Güneşin doğuşunu izlerken o anı yakalayabilmeyi isterdim. Ama bunu asla yapamadım. Fotoğraf çekmek işe yaramıyordu. Gün doğumları fotoğraf filmi üzerinde gerçekte olduğu kadar etkileyici görünmüyordu. En sonunda, gün doğumunun yakalanacak bir an olmadığını anladım. Gün doğumu bir olaydı. Onu yakalayamamamın nedeni sürekli değişmesiydi. Gözlerimi kırptığım anda bile güneş yükselmeye, bulutlar hareket etmeye devam ediyordu. Gün doğumu sürekli yeni olan bir şeydi.
Sen ve ben de anlar değiliz, Megan. Bizler olaylarız. Bir yıl önceki Megan olmayabileceğini söylüyorsun. Tamam da, kim bir yıl önceki kendi ki? Ben değilim, bu kadarına eminim. Hareket eden bulutlar ve yükselen güneş gibi, biz de sürekli değişiyoruz. İçimdeki hücreler öldü ve yenileri doğdu. Zihin yapım değişti. Bir zamanlar Epikleri öldürmek konusunda hissettiğim heyecanı artık hissetmiyorum. Ben de aynı David değilim. Ama işte, buradayım.
Senin de aynı Megan olmadığına memnunum. Aynı kalmanı istemiyorum. Benim Megan'ım sürekli değişen bir gün doğumu. Sürekli değişen ama her zaman çok güzel olan bir gün doğumu.
"Teşekkür ederim. Kendin olduğun için."
"Kendim olmakta gayet iyiyimdir. Yıllardır bunun pratiğini yapıyorum sonuçta. Artık bunda hata yaptığım olmuyor."
Eh, dünyanın benim için daha farklı bir yere dönüştüğünü söyleyebilirdim. Ya da aslında dünya aynıydı ama ben artık daha doğru bir bakış açısına sahiptim.