İktidarın yeni formülü “mutlu ol”dur. Mutluluğun olumluluğu acının olumsuzluğunu yerinden eder. Olumlu bir duygusal sermaye olarak mutluluk kesintisiz bir performans yetisi sağlamak durumundadır. Kendini motive ve optimize etme uğraşları neoliberal mutluluk dispozitifini oldukça verimli kılar, çünkü iktidarın daha fazla bir çaba göstermesine gerek kalmaz. Bağımlı kişi bağımlılığının farkında bile değildir. Kendini özgür sanır. Hiçbir dış baskı olmaksızın kendini geliştirmekte olduğu inancıyla kendini kendi isteğiyle sömürür. Özgürlük baskılanmaz, sömürülür. “Özgür ol” , “itaatkâr ol”dan daha yıkıcı bir zorlama yaratır.
Disiplin toplumu üretim aracı olarak öğrenmeye yatkın bedenler imal eder. Acı da disiplin tekniklerine dahil edilir. İktidarın acıyla ilişkisi hâlâ sürmektedir. Emir ve yasaklar acı aracılığıyla tabi özneye işlenir, hatta bedenine sabitlenir. Disiplin toplumunda acı hâlâ yapıcı bir rol oynamaktadır. İnsanları üretim aracı olarak biçimlendirir. Ama artık kamusal alanlarda sergilenmez, hapishaneler, kışlalar, sağlık kurumları, fabrikalar ya da okullar gibi kapalı disiplin mekânlarına kaydırılmıştır.
Ölümün negatifliğinin boyun eğdiği pozitif toplum, tek derdi “süreksizlik içinde sağ kalmayı güvence altına almak” olan çıplak yaşamın toplumudur. Bu bir köle yaşamıdır. Bu çıplak yaşamı sürdürme derdi, sağ kalma derdi, gayet karmaşık bir olgu olan bütün canlılığından mahrum bırakır yaşamı.