Hayatımda en çok hak verdiğim sözlerden biri, "Bir kusur, bin meziyeti örter." olmuştur. Bu sözü iki farklı pencereden yorumlamak mümkündür.
İlk pencerede, büyük bir kusur işlenmiştir ve bu kusur geri dönüşü olmayan bir noktadadır. Böyle bir durumda, yapılan onca doğruya rağmen bu hatanın her şeyi gölgelemesi makul bir sebep oluşturur.
İkinci pencere ise benim asıl değinmek istediğim noktadır. Onca güzel şey yapılmışken, insanın yaptığı ilk hatada tüm doğruların görmezden gelinmesi ve hatanın özellikle göze sokulması… Asıl sorun; kusurun kendisinden çok, doğruların bu kadar kolay silinmesidir.
EREN
Sırlı, sarsak bir sırça; harlı, harsak bir parça.
Hepsinin köşesi çok, yönü başka başka.
Kimi keser susuşla, kimi naif bir sözle,
Tekli tek kalır yine; azı öz, çoğu közle.
EREN
Vatan bölerek vatan olacağına inanan;
Lağımda büyür, gölgede sürünür farecik.
Hainlik ederek devlet olacağını sanan;
Leşine yer bulamaz, soysuz kahpecik.
EREN
Ne kadar dirensem de yollarım hep senin yangınına çıkıyor. İradem buna karşı dursa da, kalbim çoktan diz çökmüş durumda. Varlığın insanı öyle bir efsunluyor ki; o ateşte bir ömür kavrulsam da, tek bir an bile "yandım" demem. Çünkü seninle yanmak, sensiz üşümekten daha tatlı.
EREN