizlik ve düşünülünce içinden çıkarılan bir sürü anlam
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,4bin okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2020 38. kitabı
Ben daha minicik bir bebek... O zaman ki gazete kuponlarıyla babam kitap setleri almış yığınla, hepsi bana kaldı. İlk gün ki gibi taze kokuları, Altın Işık da onlardan masal, halk hikayeleri ve şiirlerden oluşan bir kitap. Gayet akıcı ve sade. Çocuklara ithaf edildiği bilinse de her yaştan okunabileceğini düşünüyorum, sonuçta okumak bizi eksiltmez hiçbir zaman. Bu arada ben de olan Elips Kitap Ocak 2007 baskısı. Şimdiden iyi okumalar, kitaplarla ve sevgiyle kalın.
Altın IşıkZiya Gökalp · Parıltı yayıncılık · 20101,818 okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2020 36. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 27 Ağustos 2020 15:28
Ben daha minicik bir bebek... O zaman ki gazete kuponlarıyla babam kitap setleri almış yığınla, hepsi bana kaldı. İlk gün ki gibi taze kokuları, Şermin de onlardan edebiyatımızın ilk çocuk şiir kitabı. Elinize eğer ki ulaşırsa okuyun derim, sonuçta bir şey kaybetmezsiniz :) Bu arada ben de olan Elips Kitap Ocak 2007 baskısı. Şimdiden iyi okumalar, kitaplarla kalın.
ŞerminTevfik Fikret · Timaş Yayınları · 20122,240 okunma
Reklam