Bozkırdaki Çekirdek

Kemal Tahir
Tahmini Okuma Süresi:
13 sa. 9 dk.
Sayfa Sayısı:
464
Basım Tarihi:
Aralık 2022
İlk Yayın Tarihi:
1967
Yayınevi:
Ketebe
ISBN:
9786256999244
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Hayalin hakikat dağına çıkma gayreti
Puan vermedi·464 syf.·
2023 2. kitabı
Kemal Tahir'in 1965 yılında yayımlanan "Bozkırdaki Çekirdek" romanı, Türkiye'nin modernleşme sürecinde önemli bir rol oynayan Köy Enstitülerini konu alan bir
Roman-Edebiyat
Bozkırdaki ÇekirdekKemal Tahir · Ketebe · 20221,404 okunma
8/10
·464 syf.··
2023 79. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 29 Aralık 2023 09:37
"Çekirdeği olsa, bozkır kalır mıydı bozkır?" İlk defa Kemal Tahir okudum ki bu da benim ayıbım olsun. Kitabın her sayfasında hissettim; milletimizin en büyük düşmanı yine milletimiz’miş.. Cumhuriyet döneminin 1940-1960 yıllarında oldukça etkili olmuş bir oluşum olan ve Hasan Ali Yücel’in öncülüğünde kurulmuş Köy enstitülerinin ele alındığı Bozkırdaki Çekirdek, Tek parti döneminin köy ve köylüye bakıştaki sığlığın ve köylüyü aydınlatma politikalarının iflasını anlatıyor. Daha 15 yaşındaki çocukların sahip olduğu doğada kalma becerisine sahip olmayan ancak doktora tezi yazmak için bozkıra gelmiş eğitmenlerin eğitimci olma çabasını anlatıyor. İnsanları, eğitmenleri, yönetimi ve mücadeleyi sorgulatan bir roman.. Şimdi bakıyorum da nereden nereye gelmişiz, iyi de gelmişiz. Helal olsun bize
Bozkırdaki ÇekirdekKemal Tahir · Ketebe · 20221,404 okunma
Bozkırdaki Çekirdek
10/10
·464 syf.·
2025 57. kitabı
17 Nisan 1940’ta, Hasan Âli Yücel önderliğinde, bozkırda bir çekirdek filizlensin, kök salsın ki bozkırlarımız yalın kalmasın düşüncesiyle Köy Enstitüleri kuruldu. Kemal Tahir, bu romanında da beni şaşırtmadı. Ankara’dan gönderilen üç enstitü öğretmeni ve bir sosyolog, yokluk içinde bir şeyler üretmenin derdindedir. Bozkırdaki o filizleri yeşertmek, büyütmek gayretiyle 24 öğrencileriyle birlikte çaba gösterirler. Öte yandan, Osmanlı’dan kalma pis artık hocalar; kendini din askeri kisvesi altında pazarlayan, cinci, gavur; köylünün karısına kızına “yakınlık muskası” yapıp ırzına göz diken düzenbazlar… Ağalık baskısıyla, din kışkırtmasıyla yapmadıkları ahlaksızlık kalmamış; soymadıkları köylü bırakmamış bir düzen… Böyle bir düzen okumuş, bilinçli, kalkınmış bir köylü ister mi? Elbette istemez. Çünkü kurdukları düzen ancak cehaletle işleyebilir. “Köyümüzde enstitü gavurunu istemeyiz!” diye bağıranlar, aslında o asıl gavurluğu içlerine işlemiş çürümüş zihniyetlerdir. 1943’te enstitülere ilk darbeleri vurmaya başlayanlar da işte bu anlayışın temsilcileridir. Cinci Dürzü’nün dediği gibi: “Yaz dilekçeyi. Ankara bir kere aldırmazsa sen bıkma; beş yalana on daha ekle yaz. Elbet bir gün ‘ateş olmayan yerden duman çıkmaz’ diyecekler de bu enstitü gavurunu köyümüzden alacaklar.” Bugün de öyle değil mi? Siyasetimiz ne değişti 80 yılda? Sekiz adım bile ilerleyemeyen, ilerlememizi istemeyen idarecilerin elinde yönetiliyoruz hâlâ. “Belki düzelir” diye kendimizi avutmakla geçen 80 yıl… Bu topraklar bunu hak etmiyor.
Duygu ve Düşünce
Bozkırdaki ÇekirdekKemal Tahir · Ketebe · 20221,404 okunma
Her yönüyle etkileyici bir eser!!!
Puan vermedi·464 syf.··
2025 36. kitabı
"Çekirdeği olsaydı, bozkır bozkır olur muydu?" Herhalde Usta yazar Kemal Tahir'in bu vurucu cümlesi herşeyi özetliyor. Eser 1943 yılında Kastamonu, Çankırı, Çorum üçgeninde kurulmak istenen Köy Enstitüsünün kurulması esnasında yaşanan olaylar anlatılıyor. Köy ağası köylü okursa tahtım sallanır düşüncesiyle kurulmasına karşı çıkar. Aynı düşünce aslında bakanlıkta ta geçerli gözüküyor. Baştan beri enstitünün kurulmasına karşıdır dönemin yetkin siyasi gücü. Nitekim 1947 de kapanıyor Köy Enstitüleri. Kemal Tahir eser boyunca yerinde ve tespitli tahliler yapmış. Bozkırın yeşermesi ümidiyle, kitapla kalın.
Bozkırdaki ÇekirdekKemal Tahir · Ketebe · 20221,404 okunma
9/10
·464 syf.··
Beğendi
·
2023 64. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 10 Ekim 2023 23:25
Kitapta dönem olarak 1940la yıllar... Dünya da ikinci dünya savaşı devam etmekte Türkiye de tek parti siyasi dönemindeki olaylar üzerinden ilerlemektedir. Ana konuyu oluşturan köy enstitüleri ve o dönem nüfusun büyük çoğunluğu kırsalda yaşayan halk için köy öğretmeni yetiştirme temel amacı güdülmektedir. Yazar köy enstitülerinin memlekete olan fayda-zarar ekseninde tarafsız bir anlatımı ve olay örgüsü ile son derece güzel bir eser meydana getirmiş.
1K
Bozkırdaki ÇekirdekKemal Tahir · Ketebe · 20221,404 okunma
8/10
·464 syf.··
Beğendi
·
2025 23. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2025 15:14
Kemal Tahir'in en beğendiğim romanlarından biri. Kurgusu ve diyalogları ile birlikte oldukça yalın, eğlendirici ve düşündürücü. Sınıf farkları, bilgi sahibi olma, çakal olma, köylü ya da Anadolu insanının çerçevenin bir kısmında güzelliğini diğer kısmında eksiklerini ve kullanılmaya ne kadar müsait olduğunu çok güzel hicvetmiş Kemal Tahir. Son dönemin moda terimi ile sosyal mühendislik gayesi ile üstyapı'da nasıl tedbirler alırsanız alın, altyapınız, kaynağınız budur demeye getiriyor. Köy Enstitüleri tek parti döneminin köyden kente göçü engellemek ve rejimin köylerdeki bekçiliğini yapacak köy aydını yetiştirmek maksadı ile ortaya çıkardığı tepeden gelen bir ''institution''dur. her toplumun 'software'i farklıdır. Osmanlı toplumu her zaman bu tür yenilikleri kendine özgü bir rezistans geleneği ile reddetmiştir. Öğretmen Murat'ın başının yenmesi bu açıdan semboliktir. Kitap bunu anlatıyor ve argümanları da yeterince güçlü.
Bozkırdaki ÇekirdekKemal Tahir · Ketebe · 20221,404 okunma
10/10
·464 syf.··
Beğendi
·
2024 16. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2024 11:34
Kemal Tahir'den okuduğum ilk kitap oldu Bozkırdaki Çekirdek. Kemal Tahir'in dilini ve anlatımını çok beğendiğimi söylemeliyim öncelikle. Bozkırdaki Çekirdek konu itibariyle Tek Parti
Bozkırdaki ÇekirdekKemal Tahir · Ketebe · 20221,404 okunma
Puan vermedi·464 syf.··
2024 24. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2024 12:52
Köy ve enstitü merkezli romanının aslında en tartışmalı yeri, kitabın 166 ile 176. sayfalarında Şefik ve Halim karakterlerinin arasında geçen köy, köylü ve enstitü tartışması. Bugün bile toplum enstitü konusunda halen iyi/kötü ve doğru/yanlış olarak karar veremiyor.
Bozkırdaki ÇekirdekKemal Tahir · Ketebe · 20221,404 okunma
DİPTEN TEPEYE BİR PANORAMA: BOZKIRDAKİ ÇEKİRDEK
8/10
·464 syf.··
Beğendi
·
2023 6. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2023 21:36
"Tepeden tırnağa deriz ya hani. Bir bütün halinde olmak gibi bir anlam taşır bu söyleyiş. Bozkırdaki Çekirdek'te tam bir tepeden tırnağa ele alır anlatacağını Kemal Tahir." Aslında
2023 Okuma Raporları
Bozkırdaki ÇekirdekKemal Tahir · Ketebe · 20221,404 okunma
Dumanlı Boğaz Köy Enstitüsünün Kuruluşu
10/10
·464 syf.··
Beğendi
·
2024 12. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2024 23:14
Kastamonu, Çankırı, Çorum üçgeninde Dumanlı Boğaz Köy Enstitüsü'nün kuruluş aşaması Kemal Tahir'in kendine has tahliliyle anlatılmaktadır. Enstitüyü kurmakla görevli Müdür ve öğretmenlerin kasabaya gelerek çevreyi tanıdıktan sonra Enstitünün yararlarını anlatarak öğrenci toplamaları ile başlayan süreçten sonra Keşiş Düzüne kuracakları Enstitünün yapım aşamaları anlatılmakta. Toplumcu bakış açısıyla köyde Enstitüye karşı gelen Zeynel Ağa ve avanesinin mücadelesine karşı öğretmenler ve öğrencilerin hem doğayla hem muhalif grupla mücadelesi akıcı bir dille anlatılmaktadır. Yer yer Kemal Tahir'in dönemin düşünce yapısını, köylünün bakışına yönelik tahlilleri de yazarın ne kadar usta olduğunu ortaya koymakta. Kemal Tahir'in en sevdiğim kitaplarından biriydi.
Roman-Edebiyat
Bozkırdaki ÇekirdekKemal Tahir · Ketebe · 20221,404 okunma

Yazar Hakkında

Kemal TahirYazar · 68 kitap
F. M. İkinci
F. M. İkinci
, Körduman, Bedri Eser, Samim Aşkın, Nurettin Demir, Ali Gıcırlı müstear isimleriyle kitapları bulunmaktadır. 13 Mart 1910'da İstanbul'da dünyaya geldi. Gerçek adı İsmail Kemalettin Demir'dir. Babası, II. Abdülhamit'in yaverlerinden Yüzbaşı Tahir Bey; annesi, Osmanlı sarayında Abdülhamit'in kızı Naile Sultan'ın hizmetinde bulunan Nuriye Hanım'dır (Saraydaki adı "Hubser" idi). Ailenin en büyük çocuğu idi. Babasının görevleri nedeniyle ilk öğrenimini imparatorluğun değişik yerlerinde sürdürdü. Ailenin 1923'te İstanbul'a yerleşmesinden sonra eğitimine Galatasaray Lisesi'nde devam etti. Annesinin 1926 yılında veremden ölümü ve babasının ikinci bir evlilik yapması üzerine öğrenimini 10. sınıfta iken bıraktı; önce İstanbul'da avukat kâtipliği, sonra Zonguldak'taki kömür işletmelerinde ambar memurluğu yaptı. Sol düşünceyi benimsemesi 1932'de İstanbul'a döndü, Vakit, Haber, Son Posta gazetelerinde röportaj yazarı, çevirmen, düzeltmen olarak çalıştı. 1933'de Kenan Şahabettin, İdris Ahmet, Ziya İlhan, Yakup Kadri, Nuri Tahir, Ertuğrul Şevket, Fakih Özden ve Arif Nihat Asya gibi yazar ve şairlerle "Geçit" adlı bir edebiyat dergisi çıkardı. Geçit Dergisi kadrosundan Ertuğrul Şevket (Avaroğlu), Babıali'de tanıştığı Kerim Sadi Türkiye Komünist Partisi üyesi olan komşusu "Sarı" Mustafa Börklüce ve onun aracılığı ile tanıştığı şair Nazım Hikmet gibi sosyalist aydınlarla arkadaşlığı sonucu sosyalist fikirleri benimsedi. 1934-1936 arasında Yedigün ve Karikatür dergilerinde sekreterlik yaptı. Varlık ve Ses dergilerinde takma adlarla şiirler yayımladı, Karagöz gazetesinde başyazarlık, Tan'da yazı işleri müdürlüğü yaptı. İlk kitapları İlk kitabı, 1936'da yayımladığı "Namık Kemal için Diyorlar ki" adlı kitapçık oldu. Kitapçık, Namık Kemal hakkında yaptığı yedi soruluk ankete çeşitli şair ve yazarlar tarafından verilen yanıtlardan oluşmaktaydı. Falih Rıfkı Atay, Vâlâ Nureddin, Hüseyin Cahit Yalçın, Peyami Safa, Ercüment Ekrem Talu, Sadettin Nüzhet Ergun, Kerim Sadi Cerrahoğlu, Dr. Fuad Sabit, Nâzım Hikmet, Hüseyin Avni Şanda ve Suat Derviş'in yanıtlarını ve Kemal Tahir'in onlar hakkındaki saptamalarını içeren kitapçık, edebiyat dünyasında geniş yankı buldu. 1937'de ikinci kitabı olan "Bir Çalgıcının Seyahati" adlı romanı yayınlandı. İstanbul'un tanınmış gazeteciler arasına giren Kemal Tahir, 1937'de İzmir'de öğretmenlik yapan Fatma İrfan Akersin ile ilk evliliğini yaptı; bu evlilik Kemal Tahir'in 1938'de hapse girmesi nedeniyle devam etmedi ve 1940 yılında boşanma ile sonlandı. Donanma Davası Kemal Tahir, bahriyede görevli kardeşi Nuri Tahir, Nâzım Hikmet, Hamdi Alev, Emine Alev, Hikmet Kıvılcımlı, Fatma Nudiye Yalçı, Kerim Korcan, Mehmet Ali Kantan, Seyfi Tekbilek ve Hüseyin Durugün'le beraber "askeri isyana tahrik ve teşvik" suçlaması ile 13 Haziran 1938'de tutuklandı. Suçlanmasının nedeni astsubay olan kardeşi Nuri Tahir'e Sabahattin Ali'nin bir kitabını vermek idi. "Donanma Davası" veya "Bahriye Olayı" diye adlandırılan bu dava nedeniyle Donanma Komutanlığı Mahkemesi'nde yargılandı, 15 yıl ağır hapis cezasına çarptırıldı. Cezaevi yılları Çankırı, Çorum, Kırşehir, Malatya cezaevlerinde 12 yıl hapis yattı. Hapishanedeki yıllarını okuyarak ve "sarı defterine" yazarak geçirdi. Takma isimle mizah öyküleri ve polisiye romanlar kaleme alan yazar, 1954 yılına kadar "Kemal Tahir" adını eserlerinde kullanamadı "Göl İnsanları"'na alacağı iki öyküsünü hapisteyken Cemalettin "Mahir" takma adıyla Tan'da yayımladı. Hapishane yıllarında Fatma İrfan Hanım'a yazdığı mektuplar "Kemal Tahir'den Fatma İrfan'a Mektuplar" adıyla; Nazım Hikmet'in kendisine yazdığı mektuplar "Kemal Tahir'e Mapushaneden Mektuplar" adıyla basıldı. Cezaevinden çıktıktan sonraki yaşamı Yazar, 1950'de çıkan aftan yararlanıp serbest kaldı. Cezaevinden çıkar çıkmaz ikinci eşi Semiha Sıdıka Hanım ile evlendi. Çiftin evliliği Kemal Tahir'in 1973'teki vefatına kadar sürdü; çocukları olmadı 1950'li yıllarda Körduman, Bedri Eser, Samim Aşkın,
F. M. İkinci
F. M. İkinci
, Nurettin Demir, Ali Gıcırlı gibi takma isimle kitaplar yayımlamayı sürdüren Kemal Tahir'in Amerikalı yazar Mickey Spillane'den çevirdiği "Mayk Hammer" dizisi büyük ilgi gördü. Orijinal kitapların tamamını çevirdikten sonra "Mayk Hammer'in Yeni Maceraları"'nı yazmaya devam etti; böylece Kemal Tahir'in kaleminden dört yeni Mayk Hammer romanı ortaya çıktı. 6-7 Eylül olayları sırasında bir kez daha tutuklandı, Harbiye Cezaevi'nde 6 ay yattı. 14 ay kadar Aziz Nesin ile birlikte kurdukları Düşün Yayınevi'ni yönetti. Metin Erksan, Halit Refiğ, Atıf Yılmaz ile senaryo çalışmaları yaptı. Kemal Tahir'in ilk önemli eseri olan 4 bölümlük Göl İnsanları uzun öyküsü Tan gazetesinde tefrika olarak yayınlandı, eser 1955'te kitap olarak basıldı. Bu eserde yıllar sonra ilk defa kendi adını kullandı. Romancılık dönemi Göl İnsanları'nı yayımladığı 1955 yılında bir köy romanı olan Sağırdere romanı da yayımlandı. Sağırdere (1955) ve onun devamı olan Körduman'da (1957) Çankırı'nın Yamören köyünden Mustafa'nın serüvenini merkez alarak köylünün sorunlarını, etik değerlerini, köyün ekonomik yapısını, tarih içindeki bağlarından koparmadan sergiledi. Mütareke dönemi İstanbul'unu konu alan Esir Şehrin İnsanları'ndan (1956) sonra yayımlanmış olan Körduman'ı; eşkıyalık olgusuna eğildiği Rahmet Yolları Kesti (1957), Çorum bölgesi insanlarını anlatan roman üçlemesinin ilk iki kitabı Yediçınar Yaylası (1958) ve Köyün Kamburu (1959) izledi (Üçlemenin son kitabı, 1970'de yayınlanan Büyük Mal adlı romandır ). 1960'tan sonra tüm dikkatini Osmanlı tarihi ve toplum yapısına yönelterek, devlet, Doğu-Batı çatışması, Batılılaşma ve mülkiyet gibi sorunları derinden kavramaya uğraştı; araştırmaları sonucu resmi tarih söyleminin karşısında, Osmanlı Devleti'nin kültürel ve siyasi mirasını sahiplenen bir romancı haline geldi. Kemal Tahir'in kendisiyle, Osmanlı Devleti, Cumhuriyet ve Batılılaşma ile hesaplaşmasının sonucu olarak 1965 yılında Yorgun Savaşçı adlı romanı ortaya çıktı. Resmi tarih söylemine aykırı görüşler içeren bu eser, tarihi çarpıtmakla eleştirildi. 1980 yılında romanın TRT tarafından filme çekilmesi ile yeniden gündeme gelen eleştiriler, 1983'te filmin başbakan Bülent Ulusu'nun emri ile yakılmasına yol açtı. 1965 yılının Nisan ayında Cumhuriyet Gazetesi'nde tefrika edilen Bozkırdaki Çekirdek romanı, Kemal Tahir'in çok tartışılan eserlerinden birisi oldu. Bu eserde Köy Enstitülerinin tepeden inmeci bir yaklaşımla kuruluşunu eleştirerek iktidarla ters düştü. 1967'de en önemli eserlerinden birisi olan Devlet Ana yayımlandı. Osmanlı Devleti'nin kuruluşunu ele aldığı bu romanda "kerim devlet" kavramını ortaya attı. Batılılaşmayı eleştirdi. Yerli bir sosyalizm oluşturmaya çalışarak Marksistlerin tepkisini çekti. 1968'de Yorgun Savaşçı ile Yunus Nadi Armağanı'nı, Devlet Ana ile Türk Dil Kurumu Roman Ödülü'nü kazandı. Kemal Tahir, 1968'de aldığı davet üzerine SSCB'ye gitti. 1970'de akciğer ameliyatı geçiren Tahir, 21 Nisan 1973'te geçirdiği bir kalp krizi sonucu İstanbul'da yaşamını yitirdi. Cenazesi, Sahrayıcedit Mezarlığı'na defnedildi. Ölümünden sonra Yazarın "Namuscular", "Karılar Koğuşu", "Esir Şehrin İnsanları", "Dam Ağası", "Bir Mülkiyet Kalesi" romanları ölümünden sonra yayımlandı. Kemal Tahir kitaplarının yayının devam etmesi için ölümünden sonra eşi tarafından "Kemal Tahir Vakfı" kurulmuş; Kadıköy'deki hayatının son yıllarını geçirdiği ev, ziyarete açılmıştır. Yazarın kitapları Halit Refiğ, Metin Erksan, Atıf Yılmaz gibi yönetmenler tarafından sinemaya aktarılmıştır. Düşünceleri Düşüncelerindeki çıkış noktası Marksizm ile Türkiye gerçeği arasındaki bağlantı sorunuydu. Siyasi eylemlere de katılmış bir yazar olarak, Türkiye'de kendi algıladığı siyasal, sosyal, kültürel yapı ile Marksizmin sunduğu çözüm arasında bir çelişki görüyordu. Türk toplum yaşamına uymadığına inandığı batılılaşmaya ilişkin yargısı da Marksizmi yetersiz bulmasına bağlıydı. Çünkü Marksizm, "Türkiye'de 2. Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemlerinin siyasal ve kültürel uygulamalarını bir ticaret burjuvazisi devriminin sonucu" olarak değerlendiriyordu. Kemal Tahir ise böyle bir sınıfın varlığından kuşkuluydu. Böylece hem Marksizmin, hem de batılılaşmanın ürünü olan cumhuriyet dönemi resmi tarih görüşünün aşılması düşüncelerinin temel noktası oldu. Marx ve Engels'in doğu toplumlarıyla ilgili görüşlerini araştırdı. Cumhuriyet dönemi resmi ideolojilerinin dışında kalan Ömer Lütfi Barkan, Mustafa Akdağ, Halil İnalcık, Niyazi Berkes, Şerif Mardin gibi bilim adamlarının eserlerinden vardığı sonuca göre, Osmanlı-Türk toplumu, Marksizmin toplumların sosyo-ekonomik süreçte birbirini izleyen zorunlu aşamalar olarak gördüğü ilkel topluluk / kölecilik / feodalite / kapitalizm sürecinde yer almaz. Kendi kültürel ve sosyal yapısından kaynaklanan çok daha özel bir gelişme süreci, dinamikleri ile yapısal farklılıkları vardır. Bu nedenle batılılaşma, gerekli altyapısı olmayan bir topluma, soyut ve biçimsel bir üstyapı getirme çabasından başka bir şey değildir. Köklü bir ekonomik ve toplumsal devrim yapılmadan başlatılan tepeden inme uygulamalar taklitçiliktir. Bu ana fikir çerçevesinde eserlerinde Osmanlı toplumunun kölecilik ve feodalizmden çok farklı ve insancıl bir temel üzerine kurulduğunu anlatmayı amaçladı. Romanlarında da "Türk insanı ve Türkiye özeli" olgusunu ortaya çıkarmaya çalışmadı. Roman tamamen içinden çıktığı toplumun yapılanmasına bağımlıdır. Romanı diyalektik bir tür olarak anlamak ve insan muhayyilesine katkısını kavramak, romanın dünyayı belirlemek için sarfettiği çabaların biçimsel gerçekçilik tekniklerinin kullanımına bağlı olduğunu da anlamaktır. Don Kişot' un şövalye romanlarının kahramanlarına benzeme teşebbüsünün gülünçlüğü sadece model imkânsızlığı ışığı altında kavranabilir. Tam bu noktada Kemal Tahir'in önemi belirir. Zira Türk romanında bu meselenin taşını kaldıran ilk romancıdır. Romanları, Osmanlı Devleti'nin XIV. yüzyılda kuruluşundan XX. yüzyıla kadar Türk toplumunda bir Osmanlı sürekliliği arayışıdır. Toplumsal gerçekçi çizgide sürdürdüğü yazarlık yaşamında eserlerinde yalın bir dil kullandı. Bilhassa Orta Anadolu Türkçesini dilinin odak noktasına koydu. Diyaloglarla zenginleştirdi, karizmatik karakterler yarattı. Roman Esir Şehrin İnsanları (1956) -1 Esir Şehrin Mahpusu (1962) -2 Yol Ayrımı (1971)-3 Yediçınar Yaylası (1958) -1 Köyün kamburu (1959) -2 Büyük Mal (1970) -3 Hür Şehrin İnsanları (1974) Sağırdere (1955) - 1 Körduman (1957) -2 Rahmet Yolları Kesti (1957) Kelleci Memet (1962) Yorgun Savaşçı (1965) Bozkırdaki Çekirdek (1967) Devlet Ana (1967) Kurt Kanunu (1969) Namusçular (1974) Karılar Koğuşu (1974) Damağası (1977) Hikaye Göl İnsanları (1955) Senaryo Haremde Dört Kadın (1965, Halit Refiğ ile birlikte) Mektup Kemal Tahir'e Mapusaneden Mektuplar (Nazım Hikmet'le yazışmaları)