Ejderha var mı diyorum o da var diyor. Büyü de içinde mi diyorum o da içinde diyor. Elfler ve cüceler de mi hesapta diyorum onlar da var diyor… Savaş ve kan da mı dahil diyorum bunlar da dahil diyor! Alın işte alın!!! Mükemmel bir fantastik. Daha ne olsun!
Vallahi fantastiğe doyum doyum doydum. Oturur sabaha kadar överim. Övmesine överim de şunu da demem gerek; genel olarak klasik bir tarafı da var. Yazıldığı tarihe göre de diğer fantastik ögelerden harmanlanmış hali gibiydi. Ama bu sizi üzmesin bana kalırsa hiç sırıtmıyordu. Yazar kendine has evrenini kurmuş ve sistemini de iyi ilerletmiş.
Konusundan bahsetmek istiyorum ama sonra aşırıya kaçıyor. Bence iyi fantastiklerde konuyu bilmeden bodoslama dalmak en güzeli. Olayları kendim çözmem bana daha zevk veriyor. Fantastikte hazır konuyu bir yerden okumak özetiymiş gibi geliyor. Tadı kalmıyor. Neyse, şu andan itibaren net alın okuyun diyorum!! Şimdi düşüncelerime geçeyim.
Okurken çok zevk aldım. Hep merak içinde acaba nolucak acaba başlarına bir şey gelecek mi? Diye diye kendimi yedim. Bu süreçte üzücü kayıplara da şahit oldum… yürek burktu.
En sevdiğim kısımlardan bir tanesi de ejderhayla konuşulmasıydı! Aklından nelerin geçtiğine şahit olmak o asilliğini her satırda tatmak süperdi. Eragon ile aralarındaki bağı, arkadaşlığı çok güzel yansıtılmış. Sağlam bir dostluk kurulmuş. Benim de ejderham olsun!
Hem ejderha hem Eragon’un karakter gelişimi, yavaş yavaş olgunlaşması yerindeydi. Farklı yaşamları gördük, şerefsiz imparatorluğu da dahil ama beni en büyüleyen yer cücelerin yaşadığı krallık oldu. Gözde film gibi canlandı. Keza savaş kısımları da öyle. Elfleri de okumak için meraklıyım. Bu kitapta az bilgi aldık.
Daha ne diyeceğimi bilemiyorum. Kısıca bir fantastikte istediğim her duyguyu ve heyecanı bana fazlasıyla