Toprak.

Toprak.
@w3at0e
Şairlerin dediği gibi, Akhilleus benim ruhumun yarısı.
Sayfa 293 - İthaki Yayınları
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Ölümlerin çirkinliğini, etrafa saçılan beyinleri, daha sonra saçlarımdan ve cildimden yıkayarak akıtacağım uçuşan kemik parçalarını artık fark bile etmiyordum. Tek gördüğüm Akhilleus'un güzelliği, şarkı söyleyen kolları ve bacakları, ayaklarının atik adımlarıydı.
Sayfa 236 - İthaki Yayınları
Sonun nasıl geleceğini düşünmekten kendimi alamıyordum. Mızrakla mı, kılıç darbesiyle mi, yoksa bir savaş arabası tarafından yere serilerek mi? Akhilleus'un yüreğinin hızla akan, bitmek tükenmek bilmeyen kanı.
Sayfa 185 - İthaki Yayınları
Aşkın ve kederin asla sona ermeyen acıları. Belki başka bir hayatta bunu reddeder, saçlarımı yolarak ağlar, onu seçimiyle tek başına yüzleşmek sorunda bırakırdım. Bu hayatta değil. Akhilleus Troya'ya yelken açacak, ben de onun peşinden gidecektim. Ölüme bile.
Sayfa 167 - İthaki Yayınları
Dudaklarının gül pembesi parlaklığı, gözlerinin hararetli yeşili. Yüzünde hiçbir çizgi, kırışmış veya kırlaşmış hiçbir şey yoktu, her şey taptazeydi. Altın renkleri ve parlaklığıyla baharın ta kendisiydi o. Haset dolu ölüm onun kanını içecek ve yeniden genç olacaktı.
Sayfa 166 - İthaki Yayınları