"Biraz geciktin, hayatım," dedi Westry. Yüzünü inceledim. "Anlamadığım için, etrafıma bakmadı-ğım için beni affedebilecek misin? Ben-" Westry hafifçe dudaklarıma dokunarak beni sakinleştiren bir şekilde gülümsedi. Beni her zaman sakinleştirebilirdi. "Biraz geç kaldın," dedi yumuşak bir sesle. "Ama çok geç değil."
"Büyükbabanı seviyordum." "Ama Westry'yi sevdiğin gibi değil." Başımı sallayarak onu onayladım. "Aşkın bin bir türlü hali var. Hayatım boyunca bunu anladım." Gerard'ı - güçlü, güvenilir Gerard'ı düşündüm. Burnunu yanağıma sürtüşünü, sabahları beni gazete, az pişmiş yumurta ve kızarmış ekmekle karşılayışını özlüyordum. Ben ona yalnızca bir parçamı verirken, o tüm kalbini bana vererek bütün hayatını bana adamıştı. Benim kalbimdeyse, içinde sönmeyen bir mumun yandığı, kilitli bir oda vardı.
Reklam
- Bu çok yalnız bir hayat olurdu!" - Neden bunu yalnızlık olarak adlandırıyorsun ki?" diye karşı çıktı Westry. "İstediğim her şeye sahip olurdum. Başımı sokacağım bir çatı... Bir yatak... Dünyanın en muhteşem manzarası... Bazıları bunu cennet olarak adlandırır.
Alıntı
27 Kasım. Bu önemsiz bir tarihti, takvimdeki sıradan bir gündü. Ama aynı zamanda hayatımı değiştirmişti. Bu, Westry'yi sevmeye başladığım gündü.
Alıntı
“Çok güzel bir tablo.”
“Ayrıca sanattan da anlıyor,” dedim, yatağın üstündeki tabloyu kapatan keten örtüyü çekip. Tablo dikkat çekici bir manzarayı tasvir ediyordu. Masmavi sularla sarı sarı açmış amber çiçeklerinin arasına gizlenmiş, tıpkı bizim içinde bulunduğumuz gibi bir kulübeydi bu. Uzakta duran iki kişi vardı. “Tanrım,” dedi Westry, nefesi kesilerek.
Alıntı
"İşte bu kadar, "dedi Westry. " Üç cümleye sığdırılan koca bir hayat."
Sayfa 108·Kitabı okudu
Reklam
Reklam