Whatever our souls are made of...
Puan vermedi·500 syf.··
2026 5. kitabı
“He is more myself than I am. Whatever our souls are made of, his and mine are the same. If all else perished and he remained, I should still continue to be, and if all else remained, and we were annihilated, the universe would turn to a mighty stranger. He’s always, always in my mind; not as a pleasure to myself, but as my own being.” Bendeki yeri çok ayrı bu kitabın, lisedeyken başlayıp başlayıp araya zaman girince hiçbir yeri kaçırmamak için tekrar başa alarak çokça kez okudum. Geçenlerde Margot Robbie 'nin filmi çıkacağını görünce tekrar okuyup tazelemek istedim. Bronte kardeşlerin aşığı olarak kitabı bir çırpıda bitirdim. Heathcliff çıldırttı beni ama. Toxicliği de geçtim, kötü bir karakter. Her karakterde aslında büyük hatalar var. Ama kitapta gerçekliklerin olmasının büyük bir nedeni de bu karakterler. Tam bir baş yapıt.
Uğultulu TepelerEmily Brontë · Martı Yayınları · 201258bin okunma
7/10
İnsan, milyarlarca galaksi içeren bu devasa evrende nerede duruyor? Olağanüstü iddialar, olağanüstü kanıtlar gerektirir. Biz yıldızların maddesinden yapılmışız. Yani vücudumuzdaki karbon, oksijen ve diğer ağır elementler, milyarlarca yıl önce yaşamış yıldızların içinde oluşmuştur. Bir anlamda evren, kendisini bizim aracılığımızla gözlemlemektedir. “The nitrogen in our DNA, the calcium in our teeth, the iron in our blood … were made in the interiors of collapsing stars. We are made of starstuff.” Bence Kozmos, Zamanın Kısa Tarihi’nden sonra okunabilecek en iyi kitaplardan biridir.
KozmosCarl Sagan · Altın Kitaplar Yayınevi · 19827,1bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·134 syf.··
2026 37. kitabı
The Darkest Night, aforizmalardan oluşan, alt yapısında nihilizm, felsefe ve varoluşçuk barındıran bir aydınlanma kitabı. Aydınlanma dememin nedeni, birçok cümlede kendinizi sorgulamanızı sağlayacak fikirler barındırması. Hani rahatsız edici kitaplar deriz ya, işte öyle birşey. Okuyup da geçilecek değil, uzun uzun düşündürecek türden. Genel kabul gören kurallar ve tabular yer yer reddediliyor. İnsanın düşündüklerinden ibaret olduğu ve belki de kimsenin göründüğü gibi olmadığı yine Cem beyin aforizmalarının arasında sık sık karşımıza çıkıyor. Dozunda ve yerinde bir kullanım ile ünlü düşünürlerin alıntılarına da yer verilmiş. Hayat denilen bu yolda belki de zaman zaman kendimizi sorgulamaya ve farklı düşünce yapıları ile karşılaşmaya ihtiyacımız var. Çokça altını çizdim, bazı yerlerde Cem beyin keskin edebi zekasını da hissettim. Kitap şimdilik İngilizce basım. Ama okunması rahat, Türkçesi çıkana kadar merak edenlere söylemiş olayım. Türü sevenlere öneriyorum. Keyifli okumalar dilerim... English The Darkest Night is an enlightenment book composed of aphorisms, underlying nihilism, philosophy, and existentialism. I say enlightenment because many sentences contain ideas that will make you question yourself. You know how we say "disturbing books"? Well, it's one of those. It's not the kind you read and move on from; it will make you think deeply. Generally accepted rules and taboos are occasionally challenged. The idea that a person is defined by their thoughts, and perhaps that no one is what they seem, frequently appears in Mr. Cem's aphorisms. Quotations from famous thinkers are also included, used appropriately and in moderation. Perhaps, on this journey called life, we sometimes need to question ourselves and encounter different ways of thinking. I underlined
1000Kitap
The Darkest NightCem Karaoğlu · İkinci Adam Yayınları · 20246 okunma
9/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2026 30. kitabı
İris ve Roman, rakip iki gazeteci, sadece birisi köşe yazarı olacak. İkisi için de bu pozisyon çok önemli, ikisinin amacı da aynı farklı dünyalardan gelseler de. Köşe yazarı olmak için her şeylerini ortaya atacakları bu rekabette hayatın onlara sunacağı sürprizden habersizler. Serinin ilk kitabı İris'in abisi Forest'ın Tanrıların Savaşı'nda savaşmak için cepheye gitmesi ile başlıyor. Bu gidişin ardından ise İris ve annesinin hayatı eskisi gibi olmayacaktır. Okulu bırakmak zorunda kalan İris gazetedeki işinde çalışırken Roman ile köşe yazarlığı rekabetinde her şeyini vermeye hazırdır. Tıpkı Roman gibi... Roman ise zengin bir ailenin çocuğu. Ancak zıtlıkların birleştirici gücü ikisinin de kaderini yazmaya başlamıştır. İris, cepheye giden abisine ulaşmak için daktilosunda yazdığı mektupları evlerindeki gizemli gardıropa koyduğunda mektupların abisinin eline ulaştığını düşünür. Taa ki mektupların ulaştığı kişi kendisinin Forest olmadığını söyleyene kadar. Gelen cevaptan sonra ise aralarında zamanla kendi hayatlarını, duygu ve düşüncelerini kaleme aldıkları büyülü mektuplaşmalara dönüşür. Tanrıların Savaşı'nı, Roman ve İris'in yaşadıkları ve aşkın gelişini kendisine has kalemi ile aktarmış yazar eserinde. "Bence hepimiz zırh giyiyoruz. Bence giymeyenler aptallık ediyor, dünyanın keskin kenarları tarafından tekrar tekrar yaralanmanın acısını yaşama riskine giriyorlar. Ama bu aptallardan öğrendiğim bir şey varsa o da savunmasızlığın çoğumuzun korktuğu bir güç olduğu. Zırhını çıkarmak, insanların seni olduğun gibi görmesine izin vermek cesaret ister. Bazen ben de senin gibi hissediyorum: İnsanların beni olduğum gibi görmesi riskini göze alamam. Öte yandan zihnimin derinliklerinde bir ses var, bana sürekli, "Bu kadar ihtiyatlı davranarak çok şey kaçırıyorsun," diyor." ( I
Ebedî RekabetRebecca Ross · Olimpos Yayınları · 20241,245 okunma
What do we do when things go wrong?
Puan vermedi·88 syf.··
2026 19. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 04 Haziran 2026 13:36
Years ago, when I first spotted this book in a stationery shop, I decided to buy it without even flipping through its pages. On the cover, three men were being carried by the river's current toward an unknown destination. The title revealed little more than the image itself: Three Men in a Boat. Where they were going and why remained hidden between the pages. For some reason, I never got around to reading it. The book sat forgotten on a shelf for years, quietly waiting for me. Then one day I picked it up and finally began. Soon, I discovered why these three men had embarked on such a sudden and peculiar boating trip. Tired of their daily routines and convinced that they were suffering from all sorts of illnesses, they believe an adventure will do them good. Instead, the following two weeks prove far more challenging than expected. They can never quite agree on what should be done or how it should be done. They blame one another, make a mess of simple tasks, and seem incapable of catching a break. Jerome narrates all of this with an exaggerated sense of humor and remarkable wit. In the end, the three companions more or less accomplish what they set out to do. By the time they return to dry land, they are rather proud of themselves. But perhaps this book was written not only to amuse, but also to make us reflect. As we accompany these three friends like an invisible fourth passenger, we spend much of the journey wanting to step in and sort things out for them. And yet, when things go wrong in our own lives, what exactly do we do?
Three Men İn a BoatJerome K. Jerome · Literart Yayınları · 20151,032 okunma
A Critical Review of Humankind
8/10
·456 syf.··
2026 4. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 07 Mayıs 2026 14:41
Rutger Bregman’s book Humankind is one of the books that questions negative ideas about human nature and makes readers think. For many years, many people believed that humans are naturally selfish, bad, and only care about themselves. However, Bregman does not agree with this idea. According to him, human nature is not as dark as people think. Instead, people are more willing to help each other, understand others’ feelings, and do good things. In the book, the author supports these ideas with many examples from wars, psychology experiments, history, and biology. One of the best parts of the book is that it gives hope about humanity. Still, when I finished the book, I did not only feel admiration. On one side, I was happy to read it because it made me think differently. On the other side, some of the author’s ideas felt too optimistic to me. Because of this, the book was both interesting and questionable for me. One of the strongest parts of the book is that it makes people question ideas about human nature that many accept without thinking. Today, we often see violence, murder, wars, and fights on television, social media, and in the news. After some time, people start to believe that the world is full of bad people. At this point, Bregman asks an important question: If humans were really bad by nature, how could societies survive for so many years? A big part of human history was shaped by helping each other, working together, and surviving together. From this side, the writer’s ideas are important and meaningful. His ideas against the belief that humans are naturally wild are especially interesting. Today, when someone behaves badly, people sometimes say, “Did you grow up in a cave?” However, Bregman says that hunter-gatherer societies were not as violent as many
Çoğu İnsan İyidirRutger Bregman · Mundi Yayınları · 2024409 okunma