Beklentiyi yüksek tutmamalıydım.
3/10
SPOİLER İÇERİR. Normalde bir dizinin filmin kitabı varsa kitabı tercih ederim ama bu seri hayal kırıklığı oldu. İlk çıktığı sene dizisini izleyip fuarda kitabını almıştım ama yıllardır kitaplıkta çürüyordu. Hem diziden hem de kitaptan bolca spoiler içeren bir inceleme olacak lütfen ona göre okuyun. Öncelikle kitap yarattığı distopyadan ziyade karakter ilişkileri üzerinde yoğunlaşıyor. Dünya görevinin çok gizli olduğu söylenip duruyor ama fırlatma gemisine suçlular yüklenirken Bellamy elini kolunu sallayarak giriyor. Retina taraması, kart okutma, bir el izi vs hiçbir güvenlik önlemi yok. Onu da geçtim orada o kadar görevli var ama sanki görevleri çay çekirdek yapmakmış gibi sadece geyik yapıp sonra da çekiliyorlar. Bellamy görev için “Gizlilik güvenlikten daha ön planda” ve “Aceleye geldiği için” diyor ama yazar uydurduğu kılıfı iyi dikememiş çünkü Wells görevden haberi olunca kendini içeri tıktırıyor ve aylar geçiyor. Yani aceleyle 3-5 günde planlanan bir görev değil. Hem sözüm ona gizli bir görevi Bellamy’in rüşvetçi muhafız dahi biliyor. Diğer bir saçmalık da Glass’ın onca muhafız arasından kaçabilmiş olması. Hadi kaçtı diyelim ve Luke’un dairesine ulaştı. O “Çok gizli” görev ortaya çıkmasın diye Glass’ı her yerde didik didik aramaları gerekirken kızın gitme potansiyeli en yüksek yer olan kendi evine bile zahmet edip bir muhafız yollamamışlar. Kız bir gece Luke’un yanında kalıp sonra annesinin evine gidiyor, uykuya dalıyor ve annesi geri döndüğünde yeni şansölyeyi ikna ettim artık affedildin diyor. En azından kitabı biraz daha inandırıcı kılmak için kızı muhafızlar yakalasaydı. Sonra politik sebeplerlerden ötürü şansölye onu idam etmekten vazgeçtiğini söylese ve “Çok gizli görev” hakkında konuşmamak üzere özgür bıraksa daha gerçekçi olurdu. O kadar gemiden
The 100Kass Morgan · GO! · 20144,291 okunma
çeviri
6/10
·357 syf.·
2026 2. kitabı
Ben Henry Thoreau'nun sözlerinden ziyade çevirinin eksikliğini vurgulamanın daha doğru olduğunu düşünüyorum. Aykut Örküt adlı çevirmenin başka bir çevirisini okumadım ama şahsen, araştırdığım kadarıyla daha deneyimsiz olduğu yıllarda çevirdiğinden ağdalı bir dil kullanımı isteği ve cümle akışındaki kontrolünün zayıf olmasından dolayı okumayı zaman zaman çok zor hale getirmiş. O yüzden kitabın ingilizce orijinalinden okunması ya da daha yetkin bir çevirmen tarafından çevirilmiş basımının okunması bence okur için daha sağlıklı olacaktır.
WaldenHenry David Thoreau · Zeplin Yayınları · 20192,120 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Walden Gölü’nde 28 Dolarlık Kulübe!
8/10
·352 syf.··
2026 65. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2026 22:23
Hayatımızı yaşamak için mi çalışıyoruz, yoksa çalışabilmek için mi yaşıyoruz? Thoreau’nun cevabı kulübesinde saklı: 28 dolar 12,5 sent. O gün yaklaşık bir evin maliyeti 750-800 dolar imiş. Bir şeyin gerçek bedeli nedir? Thoreau’nun en sert cümlesi: “Bir şeyin bedeli, onun karşılığında vazgeçtiğiniz yaşam miktarıdır.” Fiyat etiketine değil, şuna bak: Kaç saat çalıştım? Kaç günümü verdim? Hadi bir telefon hesaplayalım. 2026 Türkiye’de üst segment bir cihaz: 50.000 TL. kabul edelim. Asgari ücretle çalışan biri bu telefon için 2,5 ay harcıyor. 70-75 gün. Bir telefon için! Kamerası İçin hafızası için… İki yıl sonra değeri yarıya düşecek, güncelleme almayacak, düşünce kırılacak bir cihaz için. Buna değer mi? Peki ev hanımının emeği? Yemek, temizlik, çocuk bakımı, duygusal emek… Piyasada karşılığı var mı? Mesele para değil. Mesele zaman. Mesele ömür. Annelerimizin kutsal emeğini düşünün! Thoreau yılda sadece 6 hafta çalışıyordu. Kulübesini yaptı, küçük bir fasulye tarlası ekti, 6 haftada yıllık ihtiyacını çıkardı. Geri kalan 46 hafta okudu, yazdı, yürüdü, gökyüzünü izledi. Gerçekten yaşadı. Bugün çoğumuz yılın 48 haftasını çalışıyor, kalan 4 hafta da (hatta çoğumuzda 2-3 hafta izin) yorgunluğumuzu gidermeye çalışıyoruz. Buna “tatil” diyoruz. Thoreau buna “sessiz çaresizlik” diyor: “İnsanların büyük çoğunluğu sessiz bir çaresizlik içinde yaşar.” Bu kitap 1845’te yazıldı. Minimalizmle ilgisi? Minimalizm “eşya azaltmak” değil, “ne kadar az şeye ihtiyaç duyduğunu fark etmek”. Thoreau’nun kulübesinde üç sandalye vardı: biri yalnızlık için, ikisi dostluk için, üçü toplum için. Penceresi büyüktü – manzaraya ihtiyacı vardı, perdeye değil. Bugün büyük evler, küçük pencereler. Çok eşya, az zaman. Borçla aldıklarımıza hizmet ederken ömrümüzü tüketiyoruz. Soru şu: Buna
WaldenHenry David Thoreau · Can Yayınları · 20222,120 okunma
7/10
·208 syf.··
2026 11. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2026 13:40
Erskine CALDWEL'in inanç maskesi takmış insanların açgözlülüğüne dikkat çeken romanı "Allah'a Adanan Toprak"; arazisinin bir bölümünü Allah'a adadığını söyleyerek boş bırakan, kalan bölümünü de altın arama umuduyla sürekli kazan Ty Ty Walden isimli yaşlı çiftçinin ailesinin başına gelenleri anlattığı trajik bir eser. Yazıldığı dönemde büyük tepki çeken roman yoksulluk, din ve çıkar çatışması ile bastırılmış arzuların gölgesinde kalan ve saplantılara boğulmuş ahlâki bir çöküşü dile getirmesi açısından da dikkate değer nitelikte.
Allaha Adanan ToprakErskine Caldwell · Remzi Kitabevi · 19495 okunma
10/10
·352 syf.·
2026 17. kitabı
Herkese merhaba Bu kitapta Thoreau, bu süreçte kendisinin, Doğa’nın sayesinde ve onun yardımıyla gerçekleştirdiği tefekkürün, kendisine tekamül olarak geri döndüğünü ve her insanın esas yaşam gailesinin de bundan ibaret olduğunu, kendi felsefi bakışıyla ele almasını okuyoruz. Kitaba bayıldım. Kitap beklediğimden daha güzeldi. Toplumsal dayatmaları, basmakalıp gelenekleri ve insan elinden çıkmasına karşın insanı ahmakça bir yaşama iten yasaları galebe çalan başka yolların peşinden koşmayı, yazar, her bireyin kendi bulut üstü dünyasını yaratmak için bir önkoşul olarak görüyor. İnsandan kaçarken, doğaya sığınmayı öğütlüyor. Hem kendini tanımayı hem de bunun gizemlerinin ise Doğa’da saklı olduğu için hakikatin peşinden bu yolla gidilmesinin ipuçlarını, kendi tecrübelerini aktararak vermiş.Günlük haberleri takip etmenin insana herhangi bir faydası olmayacağı, bir kaç gün haberlerden edinilen bilgilerle, gelecek zaman içerisinde günlük haberlerin birebir tahmin edileceği tezini savunmuş ki, bu oldukça ilginç geldi. “Tarih tekerrürden ibarettir.” düşüncesinin bir açılımı olan bu bakış açısı, düşündüğünde aslında bazı yönleriyle doğru gelmiyor değil.Kitabın ilk yarısında daha çok Yazar’ın ormandaki yaşamının mal olduğu bedeller, sade bir yaşamın insana katkıları gibi bilgiler yer alırken, kitabın yarısından itibaren doğal ortamdaki yaşantıyla ilgili izlenimler yer alıyor ki, bunları okumak ayrı bir zevkti. Çünkü Thoreau gibi doğal yaşama hayran bir düşünürün kaleminden, Walden Gölü ve çevresini okumak keyifli olduğu kadar da düşünmeye sevk ediciydi.ikinci yarısını ise tanık olduğu gündelik doğa hayatının aktarılmasına ayırmıştır. Bu kısımları sevdim. Karıncalar arasındaki savaşa, baharın gelişine, donan gölün erirkenki farklılıklarına, gökkuşağının gökyüzünü baştan başa
WaldenHenry David Thoreau · Can Yayınları · 20222,120 okunma
6/10
·124 syf.··
2020 49. kitabı
·
Norveç edebiyatına pek çoğumuz aşina değiliz. Hiç değilse polisiye seviyorsanız, okumuşsunuzdur, ki ben sevmiyorum. İskandinav bağrından kopmuş kitapları severim, özellikle mitolojik eserlerine ayrı bir ilgim var. Erlend Loe’yu ilk defa okudum, Doppler’la. Doppler, başını çok sevip, sonlara doğru çizgisinden çıktığını düşündüğüm bir kitap. Başlangıçta altı çizili yerlerle dolan kitabın devamı ne yazık ki ilerlemedi. Romanda ilgimi çeken ve güzel dokunuş olarak adlandırdığım kısım, Doppler’ın kızının Tolkien ve Yüzüklerin Efendisi’ne olan düşkünlüğü. Henry David Thoreau’nun Walden Gölü eserinin kurgu versiyonu gibi diyebilirim. Lakin, Walden Gölü çok kaliteli bir eser. Doppler, vasat diyebileceğim bir iş olmuş. Yaz günlerinde okumalık. Kahrolsun popüler edebiyata yenik düşmek.
DopplerErlend Loe · Yapı Kredi Yayınları · 202412,6bin okunma