"sorun yok," dedim.
...
"her şey yoluna girecek," dedim.
...
rahatlama -umut, herhangi bir şey- sonunda yüzünü aydınlattı. "sen-"
"evet, öyleyim," dedim bilmek istediği her neyse, olası tek cevabı buydu.
soğuk ay ışığının altında ona baktım; kırılgan, küçük ve korkmuştu. noel'den beri ona her baktığımda zihnimi ele geçiren binlerde soru karıştı, birleşti ve küçüldü, ta ki geriye yalnızca bir tanesi kalana dek.
o. kalbi küt küt atarken, yerde çömelmiş. "bana söylemedin." yalnızca bu gerçeğin diğerlerinden çok daha kötü olduğunu ağzımdan çıkana kadar fark etmemiştim. "neden bana söylemedin?"