Bozkırdaki Çekirdek

·
Okunma
·
Beğeni
·
4820
Gösterim
Adı:
Bozkırdaki Çekirdek
Baskı tarihi:
Ağustos 2017
Sayfa sayısı:
456
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752732124
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Baskılar:
Bozkırdaki Çekirdek
Bozkırdaki Çekirdek
Bozkırdaki Çekirdek
Bozkırdaki Çekirdek
Türk eğitim tarihinin en orijinal girişimlerinden biri olan Köy Enstitüleri, üzerinde konuşulması ve yazılması tabu sayılan konulardan biridir bir bakıma. Kemal Tahir, "Bozkırdaki Çekirdek"te, diğer romanlarında da yaptığı gibi bu tabuyu yıkmaya çalışarak Türk toplumunun Osmanlı'dan Cumhuriyet'e uzanırken bazı devrimleri yukarıdan aşağıya uygulamak
zorunda kalışını gözden geçirir. 

Nisan 1965'te Cumhuriyet gazetesinde tefrika edilen "Bozkırdaki Çekirdek", dünya eğitim tarihinde de reform olarak değerlendirilen Köy Enstitüleri'ni anlamamıza da yardım edecek bir Kemal Tahir klasiği...
(Tanıtım Bülteninden)
565 syf.
·Beğendi·9/10
Fütursuz ve hoyratça bir vurdumduymazlıkla, daha önceden odamın köşesine attığım çoraplarımı loş ışıkta fare zannetmek suretiyle suni kalp krizleri geçirip , içtiğim birayı da soluk boruma kaçırıp , söz konusu solunum sistemimin uzunluğunu pancar motoruna dönen ciğerlerimden kopan öksürüklerle keşfederekten , yediğim fındıh fıstığı da ağzımdan burnumdan fışkırtıp sondaj vurulmuş alan üzerine kurulan petrol kulelerine dönerekten huzurlarınıza çıkmış bulunmaktayım sayın cevizkabukları ..Hepinize MERHABA!!! =)) Bildiğin, üzerinden 1 katrilyon volt geçmiş 0.001 ohmluk dirençlere döndüm korkudan.. Neyse efenim bu kısım kıssadan hisse olsun küpe diye kulaklarınıza ..Siz siz olun düzeni ,nizamı ve temizliği elden bırakmayın ..Not : SEN BENİ NAPCAN CİCİM !! DEDİĞİMİ YAP , YAPTIĞIMI YAPMA !! =))

Şimdi arkadaşım beni takip ediyorsan hep söylediğim bir şey var ! Nedir o ? Ne okursan oku ..Ama yazarın hayatını bir araştır, yazıldığı dönemi az biraz eşele .. Ben esasen Kemal Tahir'i , BABA yani namı diğer AZİZ NESİN sayesinde lugatıma seneler evvel sokmuş bir isimim .. Beraber Sultan Ahmet Cezaevinde yattıklarını ,6-7 Eylül olaylarında apar topar suçsuz yere gözaltına alınıp hapis yatırılarak idamlarının istendiğini , tıpkı Nazım Hikmet gibi kendisinin de bir bildiriden dolayı 15 sene yiyip 60 larda gelen afla özgürlüğüne kavuştuğunu falan çok çok iyi biliyorum .. Asıl bilmediğimse bu adamdaki ezber bozan zihniyet ve azimdi .. Muhalif gibi görünen ama mercek altına alındığında GAYET MATERYALİST bir yaklaşımın ürünü olan kitaplarıydı bilmediklerim.. İnceleme uzun olacak şimdiden kusura bakmayasınız ama Kemal Tahir bunu hakeden bir isim ..(O yüzden söyleyeyim uzun bir infodan sonrasında yani "KÖR İTİN ÖLDÜĞÜ YERDE" başlıyor esas inceleme .. ) Bu adamın neler yaptığını bilmeniz gerek okurken.. Öncelikle şunu belirtmem gerekiyor ki muazzam bir araştırmacı Kemal Tahir.. Yeri gelince bahsedicem incelemede bu konudan da.. Günde 4 saat yazıp geri kalan saatler boyunca araştırma yapmış .. Bu araştırmaları da öyle eften püften değil bildiğin arşivlere , eski gazetelere dalıp konu başlıklarını tek tek tarayarak yapmış..Hatta bu araştırmaları Notlar adı altında sanırım 5 cilt olarak basılmış.. Beni en çok kendine çeken yanı ise "tarihe" olan tutkusu .. İşlediği tüm kitaplarında olaylara "BAMBAŞKA" bakabilmeyi başarabilmiş bir isim kendisi .. Sık sık kullandığı bir cümle var kendisinin : "Yahu yine aldandık." Sürekli araştırıp, ince eleyip sık dokuyan ve sürekli sorgulayan bir bünye bu adamdaki .. Tabii bu romanlardaki "BAMBAŞKA" bakışlardan dolayı da bolca eleştiri almış, üstüne çok yıldırım çekmiş ..Ne sağdan , ne de soldan kendisine destek çıkan olmamış .. Bir kişi hariç : AZİZ BABA!!! Misal Yalçın Küçük ' ün zamanında çok tartışma yaratmış bir makalesi var Ebu Cehil (Cehaletin Babası) Kemal Tahir diye .. Diyor ki burda Yalçın Küçük sağ kesime hitaben : "Siz Peyami Safa'yı bize verin , biz de size Kemal Tahir'i verelim .. Sol buna rağmen kazançlı çıkacaktır." Anlayacağınız afaroz ediliyor .. Yalnız bu adamda bir Nesin'lik var ki geri adım atmamış söylediklerinden .. Görüşlerine katılırsınız katılmazsınız ama inkar edilemeyecek durum şudur ki olaylara tepeden ve objektif bakabilmiş ve yer yer çok ama çok doğru tespitler yapmış .. Esir Şehir 3 lemesine ve Kurt Kanunu üzerine okuduğum notlarda bunu açıkça gördüm.. Misal Esir Şehirde geçen solun zamanla silahlı bir komitacılığa evrildiği günlerde işte bu eseriyle yani sanatıyla yapılanların yanlış olduğunu belirtmiş .. Duygusal aptallıklar yapmanın ne yeri , ne de zamanı .. Silaha sarılmak nedir , aydın olanlar bizleriz diyip sanatıyla cevap vermiş o günlerde yapılanlara .. Kurt Kanunu desen keza yine Abdulhamit gibi çok tartışılan bir isimi "o günlerde" bir romanın içine katık etmek çok büyük CÜRET isteyen bir iş.. Yorgun Savaşçı'nın 12 Eylül döneminde YAKILDIĞINI da ekleyeyim .. Bir de bunlara ek olarak ,bu adamın yazdığı romanların şöyle güzel bir opsiyonu var ki , belli bir sıra ile okunduğunda yapıtları kabataslak bir kronolojik sırayla Osmanlıdan günümüze tarihimizin çok tartışılmış konu başlıklarını getiriyor önünüze.. Bu yüzden okumadıysanız muhakkak bir şans verin ..Edebi bilgisine çok güvendiğim bir sahaf abimizin dediği gibi : Edebiyatımızda 3 tane Kemal vardır .. Yaşar Kemal , Orhan Kemal ve Kemal Tahir...

Şimdi incelemeye başlayabiliriz .. Ben bir bira açıp arkaya da DAVARO soundtracki açayım .. Çok kafa açan bir parça .. Bunu youtube dan kaldırsalar töbe inceleme yazamam! =)) Size de tavsiye ederim .. Kemal Sunal'a da selam olsun burdan ..
https://www.youtube.com/watch?v=49yRVc61nrQ

FÜT FÜT FÜT... KORT KORT KIRT .. Oh mis !!

Ey sen buralara kadar yılmadan okuyan sevgili KİKİRİK! Bu kitap toplumcu gerçekçi köy romanı adı altında incelenmesi gereken bir eser .. YALNIIIIIIIIZZ.. Bir miktar ÇUVALDIZ aroması da ihtiva ediyor .. Bu özelliği göz önüne alındığında diğer köy romanlarında sergilenen al yanaklı köylüler , güzel yurdum insanı figürlerine burda rastlamanız biraz zor .. O yüzden, "Haydi Bükem giy trekkinglerini de bir koli organik köy yumurtası alalım yanına da inekten süt sağar içeriz dersen YOKOLURSUN !! Dalından koparıp yemeye meylettiğin o organik kayısının çekirdeği boğazında kalıverir !! Romanın esas teması o dönemki hükümetin ,köy enstitüleri üzerinden uyguladığı yanlış politikalar .. Tabii bu görüş tamamıyle Kemal Tahir'e ait .. Zaten roman içerisinde arada sırada neler oluyor diyerek teftişe gelen müfettiş Şefik 'in ağzından da yapılanları SORGULAYIP bizlere aktarıyor .. Romanın ismi bu açıdan çok manidar .. BOZKIR , Kastamonu - Çankırı - Çorum kesişiminde yer alan Anadolu topraklarını , ÇEKİRDEK ise bu toprak parcası üzerinde yer alacak ve YEŞERECEK olan Köy Enstitüsünü sembolize etmekte .. Yalnız Yozgat olsaydı tüm incelemelerimde işlemiş olduğum "Yozgat tezimi" çok sağlam temellere dayandırmış olacaktım .. Teğet geçtik ! =(( Neyse efenim .. Roman içerisinde 3 ayrı zümre yeralıyor tıpkı Laff a Lympics olimpiyatlarında olduğu gibi .. Başkentteki kokuşmuş siyasi kadro , öğretmenler ve GERÇEK KÖTÜLER olarak arzı endam eden toprak ağası etrafında toplanmış cahil ve gerici köylüler.. Pek tabii içlerinde iyileri , hem de çok iyileri de var .. Misal öğrenciler bu gruba alınabilir .. Peki Kemal Tahir 'in eleştirisi neye ? Gelin açıklayayım size ..

Sayın caniko , biliyorsunuz ki insanlık teeee tarih yazımının başladığı günden beri daha çok özgürlük ve daha çok bilinç diyerek yollara düşmüş ve gelişmeye çalışmış aydınlanma öncesinde.. Böyle olunca ilk aşamada ,

TABİAT tez + TOPLUM anti-tez = MEDENİYET sentez

Daha sonrasında , yani ikinci aşamada ise ,

TOPLUM tez + BİREY anti tez = DEMOKRASİ sentez...

Aydınlanmanın tarihi , bireylerin , başka bireylerin "sultasından" kurtulmasının tarihidir esasında .. Önce dinler (bkz : kilise, engizisyon ve ruhban takımı ) , sonra soylular (bkz: krallar , derebeyler ve feodal yapı) , nihayet sanayii ve ticaret burjuvazisi (bkz: tröstler , oligopoller ve karteller) BUNLARDAN KURTULUNACAK diyor adamlar .. E şimdi bizim durumumuza baktığımızda , özellikle romana baktığımızda KENEVİR yetiştiren ve belinde ince kılıçla dolaşan , halkı korkutup yıldırmış RUFAİ dervişi çakması bir din bezirganı var karşımızda .. Soylulara bakalım dersen bizim o günlerde tamamlanmış bir sanayii devrimimiz yok . Zaten olanı da kaçırmışız .. Dolayısıyla Aziz Nesin'in dediği gibi bizdeki burjuva yaratma anlayışı sosisi kıyma makinasından geçirip mamulu İNEK bazında beklemek oluyor .. Yani ? Yanisi şu cicim! Bizimkiler olayı çok ama çok yanlış anlamış vaziyetteler o günlerde .. Adnan Menderes'in o dönemde, "HER MAHALLEDE BİR ZENGİN YARATACAĞIZ!" açıklamaları bu açıdan çok ama çok manidar.. Eh olmayan burjuvazi ile ne tröst var ne de kartel .. Toprak ağalarından bahsetmeme gerek var mı ?!?!? Teze ve anti teze gelirsek.. Bizde ne tez var ne anti-tez .. İşte bu yüzden kelli o günlerde bizim önümüz uçsuz bucaksız SOĞAN + PATA"TEZ" =)) Kemal Tahir ' in eleştirisi de işte burda devreye giriyor .. Diyor ki , halen daha cumhuriyete güvenmeyen ve kurulan cumhuriyeti Osmanlı zanneden , sandıktan ,seçimden , demokrasi kavramından haberi olmayan bu insanlara eğitim vermeden bir bataklık üzerine kuruyorsunuz inşaa etmeye çalıştığınız bu (onların ağzıyla) ESDÜDÜYÜ! Bu topraklarda olduğunu iddaa ettiğiniz bu cevher , bu çekirdek cidden yeşerecek kıvamda olsaydı HİÇ BOZKIR , BOZKIR OLARAK KALIR MIYDI diyor .. Sonu itibari ile de 5 tepsi keteyi size susuz yediriyor .. Bundan dolayıdır ki kitabı bitirdiğinizde bir hınç ve öfke patlamasıyla kapatıyorsunuz kitabı .. Tavsiye ediyor muyum ? NET EFSANE ! NET !!

Bkz: Oh sinyor Tuco !! Ne mübarek bir adamsın sen !!

Esen kalınız , İŞSİZ KALINIZ !! =))


Not : İslamda tarikatları araştırdığım dönemden biliyorum ki Rufai dervişleri cidden kılıç ve şiş taşıyan adamlar .. Yani adam cidden ona kadar detaya inmiş cicim..
456 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Ne desem ne yapsam bilmiyorum. Kitabı az önce okudum ve bitti ama ben böyle kitapları okumak istemiyorum ya!

Bozkırdaki Çekirdek demiş ya çok haklı ya gerçekten,çok haklı!
Bu lanet topraklarda mı var yoksa bizlerde mi?
Bu Bozkır denilen yer Anadolu mu? Çekirdeği nerede o zaman...

Çekirdeği yok işte,yok! Çekirdeği olsa zaten o çekirdek yeşermez mi be, kuru kalır mı bu Anadolu, Çekirdeği olsa şu lanet bozkırın, bozkır kalır mı adı?

Dedim ya, ben gerçekten bu tarz kitaplar okumak istemiyorum ya. Görmek istemiyorum bizim iğrenç insanlarımızı.
Küfür etmek istemiyorum ya ben, lanet okumak istemiyorum ama ne kadar pis,iğrenç ve aşağılık insanlarımız var.

Türkiye Cumhuriyeti işte, kaç tane yıkıcı savaştan çıkmış, diyor ki insanlarımızı eğitelim. Hangi insanı? İnsan mı var senin toprağında, önce onu bi' sorsak...

Tabii, para yok pul yok. Üniversite yok! Kimi, nerede eğiteceksin?
Bi' akıl Köy Enstitüleri diye köylere eğitimi götürmeye çalışıyorlar. Köydeki o çocukları eğitelim de onlar öğretmen olsun. Sonra da onlar eğitsin diğerlerini... Anadolu ya cidden Anadolu! Savaşlardan çıkmış öğretmeni yok daha...

Sonra da işte kurmaya çalışıyorlar bu enstitüleri. Ne güzel çabalıyorlar ne güzel uğraşıyorlar. O köy çocukları ile beraber dağın başına gidip çadırlar kuruyorlar. Bina yok ortada, iki tane tuğla bile yok! Kalkıp okul yapmaya çalışıyorlar. Ne kadar güzel değil mi eğitime verilen önem...

Ama,ama bu insanımız aşağılık insan. Öyle kalkıp işte savaşlarda koca koca gülleleri sırtlarında taşımışlar demeyin. Pislik bizim insanımız,medeniyet görmemiş mağara adamı!

Eğitim ne bizim için diyen "cahil sürüsü" Köy Enstitülerine de karşı çıkıyor. Keşke sadece karşı çıkmakla da kalsalar...
Her pislik onlarda, uyuşturucu kullanmak onlarda, hırsızlık yapmak onlarda. Dini çıkarları için kullanmak onlarda.

Ben gerçekten böyle kitaplar okumak istemiyorum ya! Hani güzellikleri görmek istiyorum ben. Çalışkan insanlarımızı, dürüst insanlarımızı...
Ama yok.

Bozkırdaki Çekirdek de bu işte. Çekirdeği mi var şu bozkırın ha?
İnsanımız hala cahil, hala aptal, hala mağara adamı...
Yerlere çöp atıyor hala
Dini çıkarları için kullanıyor hala
İnsanı insana kırdırıyor hala
O uçkuruna sahip çıkamıyor hala

Ama ben, tek başıma da olsa karşı çıkacağım tüm bunlara. Eğitebildiğim kadar insanı eğiteceğim. Geleceğimiz daha da aydınlık olsun diye...
Birisi illaki elini taşın altına koymalı,birisi kalkıp Bozkırın Çekirdeğini bulmalı. Cevherine ulaşmalı o çekirdeğin.

Ben hala umutluyum. Burada benim gibi yüzlercesi var ve hepimiz bu ülkeyi aydınlatacağız. Tüm o çevresi için çalışan, gelecek için çabalayan, hiç yüzünü bile görmeyeceği insanlar için gecesini gündüzüne katan, o güzelim, çalışkan insanlara selam olsun.

ASLA PES ETMEK YOK!

Okumak isteyen herkese iyi okumalar dilerim.
456 syf.
·8 günde·Beğendi
Sevgili Ebru Ince, külliyatını tamamlamış bir Kemal Tahir aşığı olarak, Mart ayı harika etkinliğin için eski değerlendirmelerimi paylaşmaktan öteye gidemiyorum. Naçizane kabul buyurmanı rica ediyorum...

Benim için Türk eğitim sisteminde Köy Enstitülerinin ve bu enstitülerde yetişen aydınların apayrı bir yeri vardır. Edebiyat alanında ise Kemal Tahir'in gönlümdeki yeri zaten tartışılmaz. Ee bu iki güzel değer, bir paydada buluşmuşsa, bu eseri okumanın önüne geçmek benim için pek mümkün değildi.

Ülkemizin bu güzel iki kıymetini harmanlayarak birkaç satır karalamak istiyorum. Önce biraz enstitülerin tarihinden bahsedip, ardından bu radikal kitap hakkında birkaç satır yazmak isterim.

En kısa ifadesiyle, Köy Enstitüleri dönemi , Anadolu'da ateşlenen bir eğitim meşalesinin, bir efsaneye dönüşmesi sürecidir. Cumhuriyetin ilk yıllarında, nüfusunun yüzde sekseni köylerde yaşayan ve neredeyse tamamına yakını okuma yazma bilmeyen, kişi başına düşen yıllık gelir ortalaması 134 Dolar olan halkımızın refah içinde yaşayabilmesi ve kalkınması için, devrim niteliğinde bir eylem şarttı. 15 Temmuz 1921 tarihinde Ankara’da gerçekleştirilen Maarif Kongresi'nde, Mustafa Kemal bu konuya değinerek, şunları söyler: "Bu yurdun gerçek sahibi ve toplumumuzun büyük çoğunluğu köylüdür. İşte bu köylüdür ki, bugüne kadar bilgi ışığından yoksun bırakılmıştır. Bundan ötürü bizim izleyeceğimiz milli eğitim politikasının temeli önce bilgisizliği gidermektir. Bir yandan bilgisizliği gidermeye çalışırken, öte yandan da yurt çocuklarını toplumsal ve ekonomik alanlarda etkin ve verimli kılmak için gerekli olan bilgileri uygulayarak öğretme yöntemi, ulusal eğitimimiz temelini oluşturmalıdır. Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize görecekleri öğrenimin sınırı ne olursa olsun, en önce ve herşeyden önce Türkiye’nin bağımsızlığına, kendi benliğine ve ulusal geleneklerine düşman olan bütün unsurlarla savaşma gereği öğretilmelidir. "

Bu doğrultuda atılan ilk adım, Cumhuriyetimizin kurucularından Muallimler Birliği Başkanı Mustafa Necati'nin 20 Aralık 1925 te Eğitim Bakanlığı'na getirilmesiydi. Necati, göreve başlar başlamaz, üst düzey bir yönetim kadrosu oluşturdu. Bu yeni kadronun en dikkat çeken ismi 11 Mart 1926 da Bakanlık Levazım ve Alatı Dersiye Müzesi Müdürlüğüne atanan İsmail Hakkı Tonguç' tu. Mustafa Necati'nin 1929 yılındaki ani ölümüne kadar, sürdürülen çabalar hâlâ bir sonuç vermemişti,eğitim ve öğretim köylerimize hâlâ ulaşmamıştı. Dönemin başbakanı İsmet İnönü 14 Mart 1934 te CHP parti grubunda yaptığı bir konuşma sırasında yine bu konuyu gündeme getirir ve bunun üzerine Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal, Saffet Arıkan'ı Eğitim bakanı olarak atar.Çünkü Arıkan, köylücülük, Anadoluculuk ve ırkçılık gibi ideolojileri bakanlıktan uzak tutacak bir isimdi. Saffet Arıkan da ilk iş olarak İsmail Hakkı Tonguç'u İlköğretim Genel Müdürlüğüne getirir. Derhal Eskişehir Mahmudiye' de ilk eğitmen kursu açılır. Zamanla yaygınlaşan bu eğitim kurslarında yetişen eğitmenler sayesinde, binlerce köylü çocuğu ilkokulun üç sınıfını başarı ile bitirmişlerdir.
3 Ekim 1937'de Eskişehir Çifteler ve İzmir Kızılçullu da olmak üzere ilk iki Köy öğretmen okulu açılır. Arşivlere enstitü olarak geçmeyen bu isim sizi şaşırtmasın, zira o dönemde henüz gerekli yasa yürürlüğe girmediği için, enstitü ismi resmi olarak kullanılamadı.

Mustafa Kemal'in ölümü ile oldukça sarsılan ve göreve devam edemeyeceğini belirten Arıkan istifa eder. Artık yeni cumhurbaşkanımız İsmet İnönü, yeni Milli Eğitim Bakanımız ise Hasan Ali Yücel'dir. Yücel, devrimsel boyutta yenilik ve çalışmalara imza atmış, 17 Nisan 1940 tarihinde 3803 sayılı Köy Enstitüleri Yasasını çıkarmış ve Tonguç ile işbirliği içerisinde 21 enstitünün kuruluşuna öncülük etmiştir. Amma velakin 2.Dünya Savaşının akabinde başlatılan karalama kampanyaları neticesinde Yücel'in faaliyetlerine ket vurulmuş ve rızası dışında Enstitülerin içeriklerinde değişiklikler yapılmıştır. Bu baskılara dayanamayan Yücel 1946 yılında bakanlık görevinden ayrılmıştır.

Türk eğitim tarihimizde Saffet Arıkan ve Hasan Ali Yücel'den sonrası ise ne yazık ki yok. Yücel’in yerine getirilen Reşat Şemsettin Sirar ve 1951 de başlayan Demokrat Parti dönemi ile birlikte laiklik karşıtı görüşler hep ön plana geçmiş, dini unsurlar artmış ve Atatürk Cumhuriyetinden ödünler verilmiştir. Demokrasi adına verilen ilk kurban ise ne yazık ki Köy Enstitüleri olmuştur.

Köy Enstitülerinde öğrencilerin yazlık toplam tatil süreleri 45 gündü ki isteyen öğrenci bu süreyi kullanmadan derslere devam edebilirdi. Zira enstitülerden, yaz kış demeden eğitimci eksik edilmezdi. İlkokuldan sonra 5 yıl süreyle eğitim verilen enstitülerde haftalık ders saati 44 tü. Bu 44 saatin 22 saati genel kültür ve meslek dersleri, 11 saati tarım faaliyetleri ve 11 saati de iş teknik derslerini kapsamaktaydı. Diplomalarda öğretmenlik mesleği ibaresinin yanısıra, bir iş (inşaat, onarım, bakırcılık, demircilik vb.) ve bir de tarım ustalığı (küçükbaş hayvancılık, kümes hayvancılığı, sığır yetiştiriciliği, botanik vb.) ibaresi ekliydi.

İşte böyle güzelliklerden sonra "nerden nereye" demekten alıkoyamıyor insan kendini...

Büyük üstad Kemal Tahir de'' Bozkırdaki Çekirdek"adlı eserinde, Köy Enstitülerini iyisiyle kötüsüyle yatırmış masaya. Enstitüler hakkında doğrudan bilgiler sunmuyor bize lakin Çankırı, Çorum, Kastamonu üçgeninde kurulan bir Enstitüde, öğrenciler, öğretmenler ve müfettişler arasında geçen diyaloglar aracılığı ile herşeyi yansıtıyor bize. Her zamanki gibi yine keskin , net ve cesur bir şekilde tavrını ortaya koyuyor Tahir. Bir Anadolu çocuğu olmamasına rağmen, eserlerindeki muhteşem şive kullanımını ise yıllarca mahpuslarda yatmışlığına ve Anadolu insanıyla can ciğer dost, kardeş olmasına bağlıyor Kemal Tahir.

Köylülerin eğitim seviyesinin yükseltilmesi için enstitülerden önce kurulu düzenin değiştirilmesi gerektiğini söylüyor yazar. Mesela romanımızda bir köy ağamız var, Zeynel Ağa... O ve yandaşları, gençlerin enstitüler yerine hafızlık okullarına gitmelerini savunuyor. Enstitülerin dinsiz imansız gavur icadı olduğunu, eğitmen Emine Hanım'ın ise erkek gibi pantolon giyen ahlaksız bir musibet olduğunu haykırıyor ve "Gavur Esdüdü" tabirini tüm köylüye aşılamaya çabalıyor. Zeynel Ağa kim derseniz ;köyde bir dediği iki edilmeyen, bütün işi gücü cinci hocalara cinsel güç arttırıcı muskalar yaptırmak olan bir uyuşturucu kaçakçısı... Ama olsundu, Zeynel Ağa abdestinde namazındaydı, ağzından Allah kelimesi düşmüyordu !

Ha bir de köyün dervişi var tabi Emine Hoca'ya tutulan...Tecavüz etmek maksadıyla kaçırıyor Hoca Hanımı. Çünkü olası bir tecavüzün ardından, mahkeme namus gerekçesi ile Emine ile Derviş'in evlenmesine karar verecektir, zira bu çok yaşanmış ve gerçekleşmesi kesin bir hükümdür.

1965 yılında Cumhuriyet gazetesinde tefrika edilmiş olan bu roman, diğer tüm Kemal Tahir romanları gibi yakın geçmişimiz hakkında fikir sahibi olmak isteyen okurlar için bulunmaz bir nimet.
Tek partili hayat,köy,köylü,din istismarı,bürokrasi ,eğitim gibi konuları ele alan romanımızda ,dönemin toplumsal yapısına ciddi derecede eleştiri de söz konusu...

Kalemine, yüreğine, canına sağlık Kemal Tahir...

️***Seni bilmem ama ben usandım mucizeler memleketi vatandaşı olarak yaşamaktan. Hem mucizeden mucizeye hopluyoruz hem kıçımızda donumuz yok.
️***Toprağın üstünde ne var ne yoksa silip süpürmüşüz. Ormanlarını kül edip yele vermiş, derisinin yeşilini, ayrıklarına kadar, sömürmüş, suyunu tüketmişiz! Şimdi sıra; en ince damardaki son kan damlalarına gelmiş. Buraları, böyle bozkır yapan bizdik. Son kan damlası da tükenince, toprağı yiyeceğiz, gücümüz yetmediği için, yalnız yalçın kayaları bırakacağız! Evet, tarihte hiç bir insan, hiç bir toprak parçasına böyle düşmanlık etmemiştir.
️***Kurtuluş savaşı aslında Yunanı değil, Milletin ters bahtını yenmişti. Biz, bilgisizliği, geriliği mi yenemeyecektik.
️Anadolu insanının hürlüğünün hiç aşınmayan iki ana dayanağı vardır: Çile çekme gücü... Azla yetinebilme alışkanlığı... Bu iki zenginliğini hiçbir kumarcı, hiçbir oyunda kaybedemez. Geleceğimizin umudu bu iki zenginliğe bağlıdır.
️***Her köyde bir Mustafa Kemal... Nerde o mutlu günler?
494 syf.
Hakan S./Duvar/ hocamın gerçekleştirdiği Kemal Tahir etkinliği kapsamında okuduğum 2. eserdir. Cumhuriyet’in toplum yapısını ortaya koyduğu ve onu yönlendirmesi uygulamaları içinde en önemli örneklerinden biri olan Köy Enstitülerinin kurulması çabasını gözler önüne koyan eleştirel bir romandır Bozkırdaki Çekirdek. 1940’ta öğretmen ve eğitmenleriyle öğretmen yetiştirmek, toplumu aydınlatmak ve ileri taşımak amacıyla kurulmaya başlamış ve 1946-1947 yıllarında kapatılmış kurumlardır. Eser’de Kemal Tahir 1943 yılında açılan bir köy enstitüsünün zorlu kuruluş öyküsünü kendine has bir üslupla anlatmaktadır. Bu sırada karşılarına çıkan bir sürü zorlukları sıralama yoluna gitmiştir. Bu zorluklar daha kitabın başında Bakanlıkta istemeyen yetkililer ile milletvekilleri; kurulacak yere yakın çıkarlarına ters gelen köy ağası ve yardakçıları; enstitülerin kuruluş amaçlarını, uygulamalarını ve anlayışlarını çok ütopik bulan öğretmenler ve doğanın kendisini Kemal Tahir’in yazım üslubu olan bolca diyaloglar eşliğinde karşımıza çıkmaktadır. Köy Enstitüleri ile ilgili olan bu eseri naçizane tavsiye ederim.
442 syf.
·16 günde·Beğendi·10/10
Kemal Tahir'in önde gelen şaheserlerinden biri. Tek parti döneminde aydınlanma hareketi içinde geliştirilen bir proje olan köy enstitülerinin hangi şartlarda ve nelere karşı gelerek kurulmaya çalışıldığının eleştirel bir üslupla roman havasında aktarılmasıdır bu eser.

Köy enstitülerinin kurulmasına karşı bir yandan Ankara'daki yüksek zümrenin ayak sürümeleri, bir yanda Anadolu köylüsünün cehaleti ve diğer yanda ise kişisel çıkarları için insan canını hiçe sayan yerel çıkar kümelerine karşı bir avuç idealist insanın her türlü doğa şartlarına karşı da direnerek hayallerini gerçekleştirmeye çalışmasını anlatan bu roman da yazarın diğer romanları gibi bir nefeste okunuyor.

Yoğun diyaloglar ve aksiyon dolu olan bu romanı da canınız hiç sıkılmadan okuyacaksınız.
Sözün güzelliği kısalığındadır.


Türk eğitim tarihinin en orijinal girişimlerinden biri olan Köy Enstitüleri, üzerinde konuşulması ve yazılması tabu sayılan konulardan biridir bir bakıma. Kemal Tahir, "Bozkırdaki Çekirdek"te, diğer romanlarında da yaptığı gibi bu tabuyu yıkmaya çalışarak Türk toplumunun Osmanlı'dan Cumhuriyet'e uzanırken bazı devrimleri yukarıdan aşağıya uygulamak zorunda kalışını gözden geçirir.

Enstitücülerin çevreden topladıkları yirmi iki çocuk ile başladıkları çalışmalar, köy çocuklarının aza kanaat ve çile çekme gücü alabildiğine sömürülerek sürdürülür. Ancak öğretmenlerin köylülerle olumlu ilişkiler kuramamaları yüzünden, zaten temelde köyün sosyo-ekonomik yapısına ters düşen uygulama zaman zaman çatışmalar doğurur

Kemal Tahir, Köy Enstitüleri'nin uygulama üzerine görüş ve tenkitlerini roman kahramanlarından müfettiş Şefik Ertem aracılığı ile sürdürür. Buna göre Enstitüler CHP düşüncesini ve iktidarının rahatça sürdürülmesi için kurulmakta, rejimin köyden çıkıp köye yönelecek bekçileri yetiştirilmek ister. Ancak geçmişinde alabildiğine hür bir düzen içinde yetişmiş olan Anadolu köylüsü yapısına yabancı uygulamaların baskıcı tatbikatına karşı direnir. Bu direnişler Batılılaşma hareketlerinin devlet tarafından yürütülmeye başlandığı tarihten itibaren içe dönük bir tavırla, kendi kabuğuna çekilme yolu ile gerçekleşir. Tohumun toprağa düşüp yetişmesi, filiz vermesi söz konusu olamaz. Aksi takdirde çıkan filizler budanacak çekirdek de çürüyüp gidecektir.
456 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10
Dönem romancısı Kemal Tahir bu eşsiz romanında, Anadolu'yu kalkındırmaya ve aydınlanmaya faydası olacağı düşünülerek açılan köy enstitüleri konusuna parmak basmış.
Anadolu'nun herhangi bir köşesindeki herhangi bir topluluğa (Romanda Kastamonu-Tosya bölgesi seçilmiş) bu değişimi götüren ve ahaliye kabul ettirmeye çalışan bir kaç "ülkücü" ya da "ülkü sahibi" eğitmen ve çevrelerine topladıkları köylü vatandaşın, dönemin egemen gücüne, ağalık ve feodal sistemine, cahil halka ve din bezirganlarına karşı verdikleri savaşı onların dilinden - lehçesinden anlatarak bir destana imza atmış.
İkinci Paylaşım Savaşı sırasında toplumdaki Hitler hayranlığı, dönemin yobaz ve softa kesimi tarafından Hitler'in gizli Müslüman-Mehdi konumuna getirilmesi, dünyayı ele geçirdikten sonra İslamiyeti tüm dünyaya kabul ettireceğine inanılması da romanın arka planına yerleştirilerek verilmiş.
Yazılanların tamamının eksiği yok fazlası var.
Ve benzeri aydınlanma mücadelesi bu topraklarda farklı şekil ve fikirlerle hala sürmektedir.
Bu güzel eseri Kemal Tahir'in tüm eserleri gibi kitapsever dostlara şiddetle tavsiye ediyorum.
456 syf.
·13 günde·Beğendi·8/10
...yaşamın gerçeklerinden...gerçek olan da ne ....inançlar ,hayaller,engeller,azim ....kolay zor...iyilik kötülük....sevgi nefret... Anadolu...yaşam dolu...çıkarlar...idealler...kavgalar....barışlar...kısaca yaşamın gerçekleriyle dolu dolu bir eser...siz hala okumadınız mı.... ;)
443 syf.
·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
"İstedigimiz, köy yaşayışında öncü, sözü geçer, saygılı, kendine fikir sorulacak, akıl alınacak insanı yetiştirmek..."

Bozkırdaki Çekirdek köy enstitülerin kuruluş aşamasındaki yaşanılan zorlukları anlatmış.
Ensititülerin amacı, bozkırlarda saklı kalmış çekirdeği yeşertebilmek...cevherli insanları gün yüzüne çıkarmak... eğitmek...kendisiyle birlikte toplumu kalkındırmayı öğretmek...
Kemal Tahir e göre; enstitülerin kuruluş felsefesi tam anlamıyla topluma anlatılmadan zemin ve şartlar oluşturulmadan, köylüyü anlamadan, köylü tanınmadan kuruluş aşamasına geçilmiş... Tepeden inme emirle ve topluma dayatılarak kurulduğu için kuruluş amacı başarılı olmamıştır görüşünü savunmuş....Tahir' e göre; bozkırda yeşertilecek çekirdek yoktur. Çekirdek olsa adı bozkır olmazdı diyor. Çekirdeğin yeşerebilmesi için zeminin, ortamın, şartların da uygun olası gerek diyor....Bu bağlamda ensititüleri eleştirmiş...
O günün toplumsal ve siyasal yapısına, anadolu köylüsünün yaşam şekline ve dinin çıkarlar için nasıl kullanıldığına değinilmiş...
Kitap bitince, "o günden bugüne pek bir şey değişmemiş" olduğu hissine kapılıyor insan...
456 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Bir grup öğretmen ve öğrencinin köy enstitüsü kurma mücadelesi. Yüce bir ülküye ulaşmak için her şeyini feda edenler ile çıkarını kaybetmemek için her kötülüğe başvuranlar. Cehaletle savaşan adanmış bir nesil. Eğer çekirdeği olsaydı, bozkır kalır mıydı bozkır?
424 syf.
·7 günde·Beğendi·Puan vermedi
" Çekirdeği olsa, bozkır kalır mıydı bozkır?
.
.
. Kemal Tahir romandaki Şefik Ertem karakterinin ağzından ilk kez bu soruyu sorduğunda yıl 1967'ydi ve Köy Enstitü'lerinin kapatılmasının üzerinden sadece 13 yıl geçmişti. .
.
. Tahir'in Köy Enstitüleri'ne eleştirel ve onu sorgulayıcı bir bakışıdır aslında. Enstitülerin Anadolu'nun bozkırında saklı kalmış çekirdeğini yeşerteceğini, bir başka deyişle çorak topraktaki cevheri bulup işleyeceğini savunanların aksine Tahir, böyle bir cevherin aslında olup olmadığını varsa da devletin gerçekten de bunu ortaya çıkarmak isteyip istemediğini anlamaya çalışıyor. .
.
. Kastamonu, Çankırı ve Çorum topraklarının birleştiği yerde Dumanlıboğaz Enstitüsü'nü, yıl 1943, Temmuz'un 4'ü, günlerden salı, saat on bir buçukta, Halim Akın başkanlığında, Emine Güleç, Murat Ören gibi eğitmenler eşliğinde topladıkları yirmi iki öğrenci ile kurup eğitime başladılar. Tabi her zaman ve her yerde hazır ve nazır olan yobaz takımı, köyün en zengini olan Zeynel Ağa başı çekmek üzere Cinci Nezir, Deli Derviş gibileri de hep köstek oldular. Kahpe içerde olunca kapı kilit tutmazmış. Devletin de sessiz kalmasından ötürü boşa kürek çekmenin zorluklarını anlatmış üstad. .
.
. Bozkırdaki çekirdek yeşerirse ya kopuyor bozkırdan ya da eziliyor. Böylece bozkırın bozkır kalmasına çıkıyor sonuç. .
.
. Yaşamak için yeşermemeyi tercih ettiğiniz günlerin hayatınızda hiç olmaması dileğiyle
.
456 syf.
·168 günde·Beğendi·5/10
Türk tarihinin girişimlerinden olan Köy Enstitülerine bir bakışla güzel bir yolculuğa çıkıyor insan . Kemal Tahir in önemli yapıtlarından biri .
Son Osmanlı Padişahı Vahdettin,"Millet sürüdür ben onun çobanıyım" dediğini okuduğum zaman, dehşete düşmüştüm. Oysa ne kadar uygundur Osmanlı'nın millet anlayışına bu söz... Osmanlı'nın millet anlayışı budur, vatan anlayışı da MÜLK...
Kemal Tahir
Sayfa 290 - İthaki - 6. Baskı - 2012
Falınıza baksın bu cennetkuşu Müslüman kandaşlarım... Geceleri kuran okur, namaz kılar bu cennetkuşu... Kız mevlüdü söyleyerekten tespih çeker.
Kemal Tahir
Sayfa 94 - İthaki - 6. Baskı - 2012
...Eskiden beri ürkerim böyle adamlardan...Büyüye, muskaya inanır mıyım, hayır...Ürkerim nedense...Fanatik olurlar, nerde, n'apacakları kestirilmez.
Kemal Tahir
Sayfa 251 - İthaki Yayınları
" Değmesinler oluyor mu? Her şey pahalandı. Şeker beş kaymaya çıktı!"
" Orasını şehirlinin adamı düşünsün öğretmenim! Köylü kısmı şeker yemez evvel eski..."
Kemal Tahir
Sayfa 148 - İthaki Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Bozkırdaki Çekirdek
Baskı tarihi:
Ağustos 2017
Sayfa sayısı:
456
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752732124
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Baskılar:
Bozkırdaki Çekirdek
Bozkırdaki Çekirdek
Bozkırdaki Çekirdek
Bozkırdaki Çekirdek
Türk eğitim tarihinin en orijinal girişimlerinden biri olan Köy Enstitüleri, üzerinde konuşulması ve yazılması tabu sayılan konulardan biridir bir bakıma. Kemal Tahir, "Bozkırdaki Çekirdek"te, diğer romanlarında da yaptığı gibi bu tabuyu yıkmaya çalışarak Türk toplumunun Osmanlı'dan Cumhuriyet'e uzanırken bazı devrimleri yukarıdan aşağıya uygulamak
zorunda kalışını gözden geçirir. 

Nisan 1965'te Cumhuriyet gazetesinde tefrika edilen "Bozkırdaki Çekirdek", dünya eğitim tarihinde de reform olarak değerlendirilen Köy Enstitüleri'ni anlamamıza da yardım edecek bir Kemal Tahir klasiği...
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 294 okur

  • Metin Kılınç
  • Nagihan kılıç
  • AYŞE YAHŞİ
  • İsmail Yıldırım
  • Bahar Doğan
  • mustafa kemal
  • Murat KARAMEŞE
  • Hilal Dinçer
  • Nuray Şekercioğlu
  • Kemal Poyraz

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%1.9
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%22.2
25-34 Yaş
%25.9
35-44 Yaş
%27.8
45-54 Yaş
%11.1
55-64 Yaş
%7.4
65+ Yaş
%3.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%36.3
Erkek
%63.8

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25.3 (25)
9
%17.2 (17)
8
%26.3 (26)
7
%10.1 (10)
6
%2 (2)
5
%2 (2)
4
%0
3
%1 (1)
2
%0
1
%1 (1)