Birisine deseniz ki, “İdil Biret gibi piyano çal!” Hemen, “Çalamam!” cevabını verir.
“Niçin?” dersiniz.
“Ama o bu işe ömrünü vermiş, çalışmış” der.
Ya da bir boksörün karşısına çıkmasını, bir halterci ile yarışmasını önerseniz, aynı şekilde haddini bilen yanıtlar verir size. Kasları daha gelişmiş olanlarla rekabet etmez.
Ne var ki aynı mantığı, düşünce alanına uygulayamaz. Ömrünü kitaba, düşünmeye, bilime adamış olanların beyninin daha gelişmiş olabileceğini kabul etmez. Çünkü beynin kasları görünmez. Bu yüzden de kendisini düşünürler, filozoflarla bir tutar.
Bunun sonucu olarakta her şeyi kendi küçük aklıyla çözmeye çalışır. “O onun fikri, bu da benim fikrim!” der. “Herkesin fikri kendine!” klişesini tekrarlar.