Pınpın

Puan vermedi·224 syf.··
2026 11. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2026 10:33
Aynalar Cehennemi ve Diğer Öyküler okurken en çok hoşuma giden şey, hikâyelerin sadece “garip” ya da “gerilimli” olmamasıydı. Her öykünün altında insan zihninin karanlık ve rahatsız edici bir tarafı vardı. Bazen bir saplantının içinde kayboluyormuş gibi, bazen de karakterlerin aklının derinliklerine istemeden çekiliyormuş gibi hissettim. Ve kitabın en etkileyici yanı da buydu bence: rahatsız ederken bile kendini merakla okutması. Özellikle Rampo’nun atmosfer kurma şekline bayıldım. Hikâyeler çok uzun olmamasına rağmen insanın içine işleyen tuhaf bir ağırlıkları var. Bazı sahneler gözümde o kadar canlı canlandı ki okurken gerçekten huzursuz hissettiğim anlar oldu. Ama o huzursuzluk kötü değil; tam tersine kitabın etkisini artıran türden bir his. Kitaptaki karakterlerin çoğu bana “canavar” gibi değil de kendi zihninin içinde kaybolmuş insanlar gibi geldi. Bu yüzden hikâyeler sadece gizem değil, aynı zamanda insan psikolojisinin karanlık tarafına açılan küçük kapılar gibiydi. Ve sanırım en sevdiğim şey, kitabın bittiğinde bile etkisinin geçmemesi oldu. Bazı öyküler gerçekten insanın zihnine yerleşiyor. Özellikle aynalar, kimlik, takıntı ve gerçeklik hissi etrafında dönen o boğucu atmosfer uzun süre aklımdan çıkmayacak gibi. Eğer klasik polisiyelerden farklı, daha tekinsiz, daha psikolojik ve yer yer rahatsız edici hikâyeler okumayı seviyorsanız bu kitap kesinlikle şans verilmesi gerekenlerden biri.
1000Kitap
Aynalar Cehennemi ve Diğer ÖykülerEdogawa Rampo · İthaki Yayınları · 20221,762 okunma
Reklam
Puan vermedi·326 syf.··
2026 3. kitabı
İnsanlar, ilk bakışta farklı ve hatta biraz tuhaf bir bilim kurgu gibi görünüyor olabilir ama bence bu kitabın asıl meselesi uzay değil, insan olmak. Çünkü sayfalar ilerledikçe olaylardan çok cümlelerin insanın içine işlediği kitaplardan birine dönüşüyor. Benim için en etkileyici kısım uzaylı profesörümüzün oğluna bıraktığı o madde madde tavsiyelerdi. Kitabı bitirmemin üzerinden zaman geçmesine rağmen hâlâ bazı cümlelerini hatırlıyor olmamın sebebi sanırım bu. Çünkü o maddeler sadece bir çocuğa verilmiş öğütler gibi değildi; daha çok hayatın karmaşasının içinden süzülüp gelen küçük gerçekler gibiydi. Altını çizmekten kendimi durduramadım. Kitap boyunca insanlara dışarıdan bakan birinin gözünden sevgiyi, yalnızlığı, öfkeyi, korkuyu ve ait olma hissini okumak beni düşündürdü. Özellikle “insan olmak” fikrinin hem yorucu hem de büyüleyici tarafını çok güzel anlatıyordu. Kusurlarımızı saklamadan ama yine de yaşamayı değerli göstererek… Matt Haig’in anlatımında en sevdiğim şey ise duyguları abartmadan hissettirebilmesi oldu. Bazı cümleler çok sade olmasına rağmen insanın içinde uzun süre yankılanıyor. Kitap bittiğinde büyük olaylardan çok hisler kalıyor geriye. Eğer hızlı akan, sadece olay odaklı bir kitap arıyorsanız belki size göre olmayabilir. Ama karakterlerin düşüncelerine, hayata dair küçük ayrıntılara ve satır aralarında saklı hislere bağlanan biriyseniz bu kitap size çok dokunabilir. Ben okurken sürekli durup düşündüm ve sanırım uzun süre de unutamayacağım.
1000Kitap
İnsanlarMatt Haig · Kolektif Kitap Yayınları · 201514,8bin okunma

Pınpın

, bir kitap okudu
Puan vermedi·224 syf.··
4 günde okudu
·
2026 11. kitabı
Edogawa Rampo
8.3/10 · 1.762 okunma
94. Kendi yolunu ara ve sana uyan bir şey bulana kadar aramayı bırakma. Belki de hiçbir şey uymayacak. Belki de sen bir hedef değil, yolsun. Sorun değil.Sen de yol ol. Ama bu pencereden bakmaya değecek bir yol olsun.
1000Kitap
81. Hayatın anlamını arayarak mutlu olamazsın. Anlam önem sırasında üçüncüdür yalnızca. Sevmekten ve var olmaktan sonra gelir.
1000Kitap
Reklam