Kimisi sağlıklıyken yaşamak istemiyor, kimisi sağlıksızken yaşam mücadelesi veriyor. Hayat, kıymet bilmeyene fazlasını verir, kıymet bilenden de fazlasını alır.
Belki de bizler her şeyi bildiğimizi iddia ederken, aslında hayat dediğimiz olgunun içinde herkes hak ettiğini alıyordur. Mesele, tam da bu hak edişi ne kadar istemekle ve onu ne kadar muhafaza edebilmekle ilgilidir.
Sanırım elde olan sıradanlaşırken, elde olmayanın kutsallaşması hayatı her yönüyle açıklıyor. Doğrusu yaşamak ya da ölmek mesele değil, insana sunulanı bu kadar kolay değersizleştirebilmek oldukça manidar.
EREN
Âlem-i Ervâh istasyonundan hayat trenine bindik bir kere... Yıllar geçti gitti, zamanı gelen kendi durağında indi. Bizim de vaktimiz dolduğunda şaşkınlıkla "Geldik mi?" deyip ineceğimiz bir durak olacaktır elbet. Zaten insan için son durak, trenin gittiği en son yer değil; biletinin kesildiği, inmen gereken yerdir.
Oysa şaşırmak faydasızdır, belki de kendince trenden şimdi inmek zamansızdır... Ama biz Bezm-i Elest diyerek mühürledik her şeyi; sen trendeyken unutsan da, o söz ruhunda saklı mutlak bir bilinçtir. Her şeyin berrak bir su gibi dökülüp aşikâr olacağı o istasyon da Berzâh olacaktır.
EREN