Bütün yaşamım boyunca başka zamanlara ve başka yerlere ilişkin bir farkındalığım olagelmiştir. İçimdeki öteki kişilerin hep farkındayım. Sözüme güven, sen okuyucum olacak kişi, sen de öylesin. Çocukluğuna geri dönersen; sözünü ettiğim bu farkındalığı çocukluğunun bir deneyimi olarak anımsayacaksın. O sıralarda henüz oturmamış, billurlaşmamıştın. Plastikten yapılma, akışkan bir ruh, oluşumdun; ah, oluşum ve unutuş sürecindeki bir bilinç, bir kimliktin.
Kimisi ölümün dehşet verici olduğunu düşünürken kimisi ölümün güzel olduğuna inanır. Bir hayaletle tanışanlar şanslı mı yoksa şansız mı olduklarını hiç bilmezler. Bildikleri diğer her şeyin gerçekliğinden de şüphe duyar hâle gelirler. Ancak gerçekten şanslı olanlar gördüklerini de duyduklarını da unutur. Ötekileri ise hikâyedeki dok-torunki gibi bir son bekliyor olur genelde: belirsizliğin içinde yitirilmiş ve kargaşada kaybolmuş bir zihin.
ağaçlar onu soğuk ölümden korudularsa da yaşamın sıcak kucağına bırakmamışlardı. Arada sıkışmış olduğuna inanırdı hep Yemintutan. Arkadaşı hiç yok değildi ama ölülerin yanına ait olmadığı gibi yaşayanların yanına da ait değildi o.