Anadolu’ya aşık bir öğretmen, bir ozan, bir şair. Aşık Veysel gibi bir halk ozanının, aşıklık geleneğinin en önemli temsilcilerinden birinin tanınmasına vesile olan kişi. Aynı zamanda Muzaffer Sarısözen’i keşfeden kişidir. Muzaffer Sarısözen kimdir diyecek olursanız da bildiğim kadarıyla anlatayım. Bugün radyoda dinlediğimiz hemen her türküyü, kasaba kasaba, köy köy gezip elektriğin olmadığı köylere at sırtında akümülatör götürüp derleyip günümüze aktarmıştır. 10 binin üzerinde türkü derleyip Trt repertuarına kaydetmiştir. Türk halk müziğini bizlere sevdiren kişi de diyebiliriz. Trt türkü radyo kanalını dinlediğimde sunucu anons ederken 10 türküden 8’ini Muzaffer Sarısözen’in derlediği diye anons ediyor. Tecer’in daha pek çok kaynak çalışması var. Tüm bu sebeplerle Ahmet Kutsi Tecer’e sevgi ve saygı besledim. Kitapta bol bol Anadolu yaşamından, tabiattan ve aşktan bahsediyor. Uzatmadan sevgilerle.
Akşamın serince esintisi kesilmiş, kızgın toprakan tüten sıcaklık arttıkça artmıştı. İnsan, durduğu yerde hiç kımıldamasa da aralıksız terliyor, içilen su sanki mideye inmeden ter olup deriden fışkırıyordu.
Gece bol yıldızlıydı. Laciverte çalıyordu. Keşiş düzünün ötesinde bozkır, bu lacivert gecede büsbütün denize benzemişti. "Hiçbir gemi geçmeyen bir deniz... Kaynaya kaynaya ağdalaşmış bir deniz”