Tuğba

9/10
·112 syf.··
2025 24. kitabı
Hüseyin Rahmi eserlerini okumaktan o kadar zevk alıyorum ki :) Bu kitabı daha çocuk yaşta yazmış olması beni gerçekten hayrete düşürdü. Romanın yarısını yazdıktan sonra Ahmet Mithat Efendi’ye gönderiyor. Ahmet Mithat Efendi, bu yazının bir çocuktan çıkmış olabileceğine ihtimal vermiyor :) Bu tanışmanın detaylarını kitabın ilk sayfalarında okuyabilirsiniz. Ardından şık, Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yayımlanıyor. Hüseyin Rahmi de burada küçük fıkra ve makaleler kaleme alarak kendini geliştiriyor. Kitabın ana konusu tabii ki yanlış batılılaşma. Yazar, bu konudaki eleştirisini yine kendine özgü mizahi üslubuyla dile getiriyor. Ayrıca, Hüseyin Rahmi’nin bu kitabı yazarken Ahmet Mithat Efendi’nin Felatun Bey ile Rakım Efendi adlı eserinden güçlü biçimde etkilendiği biliniyor. Nitekim karakterlerde de bu etki açıkça görülüyor: Şöhret Bey karakteri Felatun Bey’i, Maşuk Bey ise Rakım Efendi’yi bize anımsatıyor. Bir okur olarak şunu da eklemek isterim: Okuduğum kitaplarda hayvanların acı çekmesine şahit olmak beni hep çok üzer. Bu kitabı her ne kadar gülerek okumuş olsam da, köpek Drol’ün acı çektiği bölümler içimi burktu ve okumakta gerçekten zorlandım. :( Sonuç olarak, kitabı bir çocuğun kaleminden çıktığını bilerek okumak ayrı bir keyif katıyor. Hüseyin Rahmi’nin mizahi dili ve gözlemleriyle bezenmiş bu romanı herkese tavsiye ederim. Okuyacaklara şimdiden keyifli okumalar :)
1000Kitap
ŞıkHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20255,9bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·268 syf.··
2025 18. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 11 Temmuz 2025 01:08
“ Zeki müstantiğin bu meselede en çok merakını çeken şey parmakları kınalı bir Müslüman kızının iki Kefalonyalı arasında maktul bulunmasındaki sırlardı.” Esrâr-ı Cinâyât, Avrupa’daki polisiye anlatı geleneğiyle yerli kültürün birleştiği ilk örneklerdendir. Sonrasında yazılacak polisiye metinlere öncülük etmiştir. İstanbul’da Öreke Taşı’nda 3 cesedin bulunmasıyla başlayan roman, intihar süsü verilerek öldürülen başka bir cesedin bulunmasıyla devam eder. Bu iki farklı olayın arasındaki bağı çözme görevi polis şefi Osman Sabri ve Muharrir Efendi’ye kalır. Ahmet Mithat Efendi, klasik halk hikayeciliğinden farklı olarak olay örgüsü, karakter çözümlemeleri açısından daha modern bir anlatım biçimi denemiştir. Klasik üslubu bu eserde de hissedilir. Anlatıcı, okura doğrudan seslenir, bu bazen samimi hissedilse de polisiye bir romanda okuru hikayeden koparabilir. Modern polisiye okumaya alışık olan okuyucular için kitabın bazı bölümleri basit kalabilir, yavaş ilerleyebilir ama dönemin şartlarını düşündüğümüzde oldukça yenilikçi bir eser olduğunu söyleyebiliriz. Kitap sadece bir cinayetin çözüm sürecini içermiyor, Osmanlı toplumunun bazı sosyal sorunlarına da ışık tutuyor. Osmanlı toplumunun suç ve adalet kavramını nasıl ele aldığını görmek isteyenler için tarihi ve kültürel açıdan da değerli olduğunu düşündüğüm, bugün hala merakla okunabilecek bir klasik. Okuyacaklara şimdiden keyifli okumalar dilerim.
Edebiyat
Esrâr-ı CinâyâtAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20253,054 okunma
Puan vermedi·76 syf.··
2021 14. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2021 08:59
İran edebiyatı çok ilgimi çekiyor. İran halkı edebiyata önem veriyor. Özellikle Ömer Hayyam, Firdevsi, Hafız gibi şairlerin şiirleri halkın büyük bir kısmı tarafından ezbere biliniyor. Diğer birçok eserle birlikte Sadık Hidâyet’in de eserlerini Farsça olarak okumak isterdim ama ne yazık ki Farsçam henüz o seviyede değil. Doğu’nun Kafka’sı olarak bilinen, Modern İran Edebiyatının kurucusu olan Sadık Hidâyet’in eserleri hep karamsarlık içeriyor. Diri Gömülen isimli kitabındaki ilk hikâye de Kör Baykuş’a benzer temada. İki kitabın da içeriği intihar, karamsarlık, ölüme olan arzu, hayatın anlamsızlığıdır. Kitap, ismini aldığı Diri Gömülen de dahil olmak üzere 9 öyküden oluşuyor. Hidâyet, Diri Gömülen isimli öyküsünde ölümü arzulayan, hayattan hiçbir zevk almayan, ölüleri kıskanacak duruma gelen birinin hissettikleri anlatmış. Yazar tatminsizliği, mutsuzluğu, yaşamın anlamsızlığını, ölüm isteğini o kadar iyi anlatmış ki. Zaten kendisi de birçok kez bunalım geçirmiş ve en son böyle bir bunalım sonrası intihar etmiş. 25 yıllık dostu Bozorg Alevî Sadık Hidâyet’in ölümünü şöyle anlatıyor: “Paris’te günlerce, havagazlı bir apartman aradı, Championnet Caddesi’nde buldu aradığını; 9 Nisan 1951 günü dairesine kapandı ve bütün delikleri tıkadıktan sonra gaz musluğunu açtı. Ertesi gün ziyaretine gelen bir dostu, onu mutfakta yerde yatar buldu. Tertemiz giyinmiş, güzelce tıraş olmuştu ve cebinde parası vardı. Yakılmış müsveddelerinin kalıntıları, yanı başında, yerdeydi.” Ayrıca Bozorg Alevî Kör Baykuş’a bir sonsöz yazmış. Şöyle bitiriyor sonsözü: “Hidâyet’in romanında bir kurtuluş yoktur, olsa olsa bir boşalmadır sonuç. Güzelliği ve gerçeği arama çabasından mahvolup giden yılgın adam, sonunda bizzat kötülük ifriti olup çıkar. Ama Hidâyet, kendisi, bütün o acılardan kendi isteğiyle
Edebiyat
Diri GömülenSadık Hidayet · Yapı Kredi Yayınları · 20203,123 okunma
Puan vermedi·104 syf.··
2021 12. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2021 21:35
Kitabı beğenmedim. Okurken birçok yerinde sıkıldım. Hikâye bir ordugâhta 6 karakter çevresinde dönüyor. Karakterler gerçekten birbirinden tuhaf. Duygularını bastırmaya çalışan eşcinsel bir yüzbaşı var. Yüzbaşının eşi bir binbaşıyla sevgili. Yüzbaşının bundan haberi var. Binbaşı evli ve eşi bu yasak aşkı öğrendikten sonra çok acı çekiyor. Ancak elinden bir şey gelmiyor, Filipinli yardımcısıyla eşini terk ettikten sonra ne yapacağına dair planlar kuruyor. Tüm bu olaylar yaşanırken her şeyi dışarıdan izleyen, küçüklüğünde babasından kadınların ölümcül bir hastalık bulaştırdığını öğrenen ve bu yüzden hayatı boyunca hiçbir kadınla ilişkisi olmayan, son derece garip bir karakter olan Er Williams var. O da her gece Yüzbaşı’nın evine girip uyuyan karısını seyrediyor. Zaman geçtikçe Yüzbaşı Er Williams’a karşı bir şeyler hissetmeye başlıyor. Kısa bir kitap, bazı yerleri beni gerçekten çok sıktı. Kitabın filmi de mevcut. Belki benim alamadığım zevki siz alabilirsiniz, okuyacaklara keyifli okumalar dilerim.
Edebiyat
Altın Gözde YansımalarCarson McCullers · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20251,275 okunma
Puan vermedi·96 syf.··
2021 11. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2021 08:51
Her devrim önce kendi çocuklarını yer. Bu cümle kitabı gayet iyi özetliyor. Necib Mahfuz, Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Mısırlı sevdiğim bir yazar. Mahfuz’un kitapları okunduğunda Mısır'ın sosyal, kültürel ve siyasal yapısı hakkında fikir sahibi olmak mümkün çünkü eserleri toplumun bir aynası niteliğinde. Karnak Kafe’de 1952 Devrimi ve 1967 İsrail-Arap Savaşı’nın halk üzerindeki etkisini okuyoruz. Kurunfula eski bir dansözdür ve bu işi bıraktıktan sonra bir kafe açar. Sürekli bu kafede buluşan gençler, yaşlılar ve kafe sahibi arasında zamanla bir dostluk oluşur ve Karnak Kafe bu gençlerin buluşma yeri olur. Gençler kendilerini devrimin çocukları olarak görseler de birkaç kez sebepsiz yere tutuklanırlar ve bu süre zarfında çeşitli işkencelere maruz kalırlar. Mahfuz, toplumun çeşitli kesimlerinin 1967 Savaşı öncesi sonrası düşüncelerini aktarmış. ‘’ Masum halkımızın yürekleri üzüntüyle dağlandı. Hayattaki tek umudumuz, bir saldırı daha gerçekleştirilmesi ve kaybedilen toprakların geri alınmasıydı. Her şeye rağmen, bazı insanların hâlâ bu anın tadını çıkardığını görüyorum. O noktada, içinde bulunduğumuz mücadelenin sadece vatanımıza sadakat meselesi olmadığını anlamaya başladım; ülkenin yaşadığı en karanlık anlarda bile bu ulusal gayret, çıkarlara ve inançlara dayanan başka bir çatışma tarafından asıl amacından saptırılabiliyordu. Haziran 1967 Savaşı, bir Arap ulusu için yenilgi demekken, başka Araplar için zaferdi. Hem çeşitli tatsız gerçeklerin üzerindeki örtüyü çekip almış hem de sadece Araplarla İsrail arasında değil, Arapların kendi aralarında da geniş çaplı bir mücadelenin başlamasına neden olmuştu.''
Edebiyat
Karnak KafeNecib Mahfuz · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2015469 okunma