9/10
·174 syf.··
2026 768. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 15 Nisan 2026 22:05
Bilim kurgu tarihinin kenarında kalmış gibi görünen; ama aslında modern zihin dünyamızın tam merkezine çok önceden yerleşmiş metinlerden biri. Roman bugün eski bir fikrin nostaljik çekiciliğini değil, tersine, rahatsız edici bir güncelliği yansıtıyor. Çünkü bu kitap, gerçekliğin hakikatini, benliğin güvenilirliği ve insan bilincinin özgünlüğü gibi soruları, dijital çağın kelime dağarcığı henüz oluşmadan önce sormayı başarmış bir roman. Bu nedenle Simülakron-3 yalnızca erken dönemin bir bilim kurgu örneği değil; bugünün simülasyon estetiğini, kimlik krizlerini ve ontolojik paranoyasını önceden haber veren karanlık bir kehanet gibi okunmalı. Romanın asıl başarısı, “ya bu dünya gerçek değilse?” gibi artık popüler kültürün tekrar ettiği bir soruyu sormasında değil, o soruya verdiği atmosferik cevapta saklı. Galouye, meseleyi sırf zekice bir kurgu numarası olarak kullanmıyor; aksine, karakterin zihninde ve okurun sinir sisteminde yavaş yavaş yayılan bir güvensizlik alanı da oluşturuyor. Bu yüzden Simülakron-3, sonradan gelen birçok simülasyon anlatısından daha yalın, daha soğuk ve bir bakıma daha da acımasız. Burada düzen bozulduğunda yalnızca olay örgüsü sarsılmıyor; “ben” dediğimiz şeyin dayandığı zemin de çöküyor. Romanın dehşeti tam burada başlıyor: Kişi yalnızca kandırıldığını değil, belki de en başından beri bağımsız bir varlık olmadığını fark etmek zorunda kalıyor. Bu yönüyle kitap, doğrudan Descartes’ın gölgesinde dolaşıyor. “Düşünüyorum, öyleyse varım!” önermesi, felsefe tarihinde kuşkunun içinden kurtarılan son sığınak gibidir; oysa Simülakron-3, bu sığınağın duvarlarını sessizce aşındırır. Evet, düşünüyor olabilirsiniz; ama düşünmeniz, gerçekten özgür, biricik ve “ilk elden” gerçek olduğunuzu kanıtlamaya yetiyor mu dersiniz? Ya düşüncenin kendisi, daha üst
Simülakron-3Daniel F. Galouye · Yapı Kredi Yayınları · 202472 okunma
Olduğu Kadar
Puan vermedi·182 syf.··
2026 1. kitabı
Feyyaz'ın kitabı olduğunu bilmeden okusanız bunu anca Feyyaz yazmıştır dersiniz. Kitap olduğu kadar kitap işte. İlk sayfalarda çok sarmasa da sonu sürükleyiciydi.
Olduğu KadarFeyyaz Yiğit · Okuyan Us Yayınları · 2019876 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
7/10
·192 syf.··
2026 1. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2026 10:10
Yanniii mukadderat Feyyaz yiğit kitapları okumak insanı tuhaf ediyor. İzlerken de öyle. Hikayelerinde absürtlük hiç beklemediğimiz kadar var. Başlarda deneme tarzı metaforlar yaptığı kısımlar çok okunasıydı ama konu biraz sıkıcı. Saçmalıklar ama o saçmalıklara doğru bakış açısı getirme çabası bi ara cidden karaktere karşı ne hissedeceğimi şaşırdım. Anne mi haklı yoksa bizim karakter mi orası da muamma... kafa dağıtmalık tuhaf bi kitaptı
AptalFeyyaz Yiğit · Okuyan Us Yayınları · 2013702 okunma
7/10
·284 syf.··
2026 4. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 07 Ocak 2026 14:31
Feyyaz Yiğit'i okumayı değil de izlemeyi sevdiğimi fark ettim bu kitap sayesinde. Heyecanla başladım oysa, keyifli olacağından emin olduğum bir şekilde ama ya olaya adapte olamadım ya da dili bana geçmedi.
8-9 Senedir Kendimi İyi HissetmiyorumFeyyaz Yiğit · Okuyan Us Yayınları · 2015876 okunma
Gibi Bir Şeydi Yaşadığımız.
9/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2025 87. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Aralık 2025 14:45
Buradaki “ Aptal ”, gerçekten düşünmeyen, saf, farkında olmayan biri değil. Aksine her şeyi görmüş, anlamış, çözmüş ama buna rağmen oyunun içinde yer almayı reddetmiş kişi. Bu metinde aptallık bir eksiklik değil; bir fazlalık. Fazla görmekten, fazla hissetmekten, fazla düşünmekten doğan bir yalnızlık hâli. Akılsızlıkla hiç ilgisi yok. İtiraz etmeyen ama boyun da eğmeyen bir duruş bu. Kendini akıllıların, haklıların, her şeyi bildiğini sananların safından bilinçli olarak çekip almak. Bu yüzden aptallık burada bir küçülme değil, bir seçim. Dünyanın hesap yapan, kazanan, gerekçelendiren tarafında durmaktansa yalnız kalmayı göze almak. Ve belki de tam bu yüzden, bu metin tüm aptallara gelsin. Bu kitapta yapılan şey süslemek değil; rahatsızlığı teşhir etmek. Metin boyunca asıl mesele şu: Bir şeyin “ne olduğu” ile “nasıl kullanıldığı” arasındaki uyumsuzluk. Hayat çalışıyor ama doğru çalışmıyor. Herkes herkesin ne yaptığını biliyor ama ne hissettiğini bilmiyor. Bu metin ne mizah metni, ne deneme, ne hikâye. Feyyaz Yiğit ’in üslubu “ciddiyetle saçmalamak” değil; saçmalığı ciddiyetle kayda geçirmek. Gülmek ikincil etki. Asıl hedef okuru şu hissin içine sokmak: Bir şeyler yanlış ama adını koyamıyorum. Üslup bilinçli olarak dolambaçlı. Cümleler sürekli kendini düzeltiyor, geri alıyor, çelişiyor. “Kısa mıydı? Hayır değildi. Ama kısa gibi.” Bu bir dil hatası değil; zihinsel hâlin birebir yansıması. Karakter düşünüyor ama çözmek için değil, çözemediğini göstermek için düşünüyor. Feyyaz Yiğit’in alametifarikası tam olarak bu: Sonuca varmayan düşünce. Metinde hissedilen şey aslında sessiz bir öfke. İnsanların da tıpkı eşyalar gibi “uygun” olmaya zorlanmasına karşı bir iç hesaplaşma. Kimseyle tartışmaya değmez; çünkü herkes zaten yanlış yerde duruyordur. Metin, yerini bulamayan
AptalFeyyaz Yiğit · Okuyan Us Yayınları · 2013702 okunma
Puan vermedi·192 syf.··
2025 19. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 12 Aralık 2025 10:25
bana artık feyyaz yiğiti okumak izlemek dinlemek yetmiyor dirkt feyyaz yiğit olmam lazım iajdğsjfşekşflg harkulade muhteşem mükemmel oresi vaaav falan bi kitaptı 150 karakter dolmuyo ağğğ panic at the discodaki brendon bohamian rhapsody yi o kadar iyi söylüyor ki abım sen ilahi bi şeysin fredy her nerdeyse olduğu yernde senin sayende mutludur abim gurur duy kendinle
Edebiyat
AptalFeyyaz Yiğit · Okuyan Us Yayınları · 2013702 okunma