güneş batmıştı. şu son sıralar tuhaf bir hüzün duymaya başlamıştı. bu öyle acı veren, yakan bir hüzün değildi. ama bir süreklilik, sonsuzluk, umarsızlıkla dolu yıllar, "bir metrelik alan"ın sonsuzluğu duyuluyordu bu soğuk, bu ölgünleşmiş hüzünde. bunu, özellikle de akşam saatlerinde daha acı verici bir biçimde duyuyordu.
...
ne zulüm ne küfür ne de zina
intihardır şu küre-i arzda en beter günah
...
nasıl, gel, demeden gelemediysen
git, demeden gitmeyeceksin
olur da başına buyruk kesilir ve kendi ipini kendin çekersen
kömürden kara bir boşlukta silinirsin