Cezasını öğrendiği anda rahatladı. Ağlaması kafasını karıştırmasın, sadece bunu şimdi dışa vurdu, öncesinde içinde tutuyordu. İçinde tutmak da kesinlikle dışa vurmaktan daha çok acı verir insana.
Korku , cezadan daha acımasızdır çünkü ceza az da olsa çok da olsa belirli bir şeydir ve her zaman bilinmezlikten, o korkunç,sonsuz geriliminden iyidir.
Kadın ise cinsellikle artan östrojen nedeniyle daha da fazla bağlanma ihtiyacı hisseder. Böyle bir anda tam da erkeğe bağlanmak isterken erkeğin doğası gereği bu şekilde uzaklaşması kadında yanlış bir şeyler var hissini uyandırır. Bu endişe nedeniyle kadın erkeğe daha çok yakınlaşmak istediğinde, sorularla onu boğdugunda , erkek daha çok kaçar ve kadın değersizlik hissiyle dolar. Diğer taraftan erkek tekrar enerjisini toplamak istediği bu dönemde kadının üzerine gelmesiyle kendini sıkışmış hisseder, daha da çok kaçma hissiyle dolar ve o da yanlış giden bir şeyler var hissine kapılır. Tüm bunlar çiftlerin birbirinden uzaklaşmasına, ilişkisinin bozulmasına sebep olur.
Bir ilişkide cinsellik yaşanıyorsa cinselliğe bağlı olarak hormonlardaki değişimi bilmek , kendimizi ve karşmızdakini anlamak adına pek çok ipucu sunacaktır.
Cinsel ilişki öncesinde erkeklerde testosteron seviyesi yüksektir. Hemen sonrasında ise testosteron düşer ve östrojen artmaya başlar.
Bu artışın nedeni evrimsel açıdan bağlanmanın sağlanması içindir. Fakat erkekler için testosteron un azalıp östrojenin artması stresin artması ve depresif ruh durumunun tetiklenmesi demektir. Erkek böylece enerjisinin büyük bir bölümünü yitirebilir. Bu yüzden erkek, testosteron seviyesi normal hale gelene kadar kendini toparlamak için kadından uzaklaşma ihtiyacı hisseder. Birliktelikten sonra arkasını dönüp yatan erkeklerde olan da budur, hatta bazen bu uzaklaşmak ihtiyacı daha da artar . Bazen günlerce sürebilir.